Kaynakların verimli kullanılmasını sağlar.Ефективне використання ресурсів.
Klasik yöntemlere göre çok çok verimlidir.Але в традиційних методах є і багато корисного.
Tanrı sana göklerin çiyinden ve yerin verimli topraklarından bol buğday ve şarap versin.І хай Бог тобі дасть з роси Неба, і з ситости землі, і збіжжя багато й вина молодого!
Ayrıca bölge verimli arazileri bakımından önemlidir.Він був обережний навіть у відношенні провінцій.
Bu nedenle verimli filtreleme hayati önem taşır.Кваліфікована страховка виявляється тоді життєво необхідною.
En verimli dönemini geçirdi.То були її найщасливіші дні.
Aksi halde, verimli bir çözme işlemi gerçekleşemez.Загального способу ефективного рішення такої проблеми не існує.
Rivayetlere göre insanlarımız yerleşmeye başladıkları zamanlarda topraklarımız çok verimli ve bereketliymiş.Часом я думаю, що моменти їх приходу є для нас надзвичайно милостиви.
Toprakları oldukça verimli olup yapay bir göle sahiptir.Острів досить великий, щоб мати свої власні озера.
Kavramsal model sistemi açıklarken verimli ya da etkili olacak mı?Оптична система може давати дійсне або уявне зображення.
Bağlantı yüksek verimlilik için sıkı olmalıdır.Лінивість може бути корисною для високої продуктивності.
Kariyerinin en verimli şeklinde sezona başladı.Цей сезон став найкращим в його кар'єрі.
Bu düzenleme harika bir verimlilik sağlar.Покажемо еквівалентність конструктивно.
Migren ağrısı ile çalışmaya devam edenlerde ise yaklaşık üçte bir oranında iş verimliliği azalmaktadır.U těch, kteří jdou navzdory migréně do práce, klesá efektivita přibližně o jednu třetinu.
En verimli dönemi 70'li yıllardır.Jeho nejlepším obdobím jsou 70. léta.
Novi Sad Voyvodina'nın ekonomik merkezidir ve Sırbistan'ın en verimli tarım bölgesidir.Novi Sad je ekonomické centrum Vojvodiny, nejúrodnější zemědělské oblasti v Srbsku.
Mac OS 8.1 HFS Plus gibi bilinen yeni, daha verimli dosya sistemini tanıttı.Mac OS 8.1 představil nový a mnohem účinnější systém souborů, známý jako HFS+.
En verimli dönemini geçirdi.Bylo to jeho nejplodnější období.
Arazi az fakat verimlidir.Jsou to území nevelká, ale cenná.
1890’lar onun en verimli dönemi oldu.Období vymezené lety 1880 a 1890 jsou jeho nejplodnějším obdobím.
Migren, önemli derecede hem tıbbi masraflara hem de verimlilik kaybına neden olmaktadır.Migréna je významnou příčinou zvýšených léčebných nákladů a ztracené produktivity.
Bu yöntem eskimiş ve verimliliği az olan bir yöntemdir.Jak již bylo řečeno, tak tato antikoncepční metoda je velmi málo účinná.
Bu düzenleme harika bir verimlilik sağlar.Tato spolupráce přinesla nádherné ovoce.
Yapı işletmesinin uygulama alanı;verimliliği üst düzeye çıkararak kaliteli iş ortaya koymayı sağlamaktır.Uspořádání pracovního místa - Vytváří vhodné podmínky pro vysokou efektivnost práce.
Aksi halde, verimli bir çözme işlemi gerçekleşemez.Bude tak dosaženo efektivního řešení bez státní intervence.
Verimlilik hesapları bu mantıkla yapılmaktadır.Logické operace se provádějí bit po bitu.
En yüksek verimli elektrik motoru: %90'dan daha fazla.Poměrně vysoká energetická účinnost… 20% i víc.
İlim tarihçilerine göre, İbn-i Heysem'in hayatının bu dönemi en verimli ve başarılı devri olmuştur.Tuto svou činnost při budování geodetických základů ČSR považoval za nejšťastnější období svého života.
Yüksek verimli, açıkta yetiştiriciliğe uygun iri meyveli çeşittir.A má hradby (záštity) výborné, nedobytné neobvyklé (vzácné).
Bu açık ara kullanılan en verimli yöntemdir.Je to nejefektivnější způsob jak zastavit.
Ovası düz ve verimli bir ovadır."Kabaret je čistá a upřímná věc.
Boğazlıyan ovası oldukça verimlidir.Zbarvení peří je poměrně pestré.
Dolayısıyla bu tip yönlendirme büyük miktardaki bilgi iletimi için daha verimli bir yöntemdir.Přímý prodej je velmi efektivní způsob zlepšení komunikačních dovedností.
