- İnsanlar vicdanlarını dinler... ...görevlerinin izin verdiklerini değil.Hoe is het nog met hem? Hij hoopt dat zijn beroepsver... ...dat hij binnenkort weer zal kunnen werken.
- İnsanlar vicdanlarını dinler... ...görevlerinin izin verdiklerini değil.- Oamenii îşi ascultă conştiinţa, nu ce li se spune să facă la serviciu.
- İnsanlar vicdanlarını dinler... ...görevlerinin izin verdiklerini değil.¿Y cómo está, él, de todas formas?
- İnsanlar vicdanlarını dinler... ...görevlerinin izin verdiklerini değil.А как у него дела? Он надеется, что его запрет на проф... что он скоро сможет снова работать.
- İnsanlar vicdanlarını dinler... ...görevlerinin izin verdiklerini değil.?בכל מקרה, מה שלומו ...הוא קיווה שהקריירה שלו .שהוא יורשה לעבוד בקרוב
- İnsanlar vicdanlarını dinler... ...görevlerinin izin verdiklerini değil.هل قررت ماذا ستفعل؟ يستمع الناس الى ضمائرهم ليس لطبيعة وظائفهم
Kasaplar çarşısında satılan her eti vicdan sorunu yapmadan, sorgusuz sualsiz yiyin.Alles, was feil ist auf dem Fleischmarkt, das esset, und forschet nicht, auf daß ihr das Gewissen verschonet.
Kasaplar çarşısında satılan her eti vicdan sorunu yapmadan, sorgusuz sualsiz yiyin.Allt som säljes i köttboden mån I äta; I behöven icke för samvetets skull göra någon undersökning därom.
Kasaplar çarşısında satılan her eti vicdan sorunu yapmadan, sorgusuz sualsiz yiyin.Alt det som selges i slakterboden, kan I ete uten at I for samvittighetens skyld spør mere efter det;
Kasaplar çarşısında satılan her eti vicdan sorunu yapmadan, sorgusuz sualsiz yiyin.Alt, hvad der sælges i Slagterbod, spiser det, uden at undersøge noget af Samvittigheds-Hensyn;
Kasaplar çarşısında satılan her eti vicdan sorunu yapmadan, sorgusuz sualsiz yiyin.Cokolwiek w jatkach sprzedawają, jedzcie, nic nie pytając dla sumienia.
Kasaplar çarşısında satılan her eti vicdan sorunu yapmadan, sorgusuz sualsiz yiyin.Comed de todo lo que se vende en la carnicería, sin preguntar nada por motivo de conciencia
Kasaplar çarşısında satılan her eti vicdan sorunu yapmadan, sorgusuz sualsiz yiyin.Comei de tudo quanto se vende no mercado, nada perguntando por causa da consciência.
Kasaplar çarşısında satılan her eti vicdan sorunu yapmadan, sorgusuz sualsiz yiyin.무릇 시장에서 파는 것은 양심을 위하여 묻지 말고 먹으라
Kasaplar çarşısında satılan her eti vicdan sorunu yapmadan, sorgusuz sualsiz yiyin.Mangez de tout ce qui se vend au marché, sans vous enquérir de rien par motif de conscience;
Kasaplar çarşısında satılan her eti vicdan sorunu yapmadan, sorgusuz sualsiz yiyin.Mindent, a mit a mészárszékben árulnak, megegyetek, semmit sem tudakozódván a lelkiismeret miatt.
Kasaplar çarşısında satılan her eti vicdan sorunu yapmadan, sorgusuz sualsiz yiyin.Phàm vật gì bán ở hàng thịt , hãy ăn , đừng vì cớ lương_tâm mà hỏi chi về việc đó ;
Kasaplar çarşısında satılan her eti vicdan sorunu yapmadan, sorgusuz sualsiz yiyin.Phàm vật gì bán ở hàng thịt, hãy ăn, đừng vì cớ lương tâm mà hỏi chi về việc đó;
Kasaplar çarşısında satılan her eti vicdan sorunu yapmadan, sorgusuz sualsiz yiyin.Să mîncaţi din tot ce se vinde pe piaţă, fără să cercetaţi ceva din pricina cugetului.
