vicdan ile cümle
vicdan kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Kendi vicdanlarına başvurup (içlerinden): "Hakikaten sizler haksızsınız!" dediler.Then they thought and observed: "Surely you are yourselves unjust."
Bunun üzerine, kendi vicdanlarına dönüp (kendi kendilerine) "Zalimler sizlersiniz, sizler!" dediler.Then they thought and observed: "Surely you are yourselves unjust."
Fakat bunu ancak üstün akıllı ve temiz vicdanlı kimseler idrak ederler.They alone take warning who are wise,
Bunun üzerine vicdanlarına dönüp (kendi kendilerine) dediler ki: "Doğrusu siz haksızsınız."Then they thought and observed: "Surely you are yourselves unjust."
Kendi vicdanlarına dönüp, kendi kendilerine şunu söylediler: "Gerçekten sizler haksızsınız."Then they thought and observed: "Surely you are yourselves unjust."
Vicdanları kabul ettiği halde, zulüm ve büyüklenme dolayısıyla bunları inkar ettiler.and they denied them, though their souls acknowledged them, wrongfully and out of pride.
Bak, vicdanlarına karşı nasıl yalan söylediler!Look! How they lie against themselves!
İşte bak, nasıl da kendi vicdanlarına karşı yalan söylediler!Look! How they lie against themselves!
Ve ta ki aklı ve vicdanı temiz olanlar, düşünüp ders alsınlar... [6,19]Let those possessed of understanding may take heed.
Bu isteğiniz Suriyeli olarak ortak vicdanımızın derinden yankılanıyor.You see, this request echoes deeply in our collective conscience as Syrians.
Türkiye'de vicdani retçiler "sivil ölümle" karşı karşıyaConscientious objectors face "civil death" in Turkey
Toplumsal baskılar ve hukuki sonuçlar, Türkiye'deki vicdani retçiler için yaşamı zora sokuyor.Social pressures and legal ramifications make life difficult for Turkey's conscientious objectors.
33 yaşındaki Mehmet Tarhan bir vicdani retçi. [Reuters]Mehmet Tarhan, 33, is a conscientious objector. [Reuters]
33 yaşındaki vicdani retçi Mehmet Tarhan, "Devleti ordu kurdu. Türkiye askeri bir ulustur." diyor.Turkey is a military nation," said Mehmet Tarhan, a 33-year-old conscientious objector.
Türkiye şu anda vicdani redde izin vermiyor.Currently, Turkey does not allow conscientious objection.
İşyar şu anda Türkiye'deki vicdani retçilerle ilgili bir makale yazıyor.He is currently writing an article on conscientious objectors in Turkey.
Şu anda, Türkiye'de vicdani retçilerin yasal bir statüleri yok.Currently, conscientious objectors have no legal status in Turkey.
Özaydın, "Bu durum vicdanımızı son derece rahatsız ediyor." dedi."This troubles our consciousness a lot," she added.
(Kathimerini - 08/11/05; AP, Pravda - 07/11/05; Vicdani Red Vakfı)(Kathimerini - 08/11/05; AP, Pravda - 07/11/05; Appeal of Conscience Foundation)
Vicdanımız rahat."We are at ease with our conscience."
Vicdanlarında sorumluluk taşıyanlar için bir konuyu apaçık belirtmeme izin verin.Let me be crystal clear to those with guilty consciences.
Amaçsa, vicdani ret sahibinin samimiliğini ölçmek olacak.Their purpose will be to check the sincerity of the conscientious objector.
Bu yasadışı girişleri organize eden suçlular, vicdani ve ahlaki değerleri hiçe sayıyor.The criminals who organise illegal crossings are unscrupulous, to say the least.
1 2 "İlk Vicdani Retçi Tayfun Gönül'ü Kaybettik". bianet.org.1 2 OTYZBAYEVA, Zhazira (2013-10-22).
"Ali Faik Bey'in vicdan direnişi".Agos.
Hiçbir Osmanlı vicdanı veya hukuku bunu asla kabul edemez".[4]Neither Ottoman conscience nor law can accept this."[3]
"Polonya edebiyatının vicdanı" olarak adlandırıldı. [1]He was called the "conscience of Polish literature".[1]
Haklı sebep, özellikle eylemler "vicdanı şok ettiğinde" insani müdahaleyi içerir.Right cause includes humanitarian intervention, particularly when actions "shock the conscience".
(Sağlığını sordu) Geceleri her şey ağrıyor, özellikle vicdan.(Asked about her well-being) At night everything aches, especially conscience.
Eve gelen Jin'in vicdanı, onunla gitmesine izin vermez.Arriving at the house, Jin's conscience doesn't allow him to go through with it.
Sizler ülkemizin ve milletimizin ekonomik vicdanısınız." [1]You are the economic conscience of our country and of our nation."[1]
Gözün öldürülmesi, vicdanın ortadan kaldırılmasıdır.Die Furcht tötet das Bewußtsein.
Şöyle örnekler verilebilir: Napolyon’un vicdansız olduğu…, çimlerin yeşil olması…, gibi.Beispiele sind etwa dass Napoleon grausam war oder dass Gras grün ist.
Akıl ve vicdana sahiptirler ve birbirlerine karşı kardeşlik zihniyeti ile hareket etmelidirler.Sie sind mit Vernunft und Gewissen begabt und sollen einander im Geist der Brüderlichkeit begegnen.
Bu anlamda Duyunç (vicdan) ve Ötüğ (dua) aslında iki yönlü bir işleyişe sahiptir.Das Diesseits und das Jenseits sind für Bedreddin zwei Aspekte einer Welt, die zusammen Gott darstellen.
Esas müdafanın vicdanlarınızda yapılmasını istiyorum.Vorbereitung der Hauptverhandlung durch den Verteidiger.
Vicdanınıza bakın.Frag dein Gewissen!
Yazarı harekete geçiren de toplumun vicdanı olma duygusudur diyebiliriz.Die Schriftsteller sind nach Éluard das Gewissen der Gesellschaft.
Vicdan azabı çeken Millie ona çok iyi davranmaya başlar.Die verwunderte Lili beginnt ihn auszufragen.
Vicdan azabı duymuyorum.Ich verstehe Sklaverei nicht.
Benim vicdanım Adolf Hitler'dir.Ich glaube an Adolf Hitler“.
Vicdan ve merhamet duygularından yoksundur.Liebe und Geborgenheit vermisst sie in ihrer Beziehung.
Artık Angelus insanları incitmek istememektedir, çünkü vicdan azabı çekmektedir.Weil Nicholas nichts mehr zu verlieren hat, willigt er ein.
Bu bağlamda ilah Thot insanda vicdan ve sezgi tarzında beliren kelamı simgeler.Hierbei bedeutet Tju verborgen, geheim und runga persönlich.
Edward bu sırada vicdan azabı çekmektedir.Nun ist nur noch David bei Bewusstsein.
Vicdan insana iyi ve kötüyü gösteren en iyi yol gösterici, en iyi pusuladır.Lust ist das höchste Gut und Schmerz das größte Übel.
Sayurai bu olaydan sonra sürekli vicdan azabı çekti.Lansky verhielt sich nach dem Prozess weiterhin vorsichtig.
Tragedya kahramanları günahlarından dolayı vicdan azabı çekmezlerdi.Um ihr Leben mussten die Unterzeichner allerdings nicht fürchten.
Jean Calvin, onun öldürülmesinden dolayı hiçbir zaman vicdan azabı çekmedi.Walter Spiel hat die gegen ihn erhobenen Anschuldigungen niemals dementiert.
Vicdanınıza bakın.Uses de conscience.
Poe biyografisi yazarı Arthur Hobson Quinn'e göre ikincil karakter vicdanı temsil eder.Pour Arthur Hobson Quinn, biographe de Poe, le double de Wilson représente sa conscience.
Vicdani retçiler kendilerini antimilitarist ya da pasifist olarak tanımlayabilmektedirler.De tels objecteurs sont généralement considérés comme des pacifistes ou des antimilitaristes.
Edward bu sırada vicdan azabı çekmektedir.Alia s’éveille à la conscience à cet instant.
Vicdanı ve hisleri yoktur.Il n'a ni esprit, ni âme.
Bu vicdanın 24 saat kapanmadan açık kalan gözüdür.Le Parlement est automatiquement dissous 25 jours ouvrés avant cette date.
Vicdan azabı pişmanlığın en güçlü şeklidir ve çok daha derin bir suçluluk bileşenine sahiptir.Le regret est distinct de la culpabilité, qui est une profonde forme de regret.
Marion vicdani olarak yoldan çıkmıştır ve bilinmeyene doğru sürüklenmektedir.Anakin intervient, troublé, ne sachant pas à qui faire confiance.
Benim vicdanım Adolf Hitler'dir.Son dirigeant est Adolf Hitler.
Vicdanım dayanma gücümü ve beni ben yapan her şeyi yiyip bitiriyor!Qui a le goût de la vie éternelle, Qui paie toutes mes dettes !
Sonsuza kadar fakir olmak mı? O zaman medeniyet ne için? İnsanın vicdanı ne içindir?¿Ser eternamente pobres? ¿Para qué sirve entonces la civilización? ¿Para qué sirve la conciencia del hombre?