yönetme ile cümle
yönetme kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Sen, "ben yöneteyim" demeye başlamadan gidip bir yönetmen bulmam lazım.I got to find a MV director, don't I? Before you decide you'll be the director too!
Yönetmen seninle hareketleri çalışmamı söyledi.The director asked for us to practice the fight scene.
Evet, Yönetmen Cho!Yes, Director Jo!
Ben bir yönetmenim.I'm a filmmaker.
Bu sayede aracı yönetmek için gereken talimatları oluşturabilirsiniz.So we can also generate instructions on how to operate the controls of the vehicle.
Bunu yönetmek için büyük bir organizasyona ihtiyaç yoktu. Köylüler kendileri yönettiler.And we didn't need a big organization to run it -- it was run by the villagers themselves.
Birçok farklı yerden yönetmek zorunda olduğumuz bir operasyonumuz oldu.We had one operation where we had to coordinate it from multiple locations.
Açık kaynağın bilgi ve yaratıcılığı yönetmek için olan araçlar ile başarılı olduğunu biliyorduk.We know that open source has succeeded with tools for managing knowledge and creativity.
Çoğu yerlerde, yarar yönetmeliği Thomas Edison'dan beri değişmedi.Well, in most places, utility regulation hasn't changed much since Thomas Edison.
BENVOLIO ama barışı korumak: Senin kılıç kadar, Ya bu adamlar benimle parçası yönetmek.BENVOLlO I do but keep the peace: put up thy sword, Or manage it to part these men with me.
Bu ölümcül kavga yönetmek şanssız adam, genç Romeo tarafından öldürülen yatıyorThe unlucky manage of this fatal brawl: There lies the man, slain by young Romeo,
İşinizi yönetmek ve düzenlemek için güçlü özelliklere sahip bir Sanal Ofis;A Virtual Office containing powerful features to manage and regulate your business;
Hiç bir kural,yönetmelik yada etik ilke olmayacak.There will be no rules, regulations, or ethics.
Sergey Burkatovskiy'e Minsk'e gidip oyun tasarım birimini yönetmesini teklif ettim.I offered Sergey Burkatovskiy to move to Minsk to lead the game design department.
Cyrano De Bergerac Yönetmen LEE Byung-hunCyrano De Bergerac Directed by LEE Byung-hun
Hayır, onların amacı yokluğu yönetmek.No, it's to manage scarcity.
Kopenhag'dan uluslararası bir yönetmeliğe ihtiyacımız var vb.We need international legislation from Copenhagen and so on.
Ancak oğlu yetişkin olduğunda da yönetmeye devam etmiş, tahtı oğluna bırakmamış.But then when he finally came to age, she continued to reign.
Nathan ve patronu yönetmelikte değişilik yapılması için şehir yönetimine gittiler.Nathan and his boss went to the city council to get a change in the ordinance.
Bundan böyle şehri bilmek ve yönetmek için orada bulunmak zorunda değilim.I don't need to be there anymore to know and to administrate the city.
Fotoğraf Yönetmeni - CLAY KEMPFDirector of Photography - CLAY KEMPF
Güney Kore'nin küresel deniz taşımacılığını yönetmesini istemezsiniz.You don't want the South Koreans running the global shipping industry.
Küresel deniz taşımacılığını Yunanlıların yönetmesini istersiniz ve bunu yapabilirsiniz.You want Greeks running the global shipping industry, and you can do it.
Demiş ki, "400 tür peyniri olan bir ülkeyi yönetmenin nasıl bir şey olduğunu düşünüyorsun?"He said, "What do you think it's like trying to run a country with 400 kinds of cheese?"
Senaryo: Tadao Ikeda Görüntü Yönetmeni: Isamu AokiScreenplay by Tadao Ikeda Photographed by Isamu Aoki
Yönetmen: Yasujiro OzuDirected by Yasujiro Ozu
Bu sistemi yönetmenin aptalca bir yolu.That is a stupid way of managing this system.
