Halka ilk hitabını bu vesileyle ve 24 yaşındayken yaptı.Harry har gjort denna dryck i sitt första och andra år.
İş vesilesiyle tanıştığı Willy Bang ile evlenip Norveç'e yerleşti.Hon mötte i Norberg specerihandlaren Emil Bergvall, som hon gifte sig med och flyttade till Norberg.
Daha sonraları Valve Corporation şirketi Dota'yı satın alarak Dota 2'nin çıkmasına vesile oldu.Valve Corporation anställde IceFrog, upphovsmannen till DotA, för att utveckla efterföljaren DotA 2.
Bu vesile ile Almanya'nın birçok kentinde yapılan toplantılarda konferanslar verdi.Poté se konaly výstavy v různých městech v Německu.
Bu vesile ile ülkenin yeni başkentinin (Brasilia) tasarlanması projesini Oscar Niemeyer'e verdi.Její výstavba byla inspirována prací Oscara Niemeyera, autora nového hlavního města Brazílie, Brasília.
Yeryüzündeki iyiliklere vesile olur.Prospěšnost pro krajinu.
Daha sonraları Valve Corporation şirketi Dota'yı satın alarak Dota 2'nin çıkmasına vesile oldu.Még az évben a Valve corporation bejelentette a DotA 2-t majd megszerezte a kizárólagos jogokat.
Fakat yazar bunu defalarca inkâr etmiş, Wolf'un ölümü vesilesiyle verdiği mülakatta da kabul etmemiştir.Ezek gyakran a küzdelem feladását és a halál elfogadását közvetítik, amit Farkas nem fogad el.
Quilliam diğer insanların da Müslüman olmalarına vesile oldu.Sir Crocodile pitää myös vastustajien kiristämisestä.
Böylece İmparatoru bir Haçlı Seferi yapmak için bir bağlayıcı vesile de sağladı.Αυτό ανάγκασε τον Πάπα να καθοδηγήσει ο ίδιος τη Σταυροφορία.
Başlangıçta çok sayıda şair Tanka'yı tuluat yaparak sosyal vesilelerde yazıyorlardı.Αρχικά πολλοί ποιητές συνέθεταν τάνκα σε κοινωνικές συνευρέσεις αυτοσχεδιάζοντας από κοινού.
Bu Kral Charles için açıkça küçük görülüp utanma vesilesi oldu.Ο αδερφός της Τσαρλς θυμάται ότι ήταν πολύ ντροπαλή μέχρι εκείνη την ηλικία.
Bu olay, tanınmasına vesile oldu.Denne optræden gjorde hende øjeblikkelig til et kendt navn.
Doğum Günü vesilesiyle Deutsche Post özel bir damga yayınladı.I anledning af dåben udgav Posten et specielt frimærke.
Ayrıca genç kızlar ve genç erkeklerin birbirlerini görüp beğenmelerine vesile olur.Uvidende om dette nyder de unge elskende deres rejse og hinanden.
Bu tutum sınırın her iki yakasında da önemli büyüklükte milli azınlıkların ortaya çıkışına vesile oldu.Den nye grænse skabte nationale mindretal på begge sider af grænsen.
Büyükada'da düzenlenen bir düğün töreni, onların yeniden bir araya gelmelerine vesile olur.Steinen de er satt i, skal ha den egenskap at den nok lar seg flytte, men alltid vil vende tilbake.
Bu olay, tanınmasına vesile oldu.Det er dette arbeidet som har gjort henne kjent.
Babası Polonya donanmasındaydı ve o vesileyle Britanya'ya gelmiş, annesiyle tanışmıştı.Hennes far var i den kongelige marinen, og hun var derfor mye utenlands, spesielt på Malta.
Üst düzey Japon devlet adamlarının bir kısmının Müslüman olmasına vesile oldu.Secara bertahap beberapa kepala suku setempat menjadi Muslim.
Şarkı'nın klip çekimi Madonna'nın Sean Penn ile tanışmasına vesile olmuştur.Album ini terinspirasi dan didedikasikan Madonna untuk suaminya kemudian Sean Penn.
Bu vesile ile Kalidasa O'ndan sonra olmalıdır.Pertempuran ini dapat dimenangkan oleh Catalunya.
Bu Kral Charles için açıkça küçük görülüp utanma vesilesi oldu.Điều này đã khiến vua anh Karl I hết sức thất vọng.
Bu vesile ile Kalidasa O'ndan sonra olmalıdır.Sau đó Sudaev mất nên Kalashnikov tiếp quản chương trình này.
ISA zaferi oyunun ilerlemesine vesile olurken, Helghast zaferi oyunun sonlanmasına sebep olur.Tuy nhiên, hành động quyết định này cần phải đợi cho đến khi hoàn thành thắng lợi Fall Gelb.
Gelen yabancı elçiler de, bu vesile ile sadrazamla görüşürler ve daha sonra padişahın huzuruna çıkarlardı.中山忠親の送った見舞いの使者に対しても「年来の素懐、障りなく遂げおはんぬ。
Quilliam diğer insanların da Müslüman olmalarına vesile oldu.アラウィー派は他のムスリムからは憎まれ続けた。
Antrenör olarak Billy Hunter'ın getirilmesine o vesile olmuştur.トレーナーとしてボブ・ホーリーなどを指導した。
Bu tutum sınırın her iki yakasında da önemli büyüklükte milli azınlıkların ortaya çıkışına vesile oldu.この決定は、新たな境界の両側にそれぞれマイノリティを残した。
İşte bu vesilerle şarkıyı çalardı, başka müzisyenlerce alaya alındı.彼がその電子ピアノを弾くと、ほかのミュージシャンたちに嘲笑われた。
Babasından kalan servet, onun hiç kimseye muhtaç kalmadan ilim öğrenmesine vesile olmuştur.父母責之,終不肯言,惟侍婢知之。
Bu vesileyle helikopter sanayiinde başlangıç için önemli bir adım atılması projeyi çok önemli kılmaktadır.这将是资本项目开放的一个非常重要的里程碑。
Sezar en ünlü deyişi olan 'Veni, Vidi, Vici' (geldim, gördüm, yendim) sözünü bu vesileyle söylemiştir.VENI VIDI VICI,凯撒的名言,意思是“我来,我见,我征服”。
Yeryüzündeki iyiliklere vesile olur.對大地抱有好感。
Bu vesile ile Kalidasa O'ndan sonra olmalıdır.有壬之起,由何桂清所荐。
Şarkı'nın klip çekimi Madonna'nın Sean Penn ile tanışmasına vesile olmuştur.在拍攝這支音樂錄影帶期間,瑪丹娜開始與演員肖恩·潘(Sean Penn)約會。
Bu vesileyle ülkemizde gerçekleştirilmek istenen hain darbe kalkışmasının da köklerine iniyor.너희는 우리 구역에 침범하기 위한 구실로 이런 주장을 사용한다.
Cezmi ile Adil Giray bu savaş vesilesiyle tanışmışlardır.다키가와 가즈마스는 간토 공략으로 결석하였다.
Bu vesileyle dolaptan çıkan ilk önemli kişi, Amerikalı şair Robert Duncan’dır.היציאה מהארון הבולטת ביותר בארצות הברית הייתה זו של המשורר רוברט דאנקן.
O sırada Claude ile aynı araçta olan 8-Ball Claude'un da araçtan kaçmasına vesile olmuştur.Клод заедно с експерта по експлозивите 8Ball бягат от местопрестъплението.
[6] [7] [8] [9] Şarkıcı 20 yıllık Payner vesilesiyle konser verdi.[20][21][22][23] Певецът се изяви на концерта по случай 20 години Пайнер.
Yeryüzündeki iyiliklere vesile olur.Najbolje rezultate postiže na zemljanim terenima.
Bu vesile ile ülkenin yeni başkentinin (Brasilia) tasarlanması projesini Oscar Niemeyer'e verdi.Výstavbu inšpirovala práca Oscara Niemeyera, autora nového hlavného mesta Brazílie.
Sezar en ünlü deyişi olan 'Veni, Vidi, Vici' (geldim, gördüm, yendim) sözünü bu vesileyle söylemiştir.Je to bitka, po ktorej senátu oznámil Veni, vidi, vici.
İşte bu vesilerle şarkıyı çalardı, başka müzisyenlerce alaya alındı.Skladá sa z coververzií piesní od tohto hudobníka nahraných inými hudobníkmi.
Bu olay, tanınmasına vesile oldu.Tá mu zaistila známosť.
Yeryüzündeki iyiliklere vesile olur.Žmonės žemėje apgyvendinę geriausias sritis.
Bu vakayinamede Álmos'un bu vesileyle Árpád'ı Macarların "lideri ve başı" olarak atadığını söylemektedir.Viimati mainitud kroonika räägib, et Álmos määras Árpádi selle sündmuse puhul ungarlaste "juhiks ja isandaks".
Bonn'un başkent olması vesilesiyle bölge hızla gelişmiştir.Pärast Hebei provintsi pealinnaks nimetamist on linn kiiresti kasvanud.
Yeryüzündeki iyiliklere vesile olur.Head haridust võib saada ka maal!
"Hidayete erdirilen ya da hidayete vesile olan" anlamlarına gelir.See omakorda tähendab "vahendi või eesmärgina väärtust omama".
Bana vesilesiyle.내게 기회.
Bana vesilesiyle.Me ocasión.
Bana vesilesiyle.לי מדי פעם.
Bana vesilesiyle.لي بهذه المناسبة.
Bana vesilesiyle.マーキューシオはあなたが与えることなく、いくつかの機会を利用できませんでした?
Birçok insan buraya gelmeme vesile oldu.Banyak orang membantu saya hingga saya sampai ke sini.
Birçok insan buraya gelmeme vesile oldu.Beaucoup de gens m'ont aidé sur la route pour arriver ici.
Birçok insan buraya gelmeme vesile oldu.여기까지 오는 데에 많은 분들의 도움을 받았습니다.
Birçok insan buraya gelmeme vesile oldu.Lungo la strada, molte persone mi hanno aiutato ad arrivare qui.