vicdan ile cümle
vicdan kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Vicdani Ret Derneği.Patron dobrej spowiedzi.
Tüm yurttaşların vicdan, ibadet ve din özgürlüğü de demektir.Każdy ma prawo do wolności myśli, sumienia i wyznania.
Türkiye'de ve Dünyada Vicdani Ret (1. bas.).Sprawdź, czego się słuchało w Polsce i na świecie (pol.).
Vicdan azabı pişmanlığın en güçlü şeklidir ve çok daha derin bir suçluluk bileşenine sahiptir.Opętanie jest zniewoleniem wewnętrznym i najwyższą formą demonicznej ingerencji.
Onun delirdiğine kanaat getiren vicdansız kocası onu bir akıl hastanesine kapattırır.Wstydząc się chorej córki, umieszcza ją w zamkniętym zakładzie psychiatrycznym.
Çünkü sanat, vicdanın dilidir.Duchowość – Kultura – Język.
Akıl ve vicdana sahiptirler ve birbirlerine karşı kardeşlik zihniyeti ile hareket etmelidirler.De har utrustats med förnuft och samvete och bör handla gentemot varandra i en anda av gemenskap.
"Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve Türk Hukukunda Vicdani Ret".Skadeståndsansvar vid överträdelse av EG:s konkurrensregler och den svenska konkurrenslagen."
Din ve vicdan özgürlüğü, ülkenin anayasasıyla güvence altına alınmıştır.Press och yttrandefriheterna är stadfästa i landets grundlagar.
Vicdani retçiler kendilerini antimilitarist ya da pasifist olarak tanımlayabilmektedirler.En totalvägrare kan se sig som pacifist, förespråkare av icke-våld eller som antimilitarist.
Akıl ve vicdana sahiptirler ve birbirlerine karşı kardeşlik zihniyeti ile hareket etmelidirler.Вони наділені розумом і совістю й повинні діяти один щодо іншого в дусі братерства.
Herkes kendi vicdanının sesini dinler.Та не всі готові послухати голос розуму.
Çoğunlukla saçmalıyor.Bir bölümde kendine bir vicdan yaratmıştır.Також він часто зазнавав знущань з боку однокласників через свій розум.
Esas müdafanın vicdanlarınızda yapılmasını istiyorum.«Повиноватися начальству за самую совість.
Poe biyografisi yazarı Arthur Hobson Quinn'e göre ikincil karakter vicdanı temsil eder.Podle Poeova životopisce Arthura Hobsona Quinna ono druhé já reprezentuje svědomí.
Türkiye'de vicdanî ret uygulaması bulunmamaktadır ve askerlik yerine sivil bir alternatif sunulmamaktadır.Turecko neuznává výjimky na základě svědomí a nenabízí civilní alternativu vojenské služby.
Dört kolu dört iç özelliği ifade eder: Zihin, bilgi, ego ve vicdan.Čtyři paže představují mysl, intelekt, ego a svědomí.
Bu vicdanın 24 saat kapanmadan açık kalan gözüdür.Pátrání po něm bylo zahájeno až po uplynutí 24hodinové lhůty.
Vicdani Ret Derneği.O pravé mariánské úctě.
Dolayısıyla da vicdan denilen kavramla bu anlamda özdeştir.Uvědoměním si tohoto pak nachází smysl i v lidském utrpení.
Gözün öldürülmesi, vicdanın ortadan kaldırılmasıdır.Uciderea ochiului este atunci o eliminare a conștiinței.
Poe biyografisi yazarı Arthur Hobson Quinn'e göre ikincil karakter vicdanı temsil eder.Potrivit biografului lui Poe, Arthur Hobson Quinn, cel de-al doilea sine reprezintă conștiința.
Siz değil, sizin vicdanınız.Nu, deoarece conștiința mea nu este credința mea, ea este conștiința credinței.
Vicdan azabı duymuyorum.N-am nimic pe conștiință.
Özgür vicdanlar susturulmuştur.A fost asigurată libertatea opiniilor.
Akıl ve vicdana sahiptirler ve birbirlerine karşı kardeşlik zihniyeti ile hareket etmelidirler.Az emberek ésszel és lelkiismerettel bírván, egymással szemben testvéri szellemben kell hogy viseltessenek.
Vicdanen rahatsız olan Juan akademideki işlerini aksatmaya başlar.Adam egyre jobban érzi, a Juan klinika körül valami nincs rendjén.
Tüm yurttaşların vicdan, ibadet ve din özgürlüğü de demektir."Mindenkinek joga van a gondolat, a lelkiismeret és a vallás szabadságához.
Vicdan azabı çeken Dan intihar etmeye kalkar ama bunu yapamaz.A kétségbeesett Sean elszánja magát, hogy megöli őt, de képtelen megtenni.
Vicdanınıza bakın.A lelkiismeret.
Sürekli katlettiği insanları hatırlayıp vicdan azabı çekmiştir.Mintha folyton félne, rettegne valakitől.
Yapılacak kanun değişiklikleriyle vicdani ret uygulamasının düzenlenmesi mümkündür.Például, ha a végrehajtó hatalom a maga kedve szerint változtatja meg a törvényeket.
Siz değil, sizin vicdanınız.Se on sitten teidän omallatunnollanne, ei minun.
Akıl ve vicdana sahiptirler ve birbirlerine karşı kardeşlik zihniyeti ile hareket etmelidirler.Heille on annettu järki ja omatunto, ja heidän on toimittava toisiaan kohtaan veljeyden hengessä.
Vicdanınıza bakın.Varo siis henkeäsi.
Tragedya kahramanları günahlarından dolayı vicdan azabı çekmezlerdi.Tilannetta ei muiden lentäjien kaunan vuoksi haluttukaan uskoa ...
Çünkü sanat, vicdanın dilidir.Kuva on sekä taiteen että viestinnän kieli.
Vicdan azabından intihar etmiştir.Hän tappoi itsensä kynäveitsellä.
Siz değil, sizin vicdanınız.Είμαστε η συνείδησή σας.
Güçlü vicdanına rağmen, düşmanlarıyla zalimce savaşabilir, özellikle de köle efendileriyle.Παρά την ισχυρή της ηθική, αντιμετωπίζει ανελέητα τους εχθρούς της, και ιδιαίτερα τους κατόχους των σκλάβων.
Vicdan ve merhamet duygularından yoksundur.Δεν του λείπουν όμως και τα αισθήματα, και η συμπόνοια.
Din ve vicdan özgürlüğü, ülkenin anayasasıyla güvence altına alınmıştır.Η ελευθερία λόγου και πεποιθήσεων πρέπει να είναι εγγυημένες στο σύνταγμα.
Akıl ve vicdana sahiptirler ve birbirlerine karşı kardeşlik zihniyeti ile hareket etmelidirler.Είναι προικισμένοι με λογική και συνείδηση και οφείλουν να συμπεριφέρονται μεταξύ τους με πνεύμα αδελφοσύνης.
Benim vicdanım Adolf Hitler'dir.Κουμπάρος του Ες ήταν ο Αδόλφος Χίτλερ.
Yani ölüyü yargılayacak olan, kendi içindeki ilahtır; kendi vicdanıdır.Og hvem som skal bli din trolovede se det vet aleneste Gud.
Akıl ve vicdana sahiptirler ve birbirlerine karşı kardeşlik zihniyeti ile hareket etmelidirler.De er utstyrt med fornuft og samvittighet og bør handle mot hverandre i brorskapets ånd.
Onun delirdiğine kanaat getiren vicdansız kocası onu bir akıl hastanesine kapattırır.Den følelseskalde ektemannen missliker hennes valg og får henne sperret inne på sinnssykehus.
Bu vicdan azabının onun iyi yürekli biri olduğu sonucunu çıkararak imana teşvik eder.Det som blir avgjørende for hans beslutning, er Annas trosvisshet.
Onun bu kararı vicdan huzuru içinde bulunduğunu ispat edecek nitelikteydi.Der ble han spurt om han ønsket den sanne visdom.
Din ve vicdan özgürlüğü, ülkenin anayasasıyla güvence altına alınmıştır.Organisasjons- og forsamlingsfrihet er garantert av grunnloven.
Sonradan vicdan azabı çektiği için kendini asarak intihar ettiği söylenir.Noen var så redde at de begikk selvmord ved å henge seg.
Tragedya kahramanları günahlarından dolayı vicdan azabı çekmezlerdi.Det var farlig å motta nattverden hvis man ikke hadde bekjent sine synder ved skriftemål.
Koro ise oyundaki kamu vicdanının sesini ortaya koyar.Kan kammer fortelle noe om jernalderens tro?
Akıl ve vicdana sahiptirler ve birbirlerine karşı kardeşlik zihniyeti ile hareket etmelidirler.Mereka dikaruniai akal dan hati nurani dan hendaknya bergaul satu sama lain dalam semangat persaudaraan.)
Bu vicdan azabının onun iyi yürekli biri olduğu sonucunu çıkararak imana teşvik eder.Kekhawatiran mereka terbukti, pemikiran-pemikiran tersebut mendapatkan sambutan yang buruk.
Siz değil, sizin vicdanınız.Kami adalah hati nurani kalian yang bersalah.
Nero annesinin ölümü yüzünden vicdan azabı duyuyordu.Roy terguncang mendengar kematian ibunya.
Vicdanı ve hisleri yoktur.Tidak punya rasa sesal dan rasa bersalah.
Benim vicdanım Adolf Hitler'dir.Contoh yang paling terkenal adalah Adolf Hitler.
"Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve Türk Hukukunda Vicdani Ret".Dia percaya pada aturan orang-orang dan dalam hak asasi manusia."