yöre ile cümle

yöre kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Arpaçay ve Yöresi, İst.Psalter und Harfe wacht auf!
Artık basılan yemek kitapları ile yöresel yemekler de bilinir hale geldi.Es ist weit verbreitet, selbst zubereitete Hausmannskost zu essen.
Nevruz'da her yöre kendine has pilav çeşitlerinden hazırlar.In Peru hat jede Andenregion eigene Rezepte für die Zubereitung von Meerschweinen.
Tokat yöresinde "gül burnu" olarak bilinir.Im Volksmund wird die Grünanlage „Rosengärtchen“ genannt.
Yöreler ise birkaç kentten ibarettir.Viele Gemeinden haben auch mehrere Ortschaften.
Yörenin tek şarap fabrikası atıl durumdadır.Die Stadt hat den einzigen Weinbaubetrieb der Provinz.
Yörede somon balıkçılığı yapılmaktadır.Auf dem Mekong wird lokaler Fischfang betrieben.
Akkız: Yörede yapılan bir ot yemeği.Hochhaus: Es wird auf dem Stuhl stehend weiter gegessen.
Başka bir tatil yöresine gitmezler.Ein weiterer Ferienort ist Kıyıköy.
Kaplıca yöre halkı tarafından banyo amaçlı kullanılmaktadır.Der Erdfallsee wird noch gerne von der einheimischen Bevölkerung zum Baden genutzt.
Diğer oyuncuları ise yörenin insanlarıdır.Alle Schauspieler sind einfache Leute des Dorfes.
Bu yörede sadece çalı formasyonu varlığını koruyabilmiştir.Allein die Fähigkeit, Polizeihelme zu stehlen, ist geblieben.
Doğuca köyünün halkı 1530 tarihinden sonra Boyabat yöresine yerleşmiştir.Schon 1530 wurde das nächste Nachbarhaus an der damaligen Ecke zur Langengasse aufgekauft.
Ve kına gecesi yapılır yöresel oyunlar halaylar oynanır.Am Abend unternehmen sie gemeinsam Spiele und andere Aktionen.
Keyman yöreye özgü yiyecektir.Heiligenhaus gab Gebietsteile an den Stadtkreis Essen ab.
Yöreye göre değişik isimler alabilir.Sie haben lokal unterschiedliche Namen.
3. ve 4. yüz yıllarda yörede Hristiyanlık yayılmaya başladı.Im dritten und spätestens im vierten Jahrhundert hielt auch das Christentum in der Stadt Einzug.
Yörenin en büyük şehri Fairbanks aynı zamanda Alaska'nın ikinci büyük şehridir.Fairbanks wurde rasch die zweitgrößte Stadt Alaskas.
Haines Junction, Champagne ve Aishihik (Äshèyi) yörelerinde yaşarlar.Die Verwaltung erfolgt in Kooperation mit den Champagne and Aishihik First Nations.
Yöre halkına Ornais adı verilmektedir.Die Einwohner werden Orsennais genannt.
Mahalle'deki sokak ve meydan adları Rheingau yöresindeki şehirler ve yerlerin adlarını almıştır.Die Straßen und Plätze sind überwiegend nach Städten und Orten im und um den Rheingau benannt.
Yöresel adı Diktiri'dir.Die amtliche Ortsbezeichnung war Diécs.
Buna karşılık bu yörede devamlı yaşayan ahaliye de fazla tesiri olmamaktaydı.Die Stadt war aber nicht in der Lage, ein so großes Heer längerfristig zu versorgen.
Bir yörel hakim onun sürgüne gönderilmesini istemktedir.Sein Hof schien bereit, ihn ins Exil schicken zu wollen.
Ölümlerin çoğu Kapı Dağı yöresindeki bu kerpiç evlerde yaşandı.Viele dieser geweihten Stätten wurden auf den Bergen der Region angelegt.
Yörede, dağlık tesislerde kış sporları yapılmaktadır.In den Bergen des Oberlaufes wird Wintersport betrieben.
Şehir, Göller Yöresi'nde ormanlık bir kıyı üzerine kuruludur.Sie flüchten gemeinsam in eine Holzhütte am See.
1343'de ise Eretna Beyliği, yöreye egemen olmuştur.1343 wurde es formell dem Domkapitel unterstellt.
Yöre halkının çıktığı yaylalarda Haziran, Temmuz aylarında çeşitli şenlikler düzenlenmektedir.Bei den meisten Individuen findet dieser Fellwechsel im Juni statt.
Bu yörede üretilen petrol 1900 yılında dünya petrol üretiminin yarısını karşılamaktaydı.Sie erbrachten damals die Hälfte der Welterdölproduktion.
Yörede bunlara Hayat adı verilir.Die Einwohner werden Életotais genannt.
Yöreyi gezen Fransız kontu A.De.Aus dem Französischen von C. G. Allhusen.
Yörenin en güzel keşkeğinin bu mahallede yapıldığı söylenir.Diesmal soll die schönste Braut des Dorfes gefunden werden.
Pınarbaşı mahallesini Kırcaali ve Harmanlı yöresinden göç eden aileler kurmuştur.Dessen Verwandte belagerten und zerstörten daraufhin die Burg Upladen.
Bu festivalde geleneksel yöre yemeği keşkek gelen misafirlere ikram edilir.Sie werden zu repräsentativen Veranstaltungen der Stadt als Gäste eingeladen.
Şexanî: eskiden Halepçe yöresinde konuşulan lehçedir.Die Geschichte, wie wir einmal fast im Paradies gewohnt haben.
Yörelere göre de halkın rağbet ettikleri paralar değişiklik gösteriyordu.Zudem hätte die Anstalt nach einer Änderung den Staat Geld gekostet.
Yörenin bilinen en büyük yangın afeti bu olmuştur.C'est le plus important incendie constaté dans l'État.
Sıcak sıcak kavanozlara doldurulur. ^ "Iğdır Yöresel Yemekleri".''Ta soupe est trop chaude, on s'brûle les garaignons''.
Bu yiyecek yörede genellikle hastalara çabucak bir şeyler vermek için yapılır.La bouillie est donc souvent donnée à manger aux malades.
Yörede "Manav" olarak anılır.Se prononce « Manlieu ».
Bazı yörelerde balona şişirgen olarak da bilinir.On parle de ballon dans certaines régions.
Ve kına gecesi yapılır yöresel oyunlar halaylar oynanır.Ils passent la soirée à jouer aux cartes.
Bu yörede bu evliyanın hakkında efsane derecesinde olaylar anlatılır.De curieuse questions se posent au sujet de ce mariage.
Kaplıca yöre halkı tarafından banyo amaçlı kullanılmaktadır.C'est un endroit prisé par les gens du coin pour la baignade.
Bölge Fransa'nın 29. en kalabalık yöresidir.Elle est la 29e plus grosse cloche de France.
Ayrıca Köroğlu'nun bu yörede de yaşadığı belirtilmektedir.À noter aussi que le Duce est aussi inclut dans la chambre.
Kırşehir Yöresi Abdallarının Din'i İnançları Üzerine Bir Araştırma.Un regard pastoral sur les communautés Ecclesia Dei.
Panama mutfağı Afrika, Karayipler, İspanyol ve yöre halklarının mutfaklarının özgün bir karmasıdır.La cuisine Bajane reflète ses influences africaines, caribéennes, créoles et européennes.
Diğer oyuncuları ise yörenin insanlarıdır.Les acteurs en sont les habitants eux-mêmes.
Köy halkı tamamen aynı yöreden gelmiştir.Oğuz Boyunun 21. Kolu olan Çepni Boyundandır.Il est très semblable à son prédécesseur, le 29er avec la même coque.
Bölge Fransa'nın 9. en kalabalık yöresidir.Elle est la 9e Miss France.
Şanlıurfa'da açık ekmek, bazı yörelerde de lavaş ekmeği ile tüketilir.Dans la région de Bordeaux, on trempait aussi du pain dans son vin.
Yöreye has geleneksel Besikler Sahinyuvali ustalar tarafından üretilmektedir.L'architecture traditionnelle alsacienne est représentée à travers les maisons à colombages.
Bölge Fransa'nın 95. en kalabalık yöresidir.Elle reste la 95e aire urbaine de France.
Bu yörenin strategos (eyalet valisi)'nin yıllık geliri 40 pund altındi.Quand cette chaire a été créée, le traitement de son titulaire était de 40 £ par an.
Paris aynı zamanda şehrin etrafındaki yöreye de ("Parisis") verilen isim olmuştur.Depuis cette période, le quartier est également connu sous le nom de « Petit Paris ».
Birch Creek (Deenduu) yöresinde konuşulur.Pour les articles homonymes, voir Birch Creek (homonymie).
Bazen bulunduğu yöredeki ormanı koruduğu söylenir.On peut enfin encore voir la grotte où il se réfugiait souvent.
Bu yöre, ayrıca İstanbul’un en önemli arkelolojik alanlarından biri olarak bilinmektedir.Le lieu est reconnu comme un des sites archéologiques majeurs du Danemark.

İlgili Sayfalar