Kasaplar çarşısında satılan her eti vicdan sorunu yapmadan, sorgusuz sualsiz yiyin.Syökää kaikkea, mitä lihakaupassa myydään, kyselemättä mitään omantunnon tähden,
Kasaplar çarşısında satılan her eti vicdan sorunu yapmadan, sorgusuz sualsiz yiyin.Tutto ciò che è in vendita sul mercato, mangiatelo pure senza indagare per motivo di coscienza
Kasaplar çarşısında satılan her eti vicdan sorunu yapmadan, sorgusuz sualsiz yiyin.Všecko, což se v masných krámích prodává, jezte, nic se nevyptávajíce pro svědomí.
Kasaplar çarşısında satılan her eti vicdan sorunu yapmadan, sorgusuz sualsiz yiyin.Vse, kar prodajajo v mesnici, jejte, nič ne povprašujoč zavoljo vesti.
Kasaplar çarşısında satılan her eti vicdan sorunu yapmadan, sorgusuz sualsiz yiyin.Všetko, čo sa predáva v mastných krámoch, jedzte a nič sa nevypytujte pre svedomie,
Kasaplar çarşısında satılan her eti vicdan sorunu yapmadan, sorgusuz sualsiz yiyin.Παν το πωλουμενον εν τω μακελλιω τρωγετε, μηδεν εξεταζοντες δια την συνειδησιν
Kasaplar çarşısında satılan her eti vicdan sorunu yapmadan, sorgusuz sualsiz yiyin.Все, что продается на торгу, ешьте без всякого исследования, для спокойствия совести;
Kasaplar çarşısında satılan her eti vicdan sorunu yapmadan, sorgusuz sualsiz yiyin.Все, що на торгу продасть ся, їжте, нїчого не сумнячись задля совісти.
Kasaplar çarşısında satılan her eti vicdan sorunu yapmadan, sorgusuz sualsiz yiyin.Не ставайте съблазън ни на юдеи, ни на гърци, нито на Божията църква;
Kasaplar çarşısında satılan her eti vicdan sorunu yapmadan, sorgusuz sualsiz yiyin.כל הנמכר במקולין אתו תאכלו ואל תחקרו מפני מכשל הלב׃
Kasaplar çarşısında satılan her eti vicdan sorunu yapmadan, sorgusuz sualsiz yiyin.كل ما يباع في الملحمة كلوه غير فاحصين عن شيء من اجل الضمير.
Kasaplar çarşısında satılan her eti vicdan sorunu yapmadan, sorgusuz sualsiz yiyin.凡 市 上 所 賣 的 、 你 們 只 管 喫 、 不 要 為 良 心 的 緣 故 問 甚 麼 話
Kasaplar çarşısında satılan her eti vicdan sorunu yapmadan, sorgusuz sualsiz yiyin.凡 市上 所 賣 的 、 你 們 只 管 喫 、 不 要 為 良心 的 緣故問 甚 麼話
Kasıtlı bir şekilde insan öldürmek bizim için vicdansızlık olur." dedi.A lelkiismertünk nem teszi lehetővé, hogy tudatos és szándékos módon végezzünk ki embereket."
Kasıtlı bir şekilde insan öldürmek bizim için vicdansızlık olur." dedi.Ar fi de neconceput pentru noi, ca să începem, într-un mod deliberat şi intenţionat să executăm oameni."
Kasıtlı bir şekilde insan öldürmek bizim için vicdansızlık olur." dedi.Bylo by neúnosné - u nás - se úmyslně a s rozvahou pustit do popravování lidi."
Kasıtlı bir şekilde insan öldürmek bizim için vicdansızlık olur." dedi.Byłoby to nierozsądne, byśmy świadomie i celowo dokonywali egzekucji".
Kasıtlı bir şekilde insan öldürmek bizim için vicdansızlık olur." dedi.Det skulle framstå som helt samvetslöst för oss att på ett medvetet, överlagt sätt, börja avrätta människor."
Kasıtlı bir şekilde insan öldürmek bizim için vicdansızlık olur." dedi.Es wäre gewissenlos von uns, bewusst und gezielt Menschen hinzurichten."
Kasıtlı bir şekilde insan öldürmek bizim için vicdansızlık olur." dedi.Het zou gewetenloos zijn, als wij voorbedacht en bewust mensen zouden executeren."
Kasıtlı bir şekilde insan öldürmek bizim için vicdansızlık olur." dedi.우리가 계획적이고 의도적으로 사람들을 사형에 처하는 것은 비양심적 행동이 될 것입니다."라고 말했죠.
Kasıtlı bir şekilde insan öldürmek bizim için vicdansızlık olur." dedi.Per noi sarebbe inconcepibile giustiziare persone, deliberatamente e intenzionalmente."
Kasıtlı bir şekilde insan öldürmek bizim için vicdansızlık olur." dedi."Seria inadmissível da nossa parte determinar, de uma forma intencional "e deliberada, a execução de pessoas."
Kasıtlı bir şekilde insan öldürmek bizim için vicdansızlık olur." dedi.Sería irracional que nosotros, intencional y deliberadamente, nos pusiéramos a ejecutar personas".
Kasıtlı bir şekilde insan öldürmek bizim için vicdansızlık olur." dedi.Θα ήταν ανήθικο για μας σκόπιμα και εσκεμμένα, να αρχίσουμε να εκτελούμε κόσμο."
Kasıtlı bir şekilde insan öldürmek bizim için vicdansızlık olur." dedi.Би било безсъвестно за нас преднамерено и умишлено да екзекутираме хора."
Kasıtlı bir şekilde insan öldürmek bizim için vicdansızlık olur." dedi.Для нас невообразимо сознательно и намеренно планировать казнь людей".
Kasıtlı bir şekilde insan öldürmek bizim için vicdansızlık olur." dedi.זה יהיה לחלוטין חסר מצפון מצידנו בצורה מכוונת ושקולה, לנהל הוצאות להורג של אנשים."
Kasıtlı bir şekilde insan öldürmek bizim için vicdansızlık olur." dedi.سيكون ذلك غير أخلاقيٍ بالنسبة لنا أن نشترك بتعمد و بطريقةٍ مقصودة في إعدام البشر."
Kasıtlı bir şekilde insan öldürmek bizim için vicdansızlık olur." dedi.人間を処刑するようになるのは 私たちには 非良心的で受け入れられないものです」 これを聞いて私は考えました
Mısır hapishanelerinde işkenceye maruz kaldım ve vicdan mahkumu olarak 5 yıl hüküm giydim.양심수로서 5년 형을 선고받고 감옥에 갇히게 되었습니다
Mısır hapishanelerinde işkenceye maruz kaldım ve vicdan mahkumu olarak 5 yıl hüküm giydim.Fui torturado nas prisões egípcias, e condenado a cinco anos de prisão como prisioneiro político.
Mısır hapishanelerinde işkenceye maruz kaldım ve vicdan mahkumu olarak 5 yıl hüküm giydim.Ik werd gemarteld in de Egyptische gevangenis en bestraft met vijf jaar als politiek gevangene.
Mısır hapishanelerinde işkenceye maruz kaldım ve vicdan mahkumu olarak 5 yıl hüküm giydim.Jag utsattes för tortyr i egyptiska fängelser och var dömd till fem år som samvetsfånge.
Mısır hapishanelerinde işkenceye maruz kaldım ve vicdan mahkumu olarak 5 yıl hüküm giydim.הייתי נתון לעינויים בבתי-כלא מצריים ונשפטתי לחמש שנים כאסיר-מצפון.
Mısır hapishanelerinde işkenceye maruz kaldım ve vicdan mahkumu olarak 5 yıl hüküm giydim.كنت معرض للتعذيب في سجون مصرية وقضيت خمسة أعوام كسجين سياسي .
Mısır hapishanelerinde işkenceye maruz kaldım ve vicdan mahkumu olarak 5 yıl hüküm giydim.政治犯として 5年間の禁錮刑に処せられました そうした一連の経験を可能にし
Neden televizyonun bir vicdanı olduğuna inanıyorum?De ce cred că televiziunea are conştiinţă?
Neden televizyonun bir vicdanı olduğuna inanıyorum?Dlaczego wierzę, że telewizja ma świadomość?
Neden televizyonun bir vicdanı olduğuna inanıyorum?Et la raison pour laquelle j'y crois c'est qu'en fait je crois que la télévision reflète directement
Neden televizyonun bir vicdanı olduğuna inanıyorum?La razón por la que lo creo es porque realmente considero que