Vicdan azabı duymuyorum.Tôn Hạo không nghe.
Akıl ve vicdana sahiptirler ve birbirlerine karşı kardeşlik zihniyeti ile hareket etmelidirler.理性と良心を授けられており、お互いに兄弟愛の精神をもって行動すべきである。
Türkiye'de Din ve Vicdan Özgürlüğü.韓国に自由と正義を!
Özgür vicdanlar susturulmuştur.自由席特急廃止。
Poe biyografisi yazarı Arthur Hobson Quinn'e göre ikincil karakter vicdanı temsil eder.またポーの伝記作者アーサー・ホブソン・クィンによれば、この第二の自己は主人公の良心の具現化であるとも考えられる 。
Edward bu sırada vicdan azabı çekmektedir.一方でエドワードの言うことは素直に聞いている。
Siz değil, sizin vicdanınız.あいつではなく、本物の方。
Eskilerin yargıçları da suçluları da vicdan azabının ne olduğunu bilmezlerdi.この時、首謀者以外の者の罪は問わなかった。
Sonradan vicdan azabı çektiği için kendini asarak intihar ettiği söylenir.首を吊っていたため自殺の疑い。
Bu vicdan azabının onun iyi yürekli biri olduğu sonucunu çıkararak imana teşvik eder.かれらはよりよい善をなしたためと信じた結果の巻き添え被害を正当化する。
Benim vicdanım Adolf Hitler'dir.「私には良心などない! アドルフ・ヒトラーこそ我が良心である。
Sürekli katlettiği insanları hatırlayıp vicdan azabı çekmiştir.不斷殺死取得回憶的人。
Akıl ve vicdana sahiptirler ve birbirlerine karşı kardeşlik zihniyeti ile hareket etmelidirler.他们赋有理性和良心,并应以兄弟关系的精神互相对待。
Kişiliğimi ve vicdanımı bırakmayacağım.沒有個性和自我意識。
Siz değil, sizin vicdanınız.并且你们不是自己的人。
Nero annesinin ölümü yüzünden vicdan azabı duyuyordu.人们开始怀疑埃里克与她的失踪有关。
Örnek: Lisâna gelmeyen burhân-i vicdanı muattaldır.《張孚說》:記載莫登庸篡黎後不願出仕的隱士張孚說的事跡。
Esas müdafanın vicdanlarınızda yapılmasını istiyorum.其後官永義反起訴許智明。
Bazı ülkeler zorunlu askerliğe alternatif olarak vicdani retçilere kamu hizmetinde bulunma olanağı sunarlar.在一些国家,良心拒服兵役者会被分配到一个用做替代兵役的民事服务中。
Vicdan azabından intihar etmiştir.부모님은 빚 때문에 자살했다.
Vicdanınıza bakın.마음을 비우십시오.
"Değerlerini Yitiren, Vicdanını Kaybeden Dersimliler".난 자신들의 나라를 잃고 자존심의 상처를 입었던 사람들의 감정을 이해할 수 있습니다.”
Vicdan ve merhamet duygularından yoksundur.도덕심과 자제심이 강하다.
Herkes kendi vicdanının sesini dinler.모든 국민은 양심의 자유를 가진다.
Altızlar arasında en vicdanlı olan Quinn'dir.다섯 쌍둥이 중 제일 튀고 싶어 안달이 난 캐릭터.
AİHM, Türk hükümetine 2011 yılı sonuna kadar vicdani reddi yasal hale getirmek için son tarih vermişti.2011년까지 정책을 실현한 뒤 해산하는 시한 정당을 표방했다.
Erişim tarihi: 5 Mart 2018 ^ Tutsak Kadınlara Özgürlük, Vicdan Hareketi.תלוי את מי שואלים, באתר הארץ, 15 במרץ 2018 אלי סניור, החוב, השביתה והעיקול.
Jeeves utangaç şekilde ona "Senin hiç vicdanın yok, bayım" der.ג'ויס: 'לפחות אין הם משעממים אותי כמוך'.
"Ali Koç: 'Hayatımın odağı adalet ve vicdan'".חיים לסקוב כינהו "המצפון והמצפן של מערכת הביטחון".
Akıl ve vicdana sahiptirler ve birbirlerine karşı kardeşlik zihniyeti ile hareket etmelidirler.Те са надарени с разум и съвест и следва да се отнасят помежду си в дух на братство.
Vicdanım dayanma gücümü ve beni ben yapan her şeyi yiyip bitiriyor!Заклевам се, че по силите на знанията си ще върша всичко, в което се кълна.
Vicdanınıza bakın.А съвест?
Esas müdafanın vicdanlarınızda yapılmasını istiyorum.Най-висока стойност има самопризнанието на обвиняемия.
Siz değil, sizin vicdanınız.Аз не съм, ти не си, а магарето си ти.
Benim uzun zaman önce bir vicdanım vardı, Ama bunun hakkında konuşmamayı tercih ederim."Rockada си умря отдавна, ама не ми се искаше да го призная пред себе си.".
Bu bakımdan ilgili karar, vicdani ret hakkının korunmasında bir milat olarak kabul edilir.Самопризнанието се третира като смекчаващо вината обстоятелство при постановяване на присъдата.
"Türkiye'de Vicdani Ret"."Описание на живота ми в Кипър".
Akıl ve vicdana sahiptirler ve birbirlerine karşı kardeşlik zihniyeti ile hareket etmelidirler.Ona su obdarena razumom i sviješću i trebaju jedno prema drugome postupati u duhu bratstva.
Çünkü sanat, vicdanın dilidir.Osjećaji su jezik duše.
Bir bölümde kendine bir vicdan yaratmıştır.Svi smo mi tamo napravili kompromis sa svojom savješću.
Benim vicdanım Adolf Hitler'dir.Njen je tijek odredio Adolf Hitler.
Yaşadığı acılar ve vicdan azapları onu ölümcül bir hastalığın pençesine düşürmüştür ve 1558'de vefat etmiştir.Pogođen duboko spletkama i nepravdama, razbolio se je dok je bio u Beču i umro 1851. godine.
Türkiye'de vicdanî ret uygulaması bulunmamaktadır ve askerlik yerine sivil bir alternatif sunulmamaktadır.Turecko neuznáva výnimky na základe svedomia a neponúka civilnú alternatívu vojenskej službe.
Akıl ve vicdana sahiptirler ve birbirlerine karşı kardeşlik zihniyeti ile hareket etmelidirler.Sú obdarení rozumom a svedomím a majú sa k sebe správať v duchu bratstva. tabuľka
Marshall sonradan çok vicdan azabı çeker.Markíza prichádza aj o najväčšiu istotu!
Özgür vicdanlar susturulmuştur.Majú sa zriadiť uzavreté spovednice.
Vicdan azabı pişmanlığın en güçlü şeklidir ve çok daha derin bir suçluluk bileşenine sahiptir.Opakom nedbanlivosti je úmysel, čo je ťažšia forma zavinenia.
Esas müdafanın vicdanlarınızda yapılmasını istiyorum.Hlavným cieľom inkvizičného procesu bolo priznanie.
Akıl ve vicdana sahiptirler ve birbirlerine karşı kardeşlik zihniyeti ile hareket etmelidirler.Obdarjena so z razumom in zavestjo in morajo eno proti drugemu postopati v duhu bratstva.
Benim vicdanım Adolf Hitler'dir.Njen predsednik je bil Adolf Hitler.
Akıl ve vicdana sahiptirler ve birbirlerine karşı kardeşlik zihniyeti ile hareket etmelidirler.Jiems suteiktas protas ir sąžinė ir jie turi elgtis vienas kito atžvilgiu kaip broliai.
Siz değil, sizin vicdanınız.Ne už seksą, o už sąžinę.
Akıl ve vicdana sahiptirler ve birbirlerine karşı kardeşlik zihniyeti ile hareket etmelidirler.Neid on õnnistatud mõistuse ning südametunnistusega ning peaksid üksteise vastu käituma vennalikkuse vaimus.
Onun delirdiğine kanaat getiren vicdansız kocası onu bir akıl hastanesine kapattırır.See on muutnud tema psüühikat niivõrd, et ta pandi hullumajja.
1.Herkes düşünce, vicdan ve inanç özgürlüğü hakkına sahiptir.1.Jokaisella on oikeus ajatuksen, omantunnon ja uskonnon vapauteen.
1.Herkes düşünce, vicdan ve inanç özgürlüğü hakkına sahiptir.1.Každýmá právo na slobodu myslenia, svedomia a náboženstva.
1.Herkes düşünce, vicdan ve inanç özgürlüğü hakkına sahiptir.1.Każdy ma prawo do wolności myśli, sumienia i religii.
1.Herkes düşünce, vicdan ve inanç özgürlüğü hakkına sahiptir.(1)Mindenkinek joga van a gondolat-, lelkiismeret- és vallásszabadsághoz.
1.Herkes düşünce, vicdan ve inanç özgürlüğü hakkına sahiptir.1.Ogni individuo ha diritto alla libertà di pensiero, di coscienza e di religione.
1.Herkes düşünce, vicdan ve inanç özgürlüğü hakkına sahiptir.1.Orice persoanăare dreptul la libertatea de gândire, de conştiinţăşireligioasă.