Doğruluğuma sarılacak, onu bırakmayacağım, Yaşadığım sürece vicdanım beni suçlamayacak.בצדקתי החזקתי ולא ארפה לא יחרף לבבי מימי׃
Doğruluğuma sarılacak, onu bırakmayacağım, Yaşadığım sürece vicdanım beni suçlamayacak.تمسكت ببري ولا ارخيه. قلبي لا يعير يوما من ايامي.
Doğruluğuma sarılacak, onu bırakmayacağım, Yaşadığım sürece vicdanım beni suçlamayacak.我 持 定 我 的 義 、 必 不 放 鬆 . 在 世 的 日 子 我 心 必 不 責 備 我
Doğruluğuma sarılacak, onu bırakmayacağım, Yaşadığım sürece vicdanım beni suçlamayacak.我 持定 我 的 義 、 必不放鬆 . 在世 的 日子 我心 必不責備我
Durmadan, gece gündüz dualarımda seni anarak atalarım gibi temiz vicdanla kulluk ettiğim Tanrıya şükrediyorum.나의 밤낮 간구하는 가운데 쉬지 않고 너를 생각하여 청결한 양심으로 조상 적부터 섬겨 오는 하나님께 감사하고
Durmadan, gece gündüz dualarımda seni anarak atalarım gibi temiz vicdanla kulluk ettiğim Tanrıya şükrediyorum.מודה אני לאלהים אשר אני עבד אותו מימי אבותי ברוח טהורה כי תמיד אזכרך בתפלותי לילה ויומם׃
Durmadan, gece gündüz dualarımda seni anarak atalarım gibi temiz vicdanla kulluk ettiğim Tanrıya şükrediyorum.اني اشكر الله الذي اعبده من اجدادي بضمير طاهر كما اذكرك بلا انقطاع في طلباتي ليلا ونهارا
Durmadan, gece gündüz dualarımda seni anarak atalarım gibi temiz vicdanla kulluk ettiğim Tanrıya şükrediyorum.我 感 謝 神 、 就 是 我 接 續 祖 先 、 用 清 潔 的 良 心 所 事 奉 的 神 、 祈 禱 的 時 候 、 不 住 的 想 念 你
Durmadan, gece gündüz dualarımda seni anarak atalarım gibi temiz vicdanla kulluk ettiğim Tanrıya şükrediyorum.我 感謝 神 、 就是 我 接續 祖先 、 用 清潔 的 良心 所 事 奉 的 神 、 祈禱 的 時候 、 不 住 的 想念 你
Fakat bunu yapmalıdır, çünkü vicdanı bunun doğru olduğunu söyler."Ale trzeba ją przyjąć, bo tak każe sumienie".
Fakat bunu yapmalıdır, çünkü vicdanı bunun doğru olduğunu söyler."Ale tuto pozici musí zaujmout, protože mu jeho svědomí říká, že je to tak správně.'
Fakat bunu yapmalıdır, çünkü vicdanı bunun doğru olduğunu söyler."Dar trebuie să o iei pentru că aşa-ţi dictează conştiinţa."
Fakat bunu yapmalıdır, çünkü vicdanı bunun doğru olduğunu söyler."De véleményt kell mondjon, mert így diktálja a lelkiismeret."
Fakat bunu yapmalıdır, çünkü vicdanı bunun doğru olduğunu söyler."자신의 양심이 옳기 때문에 그 자리에 서야만 하는 시기가 올 것이다" 라고 했습니다.
Fakat bunu yapmalıdır, çünkü vicdanı bunun doğru olduğunu söyler."Maar je moet dat standpunt innemen omdat je geweten je zegt dat het juist is."
Fakat bunu yapmalıdır, çünkü vicdanı bunun doğru olduğunu söyler."Mais il faut prendre cette position parce que la conscience nous dit que c'est juste. "
Fakat bunu yapmalıdır, çünkü vicdanı bunun doğru olduğunu söyler."Men man måste ta den ställningen eftersom samvetet säger att det är rätt."