Ancak sorun, kaynakları yönetme şeklimizin son derece savurganca olmasıdır.It's just that the ways we manage our resources are wasteful.
Görüntü Yönetmeni George AntonDirector of Photography George Anton
Seninle çalışmak isteyen hiç klip yönetmeni yok. Tamam mı?There's not one MV director that wants to work with you, okay?
Sanat Yönetmeni: TATSUO HAMADAArt Director TATSUO HAMADA
Onların zihinlerindeki imajınızı yönetmek için sinyaller göndermelisiniz.You have to send signals to manage your image in their mind.
Yönetmeliğiniz var; bilgileriniz kaydediliyor; katalizörler yapılmış; bir şey meydana geliyor.You have regulation; information is transcribed; catalysts are made; stuff is happening.
2000 çalışanlı bir şirketi yönetmek ister miydin?Would you like to run a company with 2000 men?
Ve üçüncüsü "Başka bir yönetmen bulalım." dedi.And the third said, "Let's find another director."
Bilmemenin gücüdür. Bir filmi yönetmeye gittiğimde, her gün fazla hazırlanıyoruz, fazla düşünüyoruz.When I go out to direct a film, every day we prepare too much, we think too much.
Sen bir yönetmensin, bunu yıllardır yapıyorsun." diyen zihnimden kurtulmamın bir yolu bu.You know exactly what you're doing. You're a director, you've done it for years."
Oraya gidince, tabii ki, yardımcı yönetmenimAnd as I go there, of course, my A.D. says,
Düşündüğümüz gibi dünyanın en iyi yönetmenlerinden mi gelecek?Is it going to come from the best directors in the world as we thought it probably would?
Son olarak çok önemli bir nokta da, yönetmelikleri bütün kamu düzeni için düzenliyorlar.Last but not least, those countries align policies across all areas of public policy.
Hiçbirinizin bankayı yönetmesine gerek yok.None of you shall run the bank.
Süreci yönetme yöntemimiz buydu.This is how we manage the process.
Kostümler nasıl? Sahne yönetmeni var mı?Is there a stage director?"
Sirtketi yonetmek icin bir avukat gerekli cunku kanunlar cok fazla.You need a lawyer to run the company, because there's so much law.
Kisitlamalar, beklentiler, yönetmelikler gercek aski bogar,Restrictions, expectations, and regulations smother true love;
Yönetmen 1:Director 1:
Yönetmen 2:Director 2:
O sihirli an, orkestra yönetmenin o sihirli anı... şudur:The magical moment, the magical moment of conducting. Which is, you go onto a stage.
Kleiber sizi yönetmese bile ne yapmanız gerektiğini biliyorsunuz.You know what to do, even though Kleiber is not conducting you.
Editörlere ve sanat yönetmenlerine yüzlerce kartpostal gönderdim, ama cevaplanmadı.I would send out hundreds of postcards to editors and art directors, but they would go unanswered.
O anda sanki set değişimine çağrılmış bir film yönetmeni gibiydim.At that moment, it was as if a film director called for a set change.
1975'te Kuzey, Güneyi yönetmeye başlar ve sonra, aynı yıl,In 1975 the North just overruns the South.
Özerklik, kendi hayatımızı yönetme isteği.Autonomy: the urge to direct our own lives.
Ama eğer kendini adama istiyorsanız kendi kendini yönetme daha iyi.But if you want engagement, self-direction works better.
Kendini yönetme ile ilgili bazı radikal kavramlara dair örnekler vereyim.Some examples of some kind of radical notions of self-direction.
Yönetmen: Kim Jin Yeong, Nam Ki Hun.Kim Jin Yeong, Nam Ki Hun.<i>
Klip Yönetmeni seni görmek istiyor.The music video director asked to see you now.
Merhaba, Bayan Yönetmen.Hello, Director.
Yönetmen Im'in ekibinden misin?You're part of Director Im's family.
Ben klibinin yönetmeni, Yoon Seul.I'm the Oska music video's director, Yoon Seul.