Bu vicdansızlık olurdu.Би било безсъвестно.
Bu vicdansızlık olurdu.Это невообразимо.
Bu vicdansızlık olurdu.זה היה חסר מצפון.
Bu vicdansızlık olurdu.سيكون ذلك غير أخلاقي.
Bu vicdansızlık olurdu.でも この国アメリカでは
Cevaplarınızda örnek var mı ? " Jagger'in ahlaksız vicdanını temizlerken,Apar tipare în răspunsurile tale?
Cevaplarınızda örnek var mı ? " Jagger'in ahlaksız vicdanını temizlerken,Bạn có thấy khuôn mẫu nào lặp lại trong những câu trả lời đó?
Cevaplarınızda örnek var mı ? " Jagger'in ahlaksız vicdanını temizlerken,C'è uno schema nelle vostre risposte?
Cevaplarınızda örnek var mı ? " Jagger'in ahlaksız vicdanını temizlerken,Czy tworzy to jakiś wzór w twoich odpowiedziach?
Cevaplarınızda örnek var mı ? " Jagger'in ahlaksız vicdanını temizlerken,Erkennt ihr ein Muster in euren Antworten?
Cevaplarınızda örnek var mı ? " Jagger'in ahlaksız vicdanını temizlerken,Há padrões detetáveis nas vossas respostas? "Os comentários de Estella raiam a crueldade,
Cevaplarınızda örnek var mı ? " Jagger'in ahlaksız vicdanını temizlerken,¿Hay patrones en sus respuestas?
Cevaplarınızda örnek var mı ? " Jagger'in ahlaksız vicdanını temizlerken,당신의 대답에 일정한 패턴이 있나요? "에스텔라의 말은 잔인성을 나타내고,
Cevaplarınızda örnek var mı ? " Jagger'in ahlaksız vicdanını temizlerken,Начала выстраиваться структура?
Cevaplarınızda örnek var mı ? " Jagger'in ahlaksız vicdanını temizlerken,האם אתם מצליחים למצוא דפוסים בתשובות שלכם? "להערות של אסטלה יש ניחוח של אכזריות, [אכזריות]
Cevaplarınızda örnek var mı ? " Jagger'in ahlaksız vicdanını temizlerken,「エステラのコメントは 残酷な平手打ちであり 一方 ジャガーズが手を洗うのは 彼の不道徳な良心ゆえのようだ
Çünkü bu bir tür vicdanlı bir nesne, çevresi tarafından değiştirilebilir, ve bunada değişiklik yapılabilir.왜냐하면 피노키오는 선악을 판단할 줄 알고, 주변 환경에 따라 스스로를 변화시키며 환경 또한 변화시킬 수 있기 때문입니다.
Çünkü bu bir tür vicdanlı bir nesne, çevresi tarafından değiştirilebilir, ve bunada değişiklik yapılabilir.Porque es al clase de objeto con conciencia, capaz de adaptarse a su entorno, y capaz de modificarlo también.
Çünkü bu bir tür vicdanlı bir nesne, çevresi tarafından değiştirilebilir, ve bunada değişiklik yapılabilir.מכיוון שזהו חפץ עם מצפון, שיכול להיות מושפע מהסביבה, ויכול גם להשפיע.
Çünkü bu bir tür vicdanlı bir nesne, çevresi tarafından değiştirilebilir, ve bunada değişiklik yapılabilir.لأنه من نوع الكائنات التي لها ضمير قابل للتعديل تبعاً للمحيط. وقابل لتعديله أيضاً.
Çünkü bu bir tür vicdanlı bir nesne, çevresi tarafından değiştirilebilir, ve bunada değişiklik yapılabilir.環境による変化を受け 自分を変化させます もう一つ 影響を受けたのは 鉱山のカナリアです
Çünkü vicdanı bunun doğru olduğunu söyler.Mert így diktálja a lelkiismerete.
Çünkü vicdanı bunun doğru olduğunu söyler.Aşa-ţi dictează conştiinţa.
Çünkü vicdanı bunun doğru olduğunu söyler.Bởi vì lương tâm anh ta mách bảo điều đó là đúng.
Çünkü vicdanı bunun doğru olduğunu söyler.Bo tak nakazuje mu sumienie.
Çünkü vicdanı bunun doğru olduğunu söyler.Eftersom samvetet säger en att det är rätt.
Çünkü vicdanı bunun doğru olduğunu söyler.Karena hati nuraninya berkata itu benar.
Çünkü vicdanı bunun doğru olduğunu söyler.자신의 양심이 그것이 옳다고 하기 때문입니다.
Çünkü vicdanı bunun doğru olduğunu söyler.Omdat je geweten zegt dat het juist is.
Çünkü vicdanı bunun doğru olduğunu söyler.Parce la conscience nous dit que c'est juste.
Çünkü vicdanı bunun doğru olduğunu söyler.Perché la coscienza ci dice che è giusto.
Çünkü vicdanı bunun doğru olduğunu söyler.Porque su consciencia le dice que es lo correcto.
Çünkü vicdanı bunun doğru olduğunu söyler.Protože mu jeho svědomí říká, že je to tak správně.
Çünkü vicdanı bunun doğru olduğunu söyler.Weil das eigene Gewissen es ihm vorschreibt.
Çünkü vicdanı bunun doğru olduğunu söyler.Επειδή η συνείδησή του τού λέει ότι είναι το σωστό.
Çünkü vicdanı bunun doğru olduğunu söyler.Защото съвестта му казва,че така е редно.
Çünkü vicdanı bunun doğru olduğunu söyler.Она правильная, наше сознание говорит нам об этом.
Çünkü vicdanı bunun doğru olduğunu söyler.Тому що його совість каже, що це правильно.
Çünkü vicdanı bunun doğru olduğunu söyler.משום שמצפונו אומר לו שהיא צודקת.
Çünkü vicdanı bunun doğru olduğunu söyler.このトークの最後に皆さんに 質問させていただきます
Doğruluğuma sarılacak, onu bırakmayacağım, Yaşadığım sürece vicdanım beni suçlamayacak.Aku tetap berpegang kepada kepatuhanku, dan hati nuraniku pun bersih selalu
Doğruluğuma sarılacak, onu bırakmayacağım, Yaşadığım sürece vicdanım beni suçlamayacak.Držím sa svojej spravedlivosti ani sa jej nepustím. Moje srdce nebude potupovať niktorý z mojich dní.
Doğruluğuma sarılacak, onu bırakmayacağım, Yaşadığım sürece vicdanım beni suçlamayacak.ë minha justiça me apegarei e não a largarei; o meu coração não reprova dia algum da minha vida.
Doğruluğuma sarılacak, onu bırakmayacağım, Yaşadığım sürece vicdanım beni suçlamayacak.Igazságomhoz ragaszkodom, róla le nem mondok; napjaim miatt nem korhol az én szívem.
Doğruluğuma sarılacak, onu bırakmayacağım, Yaşadığım sürece vicdanım beni suçlamayacak.Jeg hævder min Ret, jeg slipper den ikke, ingen af mine Dage piner mit Sind.
Doğruluğuma sarılacak, onu bırakmayacağım, Yaşadığım sürece vicdanım beni suçlamayacak.Jeg holder fast på min rettferdighet og slipper den ikke; mitt hjerte laster mig ikke for nogen av mine dager.
Doğruluğuma sarılacak, onu bırakmayacağım, Yaşadığım sürece vicdanım beni suçlamayacak.Je tiens à me justifier, et je ne faiblirai pas; Mon coeur ne me fait de reproche sur aucun de mes jours.
Doğruluğuma sarılacak, onu bırakmayacağım, Yaşadığım sürece vicdanım beni suçlamayacak.내가 내 의를 굳게 잡고 놓지 아니하리니 일평생 내 마음이 나를 책망치 아니하리라
Doğruluğuma sarılacak, onu bırakmayacağım, Yaşadığım sürece vicdanım beni suçlamayacak.Me he aferrado a mi rectitud y no la cederé. No me reprochará mi corazón mientras viva
Doğruluğuma sarılacak, onu bırakmayacağım, Yaşadığım sürece vicdanım beni suçlamayacak.Minä pidän kiinni vanhurskaudestani, en hellitä; yhdestäkään elämäni päivästä omatuntoni ei minua soimaa.
Doğruluğuma sarılacak, onu bırakmayacağım, Yaşadığım sürece vicdanım beni suçlamayacak.Mi terrò saldo nella mia giustizia senza cedere, la mia coscienza non mi rimprovera nessuno dei miei giorni
Doğruluğuma sarılacak, onu bırakmayacağım, Yaşadığım sürece vicdanım beni suçlamayacak.Pravičnosti svoje se držim in je ne pustim; srce mi ne očita ne enega mojih dni.
Doğruluğuma sarılacak, onu bırakmayacağım, Yaşadığım sürece vicdanım beni suçlamayacak.Spravedlnosti své držím se, aniž se jí pustím; nezahanbíť mne srdce mé nikdy.
Doğruluğuma sarılacak, onu bırakmayacağım, Yaşadığım sürece vicdanım beni suçlamayacak.Sprawiedliwości mojej trzymać się będę, a nie puszczę się jej; nie zawstydzi mię serce moje, pókim żyw.
Doğruluğuma sarılacak, onu bırakmayacağım, Yaşadığım sürece vicdanım beni suçlamayacak.Ţin să-mi scot dreptatea, şi nu voi slăbi; inima nu mă mustră pentru niciuna din zilele mele.
Doğruluğuma sarılacak, onu bırakmayacağım, Yaşadığım sürece vicdanım beni suçlamayacak.Tôi giữ chặt sự công bình mình, không rời bỏ nó; Trọn đời tôi, lòng tôi sẽ chẳng cáo trách tôi.
Doğruluğuma sarılacak, onu bırakmayacağım, Yaşadığım sürece vicdanım beni suçlamayacak.Tôi giữ chặt sự công_bình mình , không rời bỏ nó ; Trọn đời tôi , lòng tôi sẽ chẳng cáo trách tôi .
Doğruluğuma sarılacak, onu bırakmayacağım, Yaşadığım sürece vicdanım beni suçlamayacak.Θελω κρατει την δικαιοσυνην μου και δεν θελω αφησει αυτην η καρδια μου δεν θελει με ελεγξει ενοσω ζω.
Doğruluğuma sarılacak, onu bırakmayacağım, Yaşadığım sürece vicdanım beni suçlamayacak.Крепко держал я правду мою и не опущу ее; не укорит меня сердце мое во все дни мои.
Doğruluğuma sarılacak, onu bırakmayacağım, Yaşadığım sürece vicdanım beni suçlamayacak.Правдата си ще държа, и не ще я оставя; Догдето съм жив сърцето ми няма да ме изобличи.