Ana içeriğe geç
Sözlük

vermek ile cümle

vermek kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
Tom'a kredi vermek zorundasın.You have to give Tom credit.
Onu Tom'a vermek zorundayım.I have to hand it to Tom.
Sana vermek istediğim bir şey var.There's something I wanted to give you.
Oy vermek için hazırım.I'm ready to vote.
Tom acısına son vermek için yaralı atı vurdu.Tom shot the injured horse to put it out of its misery.
Tom Mary'ye zarar vermekten korktu.Tom was afraid of hurting Mary.
Tom sana zarar vermek niyetinde değildi.Tom didn't intend to hurt you.
Size özel bir teklif vermek için buradayım.I'm here to give you a special offer.
Onları bana vermek istedi.He wanted to give them to me.
Ben ona zarar vermek istemedim.I didn't want to hurt her.
Kendime bir hediye vermek istedim.I wanted to give myself a gift.
Tom'a zarar vermek istemedim.I didn't want to hurt Tom.
Leyla'nın, Fadıl'a en çok vermek istediği tek şey bir bebektir.Layla wanted to give Fadil the one thing he wanted most, a baby.
Adamların geçmesine izin vermek için kenara çekildim.I stepped aside to let the men pass.
Tom kızına Mary adını vermek istedi.Tom wanted to name his daughter Mary.
Tom oğluna John adını vermek istedi.Tom wanted to name his son John.
Cevap vermek zorundayım.I have to respond.
Leyla bekaretini vermek istemedi.Layla didn't want to surrender her virginity.
Ben sadece sana bir şey vermek için uğradım.I just stopped by to give you something.
Sami kendi hayatına anlam vermek istedi.Sami wanted to give meaning to his own life.
Tom, Mary'ye zarar vermek için hiçbir şey yapmadı.Tom never did anything to hurt Mary.
Tom'a selam vermek istiyorum.I want to say hello to Tom.
Sadece nasıl hissettiğimi bilmenize izin vermek istedim.I just wanted to let you know how I feel.
Bence şimdi bir mola vermek en iyisi.I think it's best to take a break now.
Sana asla hiç emir vermek istemiyorum.I never give you any orders.
Tom kapıya cevap vermek için aşağı indi.Tom went downstairs to answer the door.
Özgürlüklerine değer vermek zorundasın.You must cherish your freedoms.
Onlara bahşiş vermek istemiyoruz.We don't want to tip them.
Şirket tam gün çalışan 22 personele iş vermektedir.The company employs 22 full-time staff.
Leyla ifade vermek için mahkeme salonuna girdi.Layla entered the courtroom to testify.
Kilo vermek istiyor musun?Do you want to lose weight?
Sence Tom bunu kime vermek istiyor?Who do you think Tom wants to give that to?
Tom'un bunu kime vermek istediğini düşünüyorsun?Who do you think Tom wants to give that to?
Kilo vermekte sorun yaşıyor musunuz?Are you having trouble losing weight?
Tom, Mary'ye zarar vermek istemediğini söyledi.Tom said he didn't want to hurt Mary.
Oy vermek için kayıtlı değil misin?Aren't you registered to vote?
Oy vermek için kayıtlı değil misiniz?Aren't you registered to vote?
Bir mola vermek istemez misin?Don't you want take a break?
Mola vermek istemez misin?Don't you want take a break?
O kararı vermek kolaydı.That decision was easy to make.
Tom'un bunu yapmasına izin vermek kötü bir fikir değil.It's not a bad idea to let Tom do that.
Tom saat kaçta ara vermek istediğini söyledi?What time did Tom say he wanted to take a break?
Tom'un bunu yapmasına izin vermek iyi bir fikir değil.It's not a good idea to let Tom do that.
Tom kilo vermek istediğini söylüyor.Tom says he wants to lose weight.
Bütün okul teklif vermek için elini kaldırdı gibi görünüyordu.It seemed like the whole school raised their hand to bid.
Zarar vermek yardım etmekten daha kolaydır.It is easier to harm than to help.
Tom hiç kimseye zarar vermek istemedi.Tom never intended to harm anybody.
Tom'un gitmesine izin vermek istemedim.I didn't want to let Tom go.
Tom'un gitmesine izin vermek istemiyorum.I don't want to let Tom go.
Kimseye bir şey vermek istemiyorum.I don't want to give anything to anyone.
Eski arabamı Tom'a vermek istiyorum.I want to give my old car to Tom.
Tom 20 Ekime kadar karar vermek zorunda.Tom has until October 20th to decide.
Buna şimdi karar vermek zorunda değilim.I don't have to decide that now.
Tom oy vermek için kayıt oldu.Tom has registered to vote.
Tom oy vermek için kayıt yaptı.Tom registered to vote.
Mola vermek için vaktimiz yok.We don't have time to take a break.
Tom oy vermek için çok gençti.Tom was too young to vote.
Tom oy vermek için çok genç.Tom is too young to vote.
Tom, Mary'nin kazanmasına izin vermek istemediğini söyledi.Tom said he didn't want to let Mary win.
Bugün daha fazla soruya cevap vermek istemiyorum.I don't want to answer any more questions today.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod
vermek ile cümle - Sayfa 12 - vermek kelimesiyle örnek cümleler | KKTC App