Benim soruma cevap vermek istiyor musun, evet mi yoksa hayır mı?Do you want to answer my question, yes or no?
Astronomlar gök nesnelere isim vermek için Latince kullanır.To give names to celestial objects, astronomers use Latin.
Mary nihai kararı vermek için uzmanların yardımını istedi.Mary sought the help of experts to make a final decision.
Tom faturalarını ödeyebilmek için gitarını rehin vermek zorundaydı.Tom had to pawn his guitar so he could pay his bills.
Tom buna bir son vermek istiyor.Tom wants to end this.
Şu çiçekleri eve çeki düzen vermek için kullandım.I used those flowers to spruce up the house.
Üzgünüm ama kitaplarımı sana ödünç vermek istemiyorum.Sorry, but I don't want to lend you my books.
Oy vermek çok önemli.It's very important to vote.
Artık oy vermek için uygunum.I'm elegible to vote now.
Bayım, biz sipariş vermek için hazırız.Sir, we're ready to order.
Biz bulaşıkları kimin yıkayacağına karar vermek için kaya, kağıt, makas oynadık.We played rock, paper, scissors to decide who would do the dishes.
Karar vermek kolay olmayacak.It's not going to be easy to decide.
Yasa oy vermek için 18 yaşında olmanı gerektiriyor.The law requires that you be 18 years old to vote.
Raporu bitirmesi için Tom'a ekstra bir gün vermek istedim.I wanted to give Tom an extra day to finish the report.
Kimseye söylemeyeceğine söz vermek zorundasınYou have to promise not to tell anyone.
Kendi kararlarımı vermek için sadece biraz daha özgürlük istiyorum.I just want a little more freedom to make my own decisions.
Biraz kilo vermek zorundayım.I've got to lose some weight.
Bugün Avrupa Parlamentosu ile ilgili oy vermek için seçim sandığına gittik.Today we went to the ballot box to vote for the European Parliament.
Tom gitmeme izin vermek zorunda değildi.Tom didn't have to let me go.
Bugün cevap vermek zorunda değilsin.You don't have to reply today.
Bugün yanıt vermek zorunda değilsin.You don't have to answer today.
Tom'a bir hediye vermek istedim.I wanted to give Tom a gift.
O, bilgeliğini sana vermek istiyor.He wants to impart his wisdom to you.
Ben Tom'a bir şans vermek istedim.I wanted to give Tom a chance.
Hediyeler vermek, onları almaktan her zaman daha hoştur.Giving gifts is always nicer than receiving them.
Üzgünüm. Asla size zarar vermek istemedim.I'm sorry. I never wanted to hurt you.
Tom'a biraz para vermek istedim.I wanted to give Tom some money.
Bu cevap vermek için karışık bir soru.This is a complicated question to answer.
Tom Mary'nin gitmesine izin vermek istemedi.Tom didn't want to let Mary go.
Hayatımdan çıkmana izin vermekle aptallık ettim.I was a fool to let you go out of my life.
Tom Mary'ye zarar vermek istemedi.Tom didn't want to harm Mary.
Nerede yemek yiyeceğimize karar vermek uzun zamanımızı aldı.It took us a long time to decide where to eat.
O kararı vermek zorunda olan kişi Tom'dur.Tom is the one who has to make that decision.
Tom karar vermek zorunda.Tom has to make a decision.
Karar vermek çok zor.It's so hard to decide.
Biraz ara vermek seni iyi yapacak.It'll do you good to take some time off.
Bu kararı vermek uzun zamanımızı aldı.It took us a long time to make this decision.
Tom Mary'nin bir şişe şarabı kime vermek istediğini biliyordu.Tom knew who Mary wanted to give the bottle of wine to.
Tom o kitabı almak ve onu Mary'ye vermek istedi.Tom wanted to buy that book and give it to Mary.
Tom Mary'ye bir ders vermek istedi.Tom wanted to teach Mary a lesson.
Sana bir hediye vermek istiyorum.I want to give you a gift.
Tom sana zarar vermek istemedi.Tom didn't mean to hurt you.
Yapmak istediğim son şey sana zarar vermek.The last thing I want to do is hurt you.
Tom, Mary'nin şarap şişesini kime vermek istediğini bilmiyor.Tom doesn't know who Mary wants to give the bottle of wine to.
Tom, Mary'nin şarap şişesini kime vermek istediğini bilmiyordu.Tom didn't know who Mary wanted to give the bottle of wine to.
Tom büyükbabasının ona verdiği saati rehin vermek zorunda kalmıştı.Tom had to pawn the watch his grandfather had given him.
Tom, Mary'ye vermek için bir kutu şeker aldı.Tom bought a box of candy to give to Mary.
Onun olmasına izin vermek istemiyorum.I don't want to let that happen.
Kimseye cevap vermek zorunda değilim.I don't have to answer to anyone.
Tom rüşvet vermekle suçlandı.Tom has been accused of bribery.
Ödünç aldığım kitapları sana geri vermek için geldim.I came to give you back the books I borrowed.
Bazı zor kararlar vermek zorundayız.We have to make some tough decisions.
Bunu kimseye zarar vermek için yapmıyoruz.We're not doing this to hurt anyone.
Kendime bir şans vermek istedim.I wanted to give myself a chance.
Bu şekilde tepki vermek için eğitildik.We're trained to react this way.
Onlara tüyo vermek istemiyoruz.We don't want to tip them off.
Bir şeyi geri vermek istiyorum.I want to give something back.
Sorunuza cevap vermek için, evet.To answer your question, yes.
Ona cevap vermek istiyorum.I'd like to respond to that.
Sana zarar vermek niyetinde değildim.I didn't intend to hurt you.