İkinci mürettebatı Soyuz 11 ile istasyona ulaştı ve 23 gün kalarak verimli çalışmalarda bulundu.To se povedlo až Sojuzu 11, jehož posádka na ní strávila 23 dní.
Meşhur yemeği meyildir(ayran çorbası) sulak oldugundan sebze ve meyvede verimlidir.Moderní cuketa: populární zelenina, ze které uvaříte cokoli.
Ağaçlar ancak kısmen kendine verimlidir.Masiv je jen zčásti zalesněný.
Genel olarak, "sakin ve nazik tavrıyla verimli Müttefik ilişkilerini sürdürmek için çok şey yaptı".În general, „maniera sa calmă și politicoasă a făcut mult pentru a menține relațiile cordiale între Aliați”.
Novi Sad Voyvodina'nın ekonomik merkezidir ve Sırbistan'ın en verimli tarım bölgesidir.Novi Sad este centrul economic al Voivodinei, regiunea agricolă cea mai fertilă din Serbia.
Daha verimli üreme.Au nutriție saprofită.
List, Adam Smith'in işgücü verimliğinin ulusal refahın temeli olduğu görüşünü doğru buluyordu.În Avuția Națiunilor, Adam Smith face referire la importanța familiei în capitolul său despre salarii.
1881’den sonraki yıllar hayatının en verimli devresi oldu.1830 a fost primul an de glorie din viața lui.
O sıralarda sanat yaşamının en verimli devresini yaşamaktaydı.După acea perioadă, a urmat cea mai frumoasă etapă a vieții sale artistice.
Araç sahibi olma ücretleri ve yakıt vergileri, enerji verimliliğini arttırmak için kullanılır.Creșterea prețului combustibilor convenționali îl face mai competitiv.
Yöntemlerin ikisi de verimli sonuçlar ortaya koyabilir.În practică ambele modele dau rezultate similare calitativ.
Hız ne kadar fazlaysa, ayrım veya sınıflandırma da o kadar verimli olmaktadır.Cu cât valoarea acesteia este mai mare, cu atât pot fi distinse puncte sau linii mai apropiate.
Sınıfının en hızlı gemisi olmakla beraber en verimli yakıt kullanan gemi idi.Az osztály leggyorsabb, ugyanakkor a leggazdaságosabb üzemanyagfelhasználású hajója is volt.
Termodinamik verimlilik.Termodinamikailag instabil.
O sıralarda sanat yaşamının en verimli devresini yaşamaktaydı.Hiszen akárhogyan is van, életem legeredményesebb korszakát velük éltem át.
1796 Gauss için oldukça verimli bir yıl oldu.1796 valószínűleg a legtermékenyebb év volt mind Gauss, mind a számelmélet számára.
Bu da ölçümdeki insan hatasını ortadan kaldırır ve yüksek örnek verimliliği sağlar.Ez kiküszöböli az emberi hibákat és biztosítja a magas mintaátvitelt.
Nöbetleşe ekin uygulanmakla birlikte genel verimlilik düşüktü ve hektar başına 1 ton civarındaydı.Ennek teljesítése lehetetlen volt, a hektáronkénti átlagtermés egy tonna volt.
1890’lar Debussy’nin kariyerindeki en verimli dönemdir.Az 1890-es évek a legtermékenyebb időszak Cassett életében.
Özellikle verimli olması ve ısıyı dağıtması gerekmemektedir.Igaz-e, hogy nem kell takarékoskodnia a fűtéssel?
Yıldızların ışık verimliliği ölçülmüştür.A csillagok látszólagos fényességének mértékegysége a magnitúdó.
List, Adam Smith'in işgücü verimliğinin ulusal refahın temeli olduğu görüşünü doğru buluyordu.Osztja Adam Smith nézetét, mely szerint a termelés természetes rendje az emberi önzésből fakad.
ARM Cortex-A8 CPU'yu bir PowerVR GPU ile birleştirir ve güç verimliliğini vurgular.Ebben a csipben egy ARM Cortex-A8 CPU mellé egy PowerVR GPU-t építettek, a hatásfok növelése érdekében.
Yeryüzünün verimliliği ile ilgiliydiler.A föld jövedelmezősége.
Ekilebilen % 45'lik verimli arazinin % 20'si sulanmaktadır.Az egységgel 20%-kal megnőtt a hasznos belső tér.
En verimli dönemini geçirdi.A legsikeresebb időszakát itt töltötte.
2007-08 sezonu Casillas için çok verimli oldu.A 2007-08-as szezon rendkívül sikeres volt Morgenstern számára.