yöre ile cümle
yöre kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Mahallenin gelenek, görenekleri genel olarak Diyarbakır yöresine benzemektedir.Avakaevandused näiteks liiva saamiseks on umbes sama vanad kui riiklus.
Erzurum yöresi folklorik yapısını benimsemiş farklı bir folklorik kültürü yoktur.Variant on folklooris vastava teose eksisteerimisvorm. ...
Bu halde olanaklı yöre boştur ve hiçbir çözüm bulunmadığı için en iyi optimal sonuç da yoktur.See on kõige põhilisem tasand, ilma milleta on võimatu lahendada keerulisemaid probleeme.
Yapılışı bu yörelere göre değişmektedir.Vastavalt sellele muutub nende käitumine.
Açılan bir sürü hukuk davasından ve yöre halkının verdiği mücadelelerden bahsetmeyeceğim.Am să sar repede peste multe procese şi multe acţiuni pentru implicarea comunităţii.
Açılan bir sürü hukuk davasından ve yöre halkının verdiği mücadelelerden bahsetmeyeceğim.Ich werde die Rechtsstreitigkeiten und Anstrengungen der Gemeinde nur anreißen.
Açılan bir sürü hukuk davasından ve yöre halkının verdiği mücadelelerden bahsetmeyeceğim.Ik ga snel vooruit, voorbij een hoop rechtszaken en veel betrokkenheid van de gemeenschap.
Açılan bir sürü hukuk davasından ve yöre halkının verdiği mücadelelerden bahsetmeyeceğim.Jag kommer snabbspola genom mänger av stämningar och mängder av samhällsegagemang.
Açılan bir sürü hukuk davasından ve yöre halkının verdiği mücadelelerden bahsetmeyeceğim.Jeg spoler forbi en masse retssager og masser af engagement i området.
Açılan bir sürü hukuk davasından ve yöre halkının verdiği mücadelelerden bahsetmeyeceğim.Je vous passe les nombreuses démarches juridiques et beaucoup d'engagement communautaire.
Açılan bir sürü hukuk davasından ve yöre halkının verdiği mücadelelerden bahsetmeyeceğim.많은 소송과 많은 사회적 약속들에 대한 이야기는 건너뛰겠습니다.
Açılan bir sürü hukuk davasından ve yöre halkının verdiği mücadelelerden bahsetmeyeceğim.Most inkább átugrok egy csomó pert, és sok közösségi szerepvállalást.
Açılan bir sürü hukuk davasından ve yöre halkının verdiği mücadelelerden bahsetmeyeceğim.Pikakelaan nyt lakijuttujen ja valtavan yhteisön työn ohi.
Açılan bir sürü hukuk davasından ve yöre halkının verdiği mücadelelerden bahsetmeyeceğim.Pominę sporą ilość pozwów jak i zaangażowaniu lokalnej społeczności.
Açılan bir sürü hukuk davasından ve yöre halkının verdiği mücadelelerden bahsetmeyeceğim.Rýchlo sa posuniem v čase cez množstvo žalôb a komunitnej angažovanosti.
Açılan bir sürü hukuk davasından ve yöre halkının verdiği mücadelelerden bahsetmeyeceğim.Saya akan mempercepat hal ini dengan melewati banyak gugatan dan banyak keterlibatan masyarakat.
Açılan bir sürü hukuk davasından ve yöre halkının verdiği mücadelelerden bahsetmeyeceğim.Teď přeskočím řadu soudních sporů a zapojení značné části komunity.
Açılan bir sürü hukuk davasından ve yöre halkının verdiği mücadelelerden bahsetmeyeceğim.Tive que ultrapassar muitos processos judiciais e obter a adesão da comunidade.
Açılan bir sürü hukuk davasından ve yöre halkının verdiği mücadelelerden bahsetmeyeceğim.Tôi sẽ phải đối phó với nhiều vấn đề luật pháp và tìm kiếm sự ủng hộ từ cộng đồng.
Açılan bir sürü hukuk davasından ve yöre halkının verdiği mücadelelerden bahsetmeyeceğim.Vado avanti veloce e sorvolo sulle tante azioni legali e sul grande coinvolgimento della comunità.
Açılan bir sürü hukuk davasından ve yöre halkının verdiği mücadelelerden bahsetmeyeceğim.Voy a obviar del relato un montón de demandas y mucho compromiso de la comunidad.
Açılan bir sürü hukuk davasından ve yöre halkının verdiği mücadelelerden bahsetmeyeceğim.Υπήρξαν και αρκετές αγωγές στις οποίες δεν θα αναφερθώ τώρα και μεγάλη συμμετοχή της κοινότητας.
Açılan bir sürü hukuk davasından ve yöre halkının verdiği mücadelelerden bahsetmeyeceğim.Ще превъртя напред през доста съдебни дела и доста обществена загриженост.
Açılan bir sürü hukuk davasından ve yöre halkının verdiği mücadelelerden bahsetmeyeceğim.Я не буду зупинятись на численних судових процесах та жителях, втягнених у цю ситуацію.
Açılan bir sürü hukuk davasından ve yöre halkının verdiği mücadelelerden bahsetmeyeceğim.Я не буду останавливаться на многих судебных тяжбах и большом содействии жителей прилегающих районов.
Açılan bir sürü hukuk davasından ve yöre halkının verdiği mücadelelerden bahsetmeyeceğim.נעבור מהר על הרבה תביעות משפטיות והרבה מעורבות קהילתית.
Açılan bir sürü hukuk davasından ve yöre halkının verdiği mücadelelerden bahsetmeyeceğim.سأتقدم سريعا نحو الأمام وأتجاوز الكثير من الدعاوى القضائية والكثير من المشاركات في المجتمع المحلي.
Açılan bir sürü hukuk davasından ve yöre halkının verdiği mücadelelerden bahsetmeyeceğim.部分の話は割愛しましょうかね 後に就任するブルーミング市長は協力的でしたが
Adı "çölün köşesi" demek. Ve bu yöre en fazla çölleşme ile ilişkilendirilen yerdir.Cái tên đó có nghĩa là "rìa của sa mạc" và khu vực đó có quan hệ mật thiết với việc sa mạc hóa.
Ama bunu yöreselleştiriyorlar.Aber sie lokalisierten ihn.
Ama bunu yöreselleştiriyorlar.Ale oni dopasowują to do rynku.
Ama bunu yöreselleştiriyorlar.Ale oni ho lokalizují.
Ama bunu yöreselleştiriyorlar.Dar au localizat-o.
Ama bunu yöreselleştiriyorlar.De ez régiónként változik.
Ama bunu yöreselleştiriyorlar.하지만 이를 지역화해서 사용하죠.
Ama bunu yöreselleştiriyorlar.Maar ze passen het aan aan lokale aspiraties.
Ama bunu yöreselleştiriyorlar.Mais ils le localisent.
Ama bunu yöreselleştiriyorlar.Mas contextualizam-na localmente.
Ama bunu yöreselleştiriyorlar.Men de gør det lokalt.
Ama bunu yöreselleştiriyorlar.Namun mereka melokalkan slogan global itu.
Ama bunu yöreselleştiriyorlar.Nhưng họ địa phương hóa nó.
Ama bunu yöreselleştiriyorlar.Però è localizzato.
Ama bunu yöreselleştiriyorlar.Pero lo hacen local.
Ama bunu yöreselleştiriyorlar.Αλλά του προσδίδουν τοπικό χαρακτήρα
Ama bunu yöreselleştiriyorlar.Але вони локалізують його.
Ama bunu yöreselleştiriyorlar.Но его адаптируют для каждого языка.
Ama bunu yöreselleştiriyorlar.Но те го локализират.
Ama bunu yöreselleştiriyorlar.אבל הם הופכים אותו למקומי.
Ama bunu yöreselleştiriyorlar.لكنهم يوطنّوه.
Ama bunu yöreselleştiriyorlar.しかも何が人々を幸せにするか想像するのでなく
Amazon'un bu küçük bölgesine sızdı, ve bu yöredeki kabileler sürekli olarak göçmek zorunda aldı.De plaatselijke stammen moesten constant verhuizen.
Amazon'un bu küçük bölgesine sızdı, ve bu yöredeki kabileler sürekli olarak göçmek zorunda aldı.É de uma tribo que é vizinha dos huaoranis.
Amazon'un bu küçük bölgesine sızdı, ve bu yöredeki kabileler sürekli olarak göçmek zorunda aldı.이 작은 아마존에 유출되었고 이에 이지역의 부족들은 끊임없이 움직여야 했습니다.
Amazon'un bu küçük bölgesine sızdı, ve bu yöredeki kabileler sürekli olarak göçmek zorunda aldı.lượng dầu tràn trong vụ tai nạn Exxon Valdez. Các bộ tộc trong khu vực này, do đó, phải di chuyển lập tức.
Amazon'un bu küçük bölgesine sızdı, ve bu yöredeki kabileler sürekli olarak göçmek zorunda aldı.דלף באותו אזור קטן של האמזונס, והשבטים באזור היו חייבים לזוז שוב ושוב.
Amazon'un bu küçük bölgesine sızdı, ve bu yöredeki kabileler sürekli olarak göçmek zorunda aldı.على هذه الارض الصغير من الغابة واضطرت القبائل هناك مرارا وتكرار ان تنتقل ..
Amazon'un bu küçük bölgesine sızdı, ve bu yöredeki kabileler sürekli olarak göçmek zorunda aldı.ここの部族は 常に 移動しなければなりませんでした モイは
Aynı yörede, sürülerinin yanında nöbet tutarak geceyi kırlarda geçiren çobanlar vardı.A byli pasterze w onej krainie w polu nocujący i straż nocną trzymający nad stadem swojem.
Aynı yörede, sürülerinin yanında nöbet tutarak geceyi kırlarda geçiren çobanlar vardı.A pastýři byli v krajině té, ponocujíce a stráž noční držíce nad svým stádem.
Aynı yörede, sürülerinin yanında nöbet tutarak geceyi kırlarda geçiren çobanlar vardı.C'erano in quella regione alcuni pastori che vegliavano di notte facendo la guardia al loro gregge