vicdan ile cümle
vicdan kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
12
ORT. KELİME
1.Herkes düşünce, vicdan ve inanç özgürlüğü hakkına sahiptir.1.Każdy ma prawo do wolności myśli, sumienia i religii.
1.Herkes düşünce, vicdan ve inanç özgürlüğü hakkına sahiptir.(1)Mindenkinek joga van a gondolat-, lelkiismeret- és vallásszabadsághoz.
1.Herkes düşünce, vicdan ve inanç özgürlüğü hakkına sahiptir.1.Ogni individuo ha diritto alla libertà di pensiero, di coscienza e di religione.
1.Herkes düşünce, vicdan ve inanç özgürlüğü hakkına sahiptir.1.Orice persoanăare dreptul la libertatea de gândire, de conştiinţăşireligioasă.
1.Herkes düşünce, vicdan ve inanç özgürlüğü hakkına sahiptir.1.Toda persona tiene derecho a la libertad de pensamiento, de conciencia yde religión.
1.Herkes düşünce, vicdan ve inanç özgürlüğü hakkına sahiptir.1.Var och en har rätt till tankefrihet, samvetsfrihet och religionsfrihet.
1.Herkes düşünce, vicdan ve inanç özgürlüğü hakkına sahiptir.1.Vsakdo ima pravico do svobode misli, vesti in vere.
1.Herkes düşünce, vicdan ve inanç özgürlüğü hakkına sahiptir.Ninguém pode ser submetido a tortura, nem a tratos ou penas desumanos ou degradantes.
2.Vicdani nedenlerle itiraz hakkı, bu hakkın uygulanmasınıyönlendiren ulusal kanunlara uygun olarak tanınır.2.Pravica do ugovora vesti se priznava v skladu z nacionalnimi predpisi, kiurejajo uresničevanje te pravice.
2.Vicdani nedenlerle itiraz hakkı, bu hakkın uygulanmasınıyönlendiren ulusal kanunlara uygun olarak tanınır.2.Rätten till vapenvägran skall erkännas enligt de nationella lagar som reglerar utövandet av denna rättighet.
2.Vicdani nedenlerle itiraz hakkı, bu hakkın uygulanmasınıyönlendiren ulusal kanunlara uygun olarak tanınır.2.Uznáva sa právo na výhradu svedomia vsúlade svnútroštátnymi zákonmi,ktorými sa riadi výkon tohto práva.
2.Vicdani nedenlerle itiraz hakkı, bu hakkın uygulanmasınıyönlendiren ulusal kanunlara uygun olarak tanınır.Le droit à l’objection de conscience est reconnu selon les lois nationales qui en régissent l’exercice.
- Acayip petrolmuş, bebek. Bugün burada birileri ölebilirdi. Vicdanın sızlamayacak mıydı?Alguien podia haber acabado muerto acá afuera hoy.
Adam öldürmekten vicdan azabı çeken, mezara dek kaçacaktır; Kimse ona yardım etmesin.Az ember, a kit ember-vér terhel, a sírig fut; senki ne támogassa õt.
Adam öldürmekten vicdan azabı çeken, mezara dek kaçacaktır; Kimse ona yardım etmesin.Člověka, kterýž násilí činí krvi lidské, ani nad jamou, když utíká, žádný ho nezadrží.
Adam öldürmekten vicdan azabı çeken, mezara dek kaçacaktır; Kimse ona yardım etmesin.Človek, obremenjen s krvjo človeško, je na begu prav do groba; nihče ga ne zadržuj!
Adam öldürmekten vicdan azabı çeken, mezara dek kaçacaktır; Kimse ona yardım etmesin.Človek, obťažený ľudskou krvou, uteká až do jamy; nech ho nepodporia!
Adam öldürmekten vicdan azabı çeken, mezara dek kaçacaktır; Kimse ona yardım etmesin.Człowieka, który gwałt czyni krwi ludzkiej, choćby i do dołu uciekał, nikt nie zatrzyma.
Adam öldürmekten vicdan azabı çeken, mezara dek kaçacaktır; Kimse ona yardım etmesin.El hombre que carga con un delito de sangre huirá hasta la fosa, y nadie lo detendrá
Adam öldürmekten vicdan azabı çeken, mezara dek kaçacaktır; Kimse ona yardım etmesin.En människa som tryckes av blodskuld bliver en flykting ända till sin grav, och ingen må hjälpa en sådan.
Adam öldürmekten vicdan azabı çeken, mezara dek kaçacaktır; Kimse ona yardım etmesin.Et Menneske, der tynges af Blodskyld, er på Flugt til sin Grav; man hjælpe ham ikke.
Adam öldürmekten vicdan azabı çeken, mezara dek kaçacaktır; Kimse ona yardım etmesin.Ihmisen, jota verivelka painaa, on pakoiltava hamaan hautaan asti; älköön häntä suojeltako.
Adam öldürmekten vicdan azabı çeken, mezara dek kaçacaktır; Kimse ona yardım etmesin.Kẻ mắc tội đổ huyết của người nào Sẽ trốn đến mồ mả; chớ có ai ngăn cản nó!
Adam öldürmekten vicdan azabı çeken, mezara dek kaçacaktır; Kimse ona yardım etmesin.Kẻ mắc tội đổ huyết của người nào Sẽ trốn đến mồ_mả ; chớ có ai ngăn_cản nó !
Adam öldürmekten vicdan azabı çeken, mezara dek kaçacaktır; Kimse ona yardım etmesin.사람의 피를 흘린 자는 함정으로 달려갈 것이니 그를 막지 말지니라
Adam öldürmekten vicdan azabı çeken, mezara dek kaçacaktır; Kimse ona yardım etmesin.O homem culpado do sangue de qualquer pessoa será fugitivo até a morte; ninguém o ajude.
Adam öldürmekten vicdan azabı çeken, mezara dek kaçacaktır; Kimse ona yardım etmesin.Seorang pembunuh akan merasa dikejar terus sampai ajalnya; tak seorang pun dapat menahan dia
Adam öldürmekten vicdan azabı çeken, mezara dek kaçacaktır; Kimse ona yardım etmesin.Un homme chargé du sang d`un autre Fuit jusqu`à la fosse: qu`on ne l`arrête pas!
Adam öldürmekten vicdan azabı çeken, mezara dek kaçacaktır; Kimse ona yardım etmesin.Un om al cărui cuget este încărcat cu sîngele altuia, fuge pînă la groapă: nimeni să nu -l oprească. -
Adam öldürmekten vicdan azabı çeken, mezara dek kaçacaktır; Kimse ona yardım etmesin.Un uomo perseguitato per omicidio fuggirà fino alla tomba: nessuno lo soccorre
Adam öldürmekten vicdan azabı çeken, mezara dek kaçacaktır; Kimse ona yardım etmesin.Ο ανθρωπος ο ενοχος αιματος ανθρωπου θελει σπευσει εις τον λακκον ουδεις θελει κρατησει αυτον.
Adam öldürmekten vicdan azabı çeken, mezara dek kaçacaktır; Kimse ona yardım etmesin.Человек, виновный в пролитии человеческой крови, будет бегать до могилы, чтобы кто не схватил его.
Adam öldürmekten vicdan azabı çeken, mezara dek kaçacaktır; Kimse ona yardım etmesin.Човек, който е товарен с кръвта на друг човек, Ще побърза да отиде в ямата; никой да го не спира.
Adam öldürmekten vicdan azabı çeken, mezara dek kaçacaktır; Kimse ona yardım etmesin.אדם עשק בדם נפש עד בור ינוס אל יתמכו בו׃
Adam öldürmekten vicdan azabı çeken, mezara dek kaçacaktır; Kimse ona yardım etmesin.الرجل المثقّل بدم نفس يهرب الى الجب. لا يمسكنه احد.
Adam öldürmekten vicdan azabı çeken, mezara dek kaçacaktır; Kimse ona yardım etmesin.背 負 流 人 血 之 罪 的 、 必 往 坑 裡 奔 跑 、 誰 也 不 可 攔 阻 他
Adam öldürmekten vicdan azabı çeken, mezara dek kaçacaktır; Kimse ona yardım etmesin.背負 流 人血 之罪 的 、 必 往 坑 裡 奔跑 、 誰 也 不 可 攔 阻他
Ama en iyi ve en Stepmothers, vicdani ve geri gitmek zorunda benim oda.Aber sie war die beste und gewissenhafte der Stiefmütter, und wieder musste ich gehen meine Raum.
Ama en iyi ve en Stepmothers, vicdani ve geri gitmek zorunda benim oda.Ale ona bola tým najlepším svedomia of nevlastnej matky, a naspäť som musela ísť k môjmu izba.
Ama en iyi ve en Stepmothers, vicdani ve geri gitmek zorunda benim oda.Ale ona była najlepsza i najbardziej sumienne z Stepmothers iz powrotem musiałam iść do mojego pokój.
Ama en iyi ve en Stepmothers, vicdani ve geri gitmek zorunda benim oda.Ale ona byla tím nejlepším svědomí z nevlastní matky, a zpátky jsem musela jít k mému pokoj.
Ama en iyi ve en Stepmothers, vicdani ve geri gitmek zorunda benim oda.Ampak ona je bila najboljša in najbolj vestno of Stepmothers, in nazaj, sem moral iti na moji sobo.
Ama en iyi ve en Stepmothers, vicdani ve geri gitmek zorunda benim oda.De ő volt a legjobb és lelkiismeretes of Stepmothers, és vissza kellett menni a szobában.
Ama en iyi ve en Stepmothers, vicdani ve geri gitmek zorunda benim oda.Maar ze was de beste en meest consciëntieuze van stiefmoeders, en terug moest ik naar mijn ruimte.
Ama en iyi ve en Stepmothers, vicdani ve geri gitmek zorunda benim oda.Ma lei era la migliore e più coscienzioso di matrigne, e ritorno ho dovuto andare al mio stanza.
Ama en iyi ve en Stepmothers, vicdani ve geri gitmek zorunda benim oda.Mas ela foi a melhor e mais consciente de madrastas, e de volta eu tinha que ir para o meu quarto.
Ama en iyi ve en Stepmothers, vicdani ve geri gitmek zorunda benim oda.Men hon var den bästa och mest samvetsgranna av styvmödrar, och tillbaka var jag tvungen att gå till min rum.
Ama en iyi ve en Stepmothers, vicdani ve geri gitmek zorunda benim oda.Men hun var den bedste og mest samvittighedsfulde af stedmødre, og tilbage måtte jeg gå til min værelse.
Ama en iyi ve en Stepmothers, vicdani ve geri gitmek zorunda benim oda.Mutta hän oli paras ja tunnollinen of Stepmothers ja takaisin minun piti mennä minun huone.
Ama en iyi ve en Stepmothers, vicdani ve geri gitmek zorunda benim oda.Nhưng cô ấy là tốt nhất và tận tâm nhất của mẹ kế, và quay trở lại tôi đã phải đi đến của tôi phòng.
Ama en iyi ve en Stepmothers, vicdani ve geri gitmek zorunda benim oda.Pero ella era la mejor y más consciente de las madrastras, y de nuevo tuve que ir a mi habitación.
Ama en iyi ve en Stepmothers, vicdani ve geri gitmek zorunda benim oda.하지만 그녀는 최고의 stepmothers 대부분의 양심 있었고, 다시 나는 가고 싶었어 내 방.
Ama en iyi ve en Stepmothers, vicdani ve geri gitmek zorunda benim oda.Tapi dia adalah yang terbaik dan paling ibu tiri yang jujur, dan kembali aku harus pergi ke saya kamar.
Ama en iyi ve en Stepmothers, vicdani ve geri gitmek zorunda benim oda.Αλλά αυτή ήταν η καλύτερη και πιο σοβαροί από stepmothers, και πάλι έπρεπε να πάει στο μου δωματίου.
Ama en iyi ve en Stepmothers, vicdani ve geri gitmek zorunda benim oda.Але вона була кращою і найбільш добросовісні з мачухи, і тому я повинен був піти до моєї кімнати.
Ama en iyi ve en Stepmothers, vicdani ve geri gitmek zorunda benim oda.Но она была лучшей и наиболее добросовестные из мачехи, и назад я должен был пойти к моей комнаты.
Ama en iyi ve en Stepmothers, vicdani ve geri gitmek zorunda benim oda.Но тя беше най-добрият и най-съвестен на Stepmothers, и обратно, аз трябваше да отида ми стая.
Ama en iyi ve en Stepmothers, vicdani ve geri gitmek zorunda benim oda.אבל היא היתה הטובה ביותר של המצפון אמהות חורגות, ובחזרה אני צריכה ללכת שלי החדר.
Ama en iyi ve en Stepmothers, vicdani ve geri gitmek zorunda benim oda.لكنها كانت الأفضل والأكثر الضميري من زوجات الأب ، ومرة أخرى كان علي أن أذهب إلى بلدي الغرفة.
Ama en iyi ve en Stepmothers, vicdani ve geri gitmek zorunda benim oda.部屋。 数時間のために私は私が今まで持っているよりもかなり悪い感じ、そこに広い目を覚まし置く