Ana içeriğe geç
Sözlük

vermek ile cümle

vermek kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
Mary Tom'un araba sürmesine izin vermek istemediğini söyledi.Mary said she didn't want to let Tom drive.
Tom, Mary'nin araba sürmesine izin vermek istemediğini söyledi.Tom said he didn't want to let Mary drive.
Ne kadar daha kilo vermek istiyorsun?How much more weight do you want to lose?
Tom, Mary'nin araba sürmesine izin vermekten daha iyisini bilir.Tom knows better than to let Mary drive.
Tom'a zarar vermek için hiçbir şey yapmayacağım.I won't do anything to hurt Tom.
Tom eski arabasını Mary'ye vermek istemiyor.Tom doesn't want to give his old car to Mary.
Tom Mary'nin sorularına cevap vermek istemedi.Tom didn't want to answer Mary's questions.
Tom Mary'nin sorusuna cevap vermek zorunda değildi.Tom didn't have to answer Mary's question.
Tom'un sorularına cevap vermek istemedim.I didn't want to answer Tom's questions.
Tom, eski arabasını Mary'ye vermek istedi.Tom wanted to give his old car to Mary.
Tom önemli bir karar vermek zorunda.Tom has to make an important decision.
Tom, çocuklara piyano dersleri vermektedir.Tom gives piano lessons to children.
Tom mutfağına yeni bir biçim vermek istiyor.Tom wants to remodel his kitchen.
Tom, Mary'nin gitmesine izin vermek zorunda değildi.Tom didn't have to let Mary go.
Bu sorulara cevap vermek istemiyorum.I don't want to answer those questions.
Hemen karar vermek zorunda değiliz.We don't have to decide right away.
Sami mahkemeye ifade vermek istedi.Sami wanted to take the stand.
Sami, Leyla'ya bir ders vermek istiyor.Sami wants to teach Layla a lesson.
Tek yapman gereken bunu Tom'a vermek.All you have to do is give this to Tom.
Bütün yapmak zorunda olduğun şey bunu Tom'a vermek.All you have to do is give this to Tom.
Boksör şampiyonluk mücadelesi için kilo vermek zorunda kaldı.The boxer had to lose weight for the championship fight.
Sami, Leyla'ya karşı ifade vermek için oradaydı.Sami was there to testify against Layla.
Sami kendi hayatına son vermek istedi.Sami wanted to end his life.
Karar vermek için biraz daha zamana ihtiyacım var.I need a bit more time to decide.
Sami kendine zarar vermek istedi.Sami wanted to harm himself.
Sami kulübeyi ateşe vermek istedi.Sami wanted to set the shed on fire.
Sami, Leyla'nın telefon aramalarına cevap vermek istemedi.Sami didn't want to answer Layla's phone calls.
Sami bu kitabı Leyla'ya hediye olarak vermek istiyor.Sami wants to give this book to Layla as a gift.
Onu Tom'a vermekten söz ettin.You said to give it to Tom.
Tom için bir parti vermek istiyorum.I want to have a party for Tom.
Tom kimseye zarar vermek istemedi.Tom didn't want to hurt anyone.
Arkadaşlarım ve ben sana bir veda partisi vermek istiyoruz.My friends and I want to throw you a goodbye party.
Karar vermek için daha fazla zamana ihtiyacım var.I need more time to make up my mind.
Bu kitabı Tom'a vermek zorundayım.I have to give this book to Tom.
Sorulara cevap vermekten memnun olurum.I'll be glad to answer questions.
Sorularınıza cevap vermekten memnun olurum.I'll be glad to answer your questions.
Ne mutlu ki o kararı vermek zorunda değildim.Luckily, I didn't have to make that decision.
Neyse ki o kararı vermek zorunda kalmadım.Luckily, I didn't have to make that decision.
Şansıma o kararı vermek zorunda kalmadım.Luckily, I didn't have to make that decision.
Allahtan o kararı vermek zorunda kalmadım.Luckily, I didn't have to make that decision.
Kaç kilo vermek istiyorsun?How much weight do you want to lose?
Tom kilo vermek için aralıklı oruç diyeti yapıyor.Tom is doing intermittent fasting to lose weight.
Karar vermek için yarına kadar süren var.You have until tomorrow to decide.
Tom'un tüm sorularına cevap vermek benim için imkansızdı.It was impossible for me to answer all of Tom's questions.
Oğlumuza Tom adını vermek istiyorum.I want to name our son Tom.
Dikkatimi vermekte zorluk çekmiştim.I found it difficult to concentrate.
Tom'a bir ders vermek istedim.I wanted to teach Tom a lesson.
Kilo vermek acı çekmek anlamına gelmemeli.Losing weight doesn't have to mean suffering.
Tom tavsiye vermekte iyidir.Tom is good at giving advice.
Tom otobüs biletine para vermektense on kilometre yürümeyi tercih etti.Tom preferred to walk ten kilometres rather than pay money for a bus ticket.
Biraz kilo vermek istiyorum.I want to lose a bit of weight.
İlgilenmediğimiz izlenimini vermek istemezsiniz.You don't want to convey the impression that we're not interested.
Patronuna alacağın hediyeye bu kadar para vermek doğru mu gerçekten?Is it really OK to spend that much money on a gift for your boss?
O, sana bir mesaj vermek istedi.He wanted me to give you a message.
Moral desteği vermek için buradayım sadece.I'm just here for moral support.
Buna bir son vermek zorundaydık.We had to put a stop to that.
Karar vermek için üç dakikan var.You've got three minutes to decide.
Cevap vermekten başka ne yapabilirim?What else could I do but reply?
Rick, Carl'ı canlı tutmak için kan vermek zorundadır.Rick must donate blood to Carl in order to keep him alive.
Kullanıcılara bir soruya cevap vermek için dört gün verilir.Users are given four days to answer a question.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod