1826 yılında Benoit Fourneyron yüksek verimli (80%) dış akışlı su türbinini geliştirdi.W roku 1826 Benoît Fourneyron skonstruował turbinę wodną wysokiej wydajności (80%) z zewnętrznym przepływem.
Reaktör verimliliği.Wydajność reaktora.
Termodinamik verimlilik.Sprawność termodynamiczna.
Verimliliği artırır.Należy zwiększyć efektywność.
UK Design Council Efficiency Award (Birleşik Krallık Tasarım Konseyi Verimlilik Ödülü).UK Financial Services Award (ang.).
En verimli dönemi 70'li yıllardır.Najlepszym okresem były lata 70.
Spektral verimliliği üzerinde 1 bit / sn / Hz MIMO kullanılır.Wydajność spektralna powyżej 1 bit / s / Hz przy użyciu technologii MIMO.
Bu kısım verimli bir ovadır.Ta sekcja jest zalążkiem.
Bu kuvvet verimliliği hesaplamada çok önemlidir.Możliwości wykorzystania takiej mocy obliczeniowej są trudne do wyobrażenia.
O sıralarda sanat yaşamının en verimli devresini yaşamaktaydı.Ogólnie rzecz biorąc był to najaktywniejszy czas w jego życiu.
Gelmiş geçmiş en verimli öğretmendir.Jest pierwszym nauczycielem, najłatwiejszym.
Hithlum soğuk ve yağmurlu, buna karşın çok verimli bir araziydi.Był zimną, chłodną krainą, lecz również żyzną.
Daha verimli üreme.Większą wydajność.
Doğal gazı en verimli ve en ucuz taşıma yöntemi boru hattı kullanımıdır.Bezpośrednie spalanie gazu jest najprostszą i najtańszą metodą jego wykorzystania.
Verimlilik düşüktür.Spadła jego skuteczność.
2011 yılında dosya ayrıştırıcı sistemin kurulmasıyla operasyonel verimlilikte önemli bir adım daha atılmıştır.W 2011 model przeszedł delikatny facelifting.
Köyün arazisi verimlidir ve çoğunlukla kara toprağın hakim olduğu bir arazidir.Teren jest płaski, w większości wykorzystywany jako grunty uprawne".
Qin'in diğer bir avantajı da, verimli, büyük bir orduyla kabiliyetli komutanlara sahip olmasıydı.Karol miał szczęście posiadać bardzo zdolnych dowódców na tyłach swej armii.
D sınıfı bir amplifikatör kullanmanın genel avantajı verimli oluşudur.Obecne implementacje języka D generują kod maszynowy, aby zapewnić maksymalną wydajność.
İş etüdü verimlilikle doğrudan ilişkilidir.Postęp nieodłącznie wiąże się z pracą.
Ekilebilen % 45'lik verimli arazinin % 20'si sulanmaktadır.W przypadku okrętów podwodnych limit wynosił 45%.
Enerji verimliliği teşvik etmek amacıyla araba sahipliği ücretleri ve benzin vergileri uygulanır.W cenie paliwa znajdują się opłaty wspierające efektywność energetyczną.
Dolayısıyla bu tip yönlendirme büyük miktardaki bilgi iletimi için daha verimli bir yöntemdir.Jednakże mimo tych wad, jest to najpewniejszy sposób przekazywania informacji.
PHP'yi en verimli şekilde kodlamayı amaç edinmiştir.Najłatwiej wyznaczyć ją według odcinka PQ.
Bu neden verimli topraklara sahiptir ancak topraklar sağlam değildir.To jest pierwsza zasada, ponieważ bez zdrowej Ziemi ludzie nie mogą prosperować.
Nemli ve verimli orman topraklarını tercih ederler.Zwierzę preferuje nizinne i podgórskie wilgotne lasy.
Hızlı ve verimli iş görme.Cicha i oszczędna praca.
Bu yöntem eskimiş ve verimliliği az olan bir yöntemdir.Metoda ta jest jednak mało wydajna i chaotyczna.
Bağlantı yüksek verimlilik için sıkı olmalıdır.Kontakty powinny być intensywne.
1890’lar onun en verimli dönemi oldu.W 1895 spotkało go największe wyróżnienie.
Verimli olduğu için sarı meyvelisi daha yoğun olarak yetiştirilir.Dzięki żółci ich działanie jest skuteczniejsze.
Yöntemlerin ikisi de verimli sonuçlar ortaya koyabilir.Bägge metoderna kan vara mycket effektiva.
Verimlilik yalnızca sıcak ve soğuk termal rezervuarlar arasındaki sıcaklık farkına bağlıdır.Carnotverkningsgraden beror enbart av skillnaden i temperatur mellan den varma och kalla reservoaren.
Daha verimli yayın.Utöver utgivningen i Good!
Migren ağrısı ile çalışmaya devam edenlerde ise yaklaşık üçte bir oranında iş verimliliği azalmaktadır.Hos de som arbetar under migränanfall har man uppskattat att effektiviteten sjunker med cirka en tredjedel.
Bulum-Goldwasser bilinen en verimli kripto sistemlerden biridir.RSA-krypteringen är en av de mest kända krypteringsalgoritmerna.
En verimli dönemini geçirdi.Nu följde dennes mest glänsande tid.
İkinci mürettebatı Soyuz 11 ile istasyona ulaştı ve 23 gün kalarak verimli çalışmalarda bulundu.Den första besättning som lyckades ta sig ombord kom istället med Sojuz 11 och stannade i 23 dagar.
Böylece oldukça yüksek kabul edilecek bir verimliliğe sahip olunur.Då uppnås ändå en relativt hög verkningsgrad.
Hatta Wine ile Linux'ta oynanan bazı oyunlar Windows'tan daha verimli çalışmaktadır.En del program kan också ha bättre prestanda under Wine än i Windows.
Diğer elflerden daha verimli bir halktır.Andra pungdjur hittade bättre förhållanden för sig.
Toprağın verimli olmasını sağlar.Låt jorden vara bördig.
Bunun yerine ise toprakların çok verimli olmasına rağmen alternatif bir ürün benimsenememiştir.Processen skulle därför vara omöjlig att utnyttja i stor skala utan en effektiv kemikalieåtervinning.
Gelmiş geçmiş en verimli öