vicdan ile cümle

vicdan kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
12
ORT. KELİME
İmana ve temiz vicdana sarıl. Bazıları temiz vicdanı bir yana iterek iman konusunda battılar.cầm giữ đức tin và lương tâm tốt. Mấy kẻ đã chối bỏ lương tâm đó, thì đức tin họ bị chìm đắm:
İmana ve temiz vicdana sarıl. Bazıları temiz vicdanı bir yana iterek iman konusunda battılar.cầm_giữ đức_tin và lương_tâm tốt . Mấy kẻ đã chối_bỏ lương_tâm đó , thì đức_tin họ bị chìm_đắm :
İmana ve temiz vicdana sarıl. Bazıları temiz vicdanı bir yana iterek iman konusunda battılar.con fede e buona coscienza, poiché alcuni che l'hanno ripudiata hanno fatto naufragio nella fede
İmana ve temiz vicdana sarıl. Bazıları temiz vicdanı bir yana iterek iman konusunda battılar.conservando a fé, e uma boa consciência, a qual alguns havendo rejeitado, naufragando no tocante � fé;
İmana ve temiz vicdana sarıl. Bazıları temiz vicdanı bir yana iterek iman konusunda battılar.idet du har Tro og en god Samvittighed, hvilken nogle have stødt fra sig og lidt Skibbrud på Troen;
İmana ve temiz vicdana sarıl. Bazıları temiz vicdanı bir yana iterek iman konusunda battılar.idet du har tro og en god samvittighet; den har somme kastet fra sig og lidt skibbrudd på sin tro;
İmana ve temiz vicdana sarıl. Bazıları temiz vicdanı bir yana iterek iman konusunda battılar.믿음과 착한 양심을 가지라 어떤 이들이 이 양심을 버렸고 그 믿음에 관하여는 파선하였느니라
İmana ve temiz vicdana sarıl. Bazıları temiz vicdanı bir yana iterek iman konusunda battılar.Mając wiarę i dobre sumienie, które niektórzy odrzuciwszy, szkodę podjęli w wierze;
İmana ve temiz vicdana sarıl. Bazıları temiz vicdanı bir yana iterek iman konusunda battılar.Maje víru a dobré svědomí, kteréžto někteří potrativše, zhynuli u víře.
İmana ve temiz vicdana sarıl. Bazıları temiz vicdanı bir yana iterek iman konusunda battılar.majúc vieru a dobré svedomie, ktoré odstrčiac niektorí od seba stroskotali čo do viery,
İmana ve temiz vicdana sarıl. Bazıları temiz vicdanı bir yana iterek iman konusunda battılar.manteniendo la fe y la buena conciencia, la cual algunos desecharon y naufragaron en cuanto a la fe
İmana ve temiz vicdana sarıl. Bazıları temiz vicdanı bir yana iterek iman konusunda battılar.Megtartván a hitet és jó lelkiismeretet, melyet némelyek elvetvén, a hit dolgában hajótörést szenvedtek;
İmana ve temiz vicdana sarıl. Bazıları temiz vicdanı bir yana iterek iman konusunda battılar.säilyttäen uskon ja hyvän omantunnon, jonka eräät ovat hyljänneet ja uskossaan haaksirikkoon joutuneet.
İmana ve temiz vicdana sarıl. Bazıları temiz vicdanı bir yana iterek iman konusunda battılar.şi să păstrezi credinţa şi un cuget curat, pe care unii l-au pierdut, şi au căzut din credinţă.
İmana ve temiz vicdana sarıl. Bazıları temiz vicdanı bir yana iterek iman konusunda battılar.εχων πιστιν και αγαθην συνειδησιν, την οποιαν τινες αποβαλοντες εναυαγησαν εις την πιστιν
İmana ve temiz vicdana sarıl. Bazıları temiz vicdanı bir yana iterek iman konusunda battılar.имея веру и добрую совесть, которую некоторые отвергнув, потерпели кораблекрушение в вере;
İmana ve temiz vicdana sarıl. Bazıları temiz vicdanı bir yana iterek iman konusunda battılar.И тъй, искам мъжете да се молят на всяко място, като издигат ръце свети, а не гневни и препирливи,
İmana ve temiz vicdana sarıl. Bazıları temiz vicdanı bir yana iterek iman konusunda battılar.маючи віру і добру совість, котру деякі відкинувши, од віри відпали.
İmana ve temiz vicdana sarıl. Bazıları temiz vicdanı bir yana iterek iman konusunda battılar.לאחז באמונה וברוח הטובה אשר יש מאסים בה ותשבר אנית אמונתם׃
İmana ve temiz vicdana sarıl. Bazıları temiz vicdanı bir yana iterek iman konusunda battılar.ولك ايمان وضمير صالح الذي اذ رفضه قوم انكسرت بهم السفينة من جهة الايمان ايضا
İmana ve temiz vicdana sarıl. Bazıları temiz vicdanı bir yana iterek iman konusunda battılar.常 存 信 心 、 和 無 虧 的 良 心 . 有 人 丟 棄 良 心 、 就 在 真 道 上 如 同 船 破 壞 了 一 般
İmana ve temiz vicdana sarıl. Bazıları temiz vicdanı bir yana iterek iman konusunda battılar.常 存 信心 、 和 無虧 的 良心 . 有 人 丟棄 良心 、 就 在 真 道上 如同 船 破壞 了 一般
- İnsanlar vicdanlarını dinler... ...görevlerinin izin verdiklerini değil.Amúgy is, hogy van? Remélte, hogy az eltilt... ...hogy nemsokára újra dolgozhat.
- İnsanlar vicdanlarını dinler... ...görevlerinin izin verdiklerini değil.Hoe is het nog met hem? Hij hoopt dat zijn beroepsver... ...dat hij binnenkort weer zal kunnen werken.
- İnsanlar vicdanlarını dinler... ...görevlerinin izin verdiklerini değil.- Oamenii îşi ascultă conştiinţa, nu ce li se spune să facă la serviciu.
- İnsanlar vicdanlarını dinler... ...görevlerinin izin verdiklerini değil.¿Y cómo está, él, de todas formas?
- İnsanlar vicdanlarını dinler... ...görevlerinin izin verdiklerini değil.А как у него дела? Он надеется, что его запрет на проф... что он скоро сможет снова работать.
- İnsanlar vicdanlarını dinler... ...görevlerinin izin verdiklerini değil.?בכל מקרה, מה שלומו ...הוא קיווה שהקריירה שלו .שהוא יורשה לעבוד בקרוב
- İnsanlar vicdanlarını dinler... ...görevlerinin izin verdiklerini değil.هل قررت ماذا ستفعل؟ يستمع الناس الى ضمائرهم ليس لطبيعة وظائفهم
Kasaplar çarşısında satılan her eti vicdan sorunu yapmadan, sorgusuz sualsiz yiyin.Alles, was feil ist auf dem Fleischmarkt, das esset, und forschet nicht, auf daß ihr das Gewissen verschonet.
Kasaplar çarşısında satılan her eti vicdan sorunu yapmadan, sorgusuz sualsiz yiyin.Allt som säljes i köttboden mån I äta; I behöven icke för samvetets skull göra någon undersökning därom.
Kasaplar çarşısında satılan her eti vicdan sorunu yapmadan, sorgusuz sualsiz yiyin.Alt det som selges i slakterboden, kan I ete uten at I for samvittighetens skyld spør mere efter det;
Kasaplar çarşısında satılan her eti vicdan sorunu yapmadan, sorgusuz sualsiz yiyin.Alt, hvad der sælges i Slagterbod, spiser det, uden at undersøge noget af Samvittigheds-Hensyn;
Kasaplar çarşısında satılan her eti vicdan sorunu yapmadan, sorgusuz sualsiz yiyin.Cokolwiek w jatkach sprzedawają, jedzcie, nic nie pytając dla sumienia.
Kasaplar çarşısında satılan her eti vicdan sorunu yapmadan, sorgusuz sualsiz yiyin.Comed de todo lo que se vende en la carnicería, sin preguntar nada por motivo de conciencia
Kasaplar çarşısında satılan her eti vicdan sorunu yapmadan, sorgusuz sualsiz yiyin.Comei de tudo quanto se vende no mercado, nada perguntando por causa da consciência.
Kasaplar çarşısında satılan her eti vicdan sorunu yapmadan, sorgusuz sualsiz yiyin.무릇 시장에서 파는 것은 양심을 위하여 묻지 말고 먹으라
Kasaplar çarşısında satılan her eti vicdan sorunu yapmadan, sorgusuz sualsiz yiyin.Mangez de tout ce qui se vend au marché, sans vous enquérir de rien par motif de conscience;
Kasaplar çarşısında satılan her eti vicdan sorunu yapmadan, sorgusuz sualsiz yiyin.Mindent, a mit a mészárszékben árulnak, megegyetek, semmit sem tudakozódván a lelkiismeret miatt.
Kasaplar çarşısında satılan her eti vicdan sorunu yapmadan, sorgusuz sualsiz yiyin.Phàm vật gì bán ở hàng thịt , hãy ăn , đừng vì cớ lương_tâm mà hỏi chi về việc đó ;
Kasaplar çarşısında satılan her eti vicdan sorunu yapmadan, sorgusuz sualsiz yiyin.Phàm vật gì bán ở hàng thịt, hãy ăn, đừng vì cớ lương tâm mà hỏi chi về việc đó;
Kasaplar çarşısında satılan her eti vicdan sorunu yapmadan, sorgusuz sualsiz yiyin.Să mîncaţi din tot ce se vinde pe piaţă, fără să cercetaţi ceva din pricina cugetului.
Kasaplar çarşısında satılan her eti vicdan sorunu yapmadan, sorgusuz sualsiz yiyin.Syökää kaikkea, mitä lihakaupassa myydään, kyselemättä mitään omantunnon tähden,
Kasaplar çarşısında satılan her eti vicdan sorunu yapmadan, sorgusuz sualsiz yiyin.Tutto ciò che è in vendita sul mercato, mangiatelo pure senza indagare per motivo di coscienza
Kasaplar çarşısında satılan her eti vicdan sorunu yapmadan, sorgusuz sualsiz yiyin.Všecko, což se v masných krámích prodává, jezte, nic se nevyptávajíce pro svědomí.
Kasaplar çarşısında satılan her eti vicdan sorunu yapmadan, sorgusuz sualsiz yiyin.Vse, kar prodajajo v mesnici, jejte, nič ne povprašujoč zavoljo vesti.
Kasaplar çarşısında satılan her eti vicdan sorunu yapmadan, sorgusuz sualsiz yiyin.Všetko, čo sa predáva v mastných krámoch, jedzte a nič sa nevypytujte pre svedomie,
Kasaplar çarşısında satılan her eti vicdan sorunu yapmadan, sorgusuz sualsiz yiyin.Παν το πωλουμενον εν τω μακελλιω τρωγετε, μηδεν εξεταζοντες δια την συνειδησιν
Kasaplar çarşısında satılan her eti vicdan sorunu yapmadan, sorgusuz sualsiz yiyin.Все, что продается на торгу, ешьте без всякого исследования, для спокойствия совести;
Kasaplar çarşısında satılan her eti vicdan sorunu yapmadan, sorgusuz sualsiz yiyin.Все, що на торгу продасть ся, їжте, нїчого не сумнячись задля совісти.
Kasaplar çarşısında satılan her eti vicdan sorunu yapmadan, sorgusuz sualsiz yiyin.Не ставайте съблазън ни на юдеи, ни на гърци, нито на Божията църква;
Kasaplar çarşısında satılan her eti vicdan sorunu yapmadan, sorgusuz sualsiz yiyin.כל הנמכר במקולין אתו תאכלו ואל תחקרו מפני מכשל הלב׃
Kasaplar çarşısında satılan her eti vicdan sorunu yapmadan, sorgusuz sualsiz yiyin.كل ما يباع في الملحمة كلوه غير فاحصين عن شيء من اجل الضمير.
Kasaplar çarşısında satılan her eti vicdan sorunu yapmadan, sorgusuz sualsiz yiyin.凡 市 上 所 賣 的 、 你 們 只 管 喫 、 不 要 為 良 心 的 緣 故 問 甚 麼 話
Kasaplar çarşısında satılan her eti vicdan sorunu yapmadan, sorgusuz sualsiz yiyin.凡 市上 所 賣 的 、 你 們 只 管 喫 、 不 要 為 良心 的 緣故問 甚 麼話
Kasıtlı bir şekilde insan öldürmek bizim için vicdansızlık olur." dedi.A lelkiismertünk nem teszi lehetővé, hogy tudatos és szándékos módon végezzünk ki embereket."
Kasıtlı bir şekilde insan öldürmek bizim için vicdansızlık olur." dedi.Ar fi de neconceput pentru noi, ca să începem, într-un mod deliberat şi intenţionat să executăm oameni."
Kasıtlı bir şekilde insan öldürmek bizim için vicdansızlık olur." dedi.Bylo by neúnosné - u nás - se úmyslně a s rozvahou pustit do popravování lidi."
Kasıtlı bir şekilde insan öldürmek bizim için vicdansızlık olur." dedi.Byłoby to nierozsądne, byśmy świadomie i celowo dokonywali egzekucji".
Kasıtlı bir şekilde insan öldürmek bizim için vicdansızlık olur." dedi.Det skulle framstå som helt samvetslöst för oss att på ett medvetet, överlagt sätt, börja avrätta människor."

İlgili Sayfalar