Fakat bunu yapmalıdır, çünkü vicdanı bunun doğru olduğunu söyler."Nhưng người ta phải nhận lấy vị trí đó bới lương tâm họ mách bảo."
Fakat bunu yapmalıdır, çünkü vicdanı bunun doğru olduğunu söyler."Pero debe adoptar esa postura porque su conciencia le dice que es lo correcto".
Fakat bunu yapmalıdır, çünkü vicdanı bunun doğru olduğunu söyler."Tapi dia harus mengambil posisi itu karena hati nuraninya mengatakan itulah hal yang benar."
Fakat bunu yapmalıdır, çünkü vicdanı bunun doğru olduğunu söyler."Tuttavia, bisogna prenderla, perché la nostra coscienza ci dice che è la cosa giusta da fare".
Fakat bunu yapmalıdır, çünkü vicdanı bunun doğru olduğunu söyler."Und diese Position muss er einnnehmen, weil das eigene Gewissen es ihm vorschreibt."
Fakat bunu yapmalıdır, çünkü vicdanı bunun doğru olduğunu söyler."Αλλά πρέπει να πάρει αυτή τη θέση, επειδή η συνείδησή του τού λέει ότι είναι το σωστό."
Fakat bunu yapmalıdır, çünkü vicdanı bunun doğru olduğunu söyler."Але він повинен буде прийняти цю позицію, через те, що його совість каже, що це правильно".
Fakat bunu yapmalıdır, çünkü vicdanı bunun doğru olduğunu söyler."Но её нужно занять, потому что она правильная".
Fakat bunu yapmalıdır, çünkü vicdanı bunun doğru olduğunu söyler."Но, той трябва да заеме тази позиция, защото съвестта му казва,че така е редно."
Fakat bunu yapmalıdır, çünkü vicdanı bunun doğru olduğunu söyler.""אך עליו לנקוט עמדה זו משום שמצפונו אומר לו שהיא צודקת."
Fakat bunu yapmalıdır, çünkü vicdanı bunun doğru olduğunu söyler."「この道は正しい」 という 良心の声にしたがって
Hiç vicdanı yok.Cô ta không có lương tâm chút nào
Hiç vicdanı yok.Dia tidak memiliki suara hati
Hiç vicdanı yok.Elle n'a aucune conscience.
Hiç vicdanı yok.È un'irresponsabile.
Hiç vicdanı yok.Még csak nem is sajnálja!
Hiç vicdanı yok.No tiene conciencia.
Hiç vicdanı yok.No tiene conciencia.
Hiç vicdanı yok.Ona jest bez sumienia
Hiç vicdanı yok.ليس لديها ضمير
İmana ve temiz vicdana sarıl. Bazıları temiz vicdanı bir yana iterek iman konusunda battılar.cầm giữ đức tin và lương tâm tốt. Mấy kẻ đã chối bỏ lương tâm đó, thì đức tin họ bị chìm đắm:
İmana ve temiz vicdana sarıl. Bazıları temiz vicdanı bir yana iterek iman konusunda battılar.cầm_giữ đức_tin và lương_tâm tốt . Mấy kẻ đã chối_bỏ lương_tâm đó , thì đức_tin họ bị chìm_đắm :
İmana ve temiz vicdana sarıl. Bazıları temiz vicdanı bir yana iterek iman konusunda battılar.con fede e buona coscienza, poiché alcuni che l'hanno ripudiata hanno fatto naufragio nella fede
İmana ve temiz vicdana sarıl. Bazıları temiz vicdanı bir yana iterek iman konusunda battılar.conservando a fé, e uma boa consciência, a qual alguns havendo rejeitado, naufragando no tocante � fé;
İmana ve temiz vicdana sarıl. Bazıları temiz vicdanı bir yana iterek iman konusunda battılar.idet du har Tro og en god Samvittighed, hvilken nogle have stødt fra sig og lidt Skibbrud på Troen;
İmana ve temiz vicdana sarıl. Bazıları temiz vicdanı bir yana iterek iman konusunda battılar.idet du har tro og en god samvittighet; den har somme kastet fra sig og lidt skibbrudd på sin tro;
İmana ve temiz vicdana sarıl. Bazıları temiz vicdanı bir yana iterek iman konusunda battılar.믿음과 착한 양심을 가지라 어떤 이들이 이 양심을 버렸고 그 믿음에 관하여는 파선하였느니라
İmana ve temiz vicdana sarıl. Bazıları temiz vicdanı bir yana iterek iman konusunda battılar.Mając wiarę i dobre sumienie, które niektórzy odrzuciwszy, szkodę podjęli w wierze;
İmana ve temiz vicdana sarıl. Bazıları temiz vicdanı bir yana iterek iman konusunda battılar.Maje víru a dobré svědomí, kteréžto někteří potrativše, zhynuli u víře.
İmana ve temiz vicdana sarıl. Bazıları temiz vicdanı bir yana iterek iman konusunda battılar.majúc vieru a dobré svedomie, ktoré odstrčiac niektorí od seba stroskotali čo do viery,
İmana ve temiz vicdana sarıl. Bazıları temiz vicdanı bir yana iterek iman konusunda battılar.manteniendo la fe y la buena conciencia, la cual algunos desecharon y naufragaron en cuanto a la fe
İmana ve temiz vicdana sarıl. Bazıları temiz vicdanı bir yana iterek iman konusunda battılar.Megtartván a hitet és jó lelkiismeretet, melyet némelyek elvetvén, a hit dolgában hajótörést szenvedtek;
İmana ve temiz vicdana sarıl. Bazıları temiz vicdanı bir yana iterek iman konusunda battılar.säilyttäen uskon ja hyvän omantunnon, jonka eräät ovat hyljänneet ja uskossaan haaksirikkoon joutuneet.
İmana ve temiz vicdana sarıl. Bazıları temiz vicdanı bir yana iterek iman konusunda battılar.şi să păstrezi credinţa şi un cuget curat, pe care unii l-au pierdut, şi au căzut din credinţă.
İmana ve temiz vicdana sarıl. Bazıları temiz vicdanı bir yana iterek iman konusunda battılar.εχων πιστιν και αγαθην συνειδησιν, την οποιαν τινες αποβαλοντες εναυαγησαν εις την πιστιν
İmana ve temiz vicdana sarıl. Bazıları temiz vicdanı bir yana iterek iman konusunda battılar.имея веру и добрую совесть, которую некоторые отвергнув, потерпели кораблекрушение в вере;
İmana ve temiz vicdana sarıl. Bazıları temiz vicdanı bir yana iterek iman konusunda battılar.И тъй, искам мъжете да се молят на всяко място, като издигат ръце свети, а не гневни и препирливи,
İmana ve temiz vicdana sarıl. Bazıları temiz vicdanı bir yana iterek iman konusunda battılar.маючи віру і добру совість, котру деякі відкинувши, од віри відпали.
İmana ve temiz vicdana sarıl. Bazıları temiz vicdanı bir yana iterek iman konusunda battılar.לאחז באמונה וברוח הטובה אשר יש מאסים בה ותשבר אנית אמונתם׃
İmana ve temiz vicdana sarıl. Bazıları temiz vicdanı bir yana iterek iman konusunda battılar.ولك ايمان وضمير صالح الذي اذ رفضه قوم انكسرت بهم السفينة من جهة الايمان ايضا
İmana ve temiz vicdana sarıl. Bazıları temiz vicdanı bir yana iterek iman konusunda battılar.常 存 信 心 、 和 無 虧 的 良 心 . 有 人 丟 棄 良 心 、 就 在 真 道 上 如 同 船 破 壞 了 一 般
İmana ve temiz vicdana sarıl. Bazıları temiz vicdanı bir yana iterek iman konusunda battılar.常 存 信心 、 和 無虧 的 良心 . 有 人 丟棄 良心 、 就 在 真 道上 如同 船 破壞 了 一般
- İnsanlar vicdanlarını dinler... ...görevlerinin izin verdiklerini değil.Amúgy is, hogy van? Remélte, hogy az eltilt... ...hogy nemsokára újra dolgozhat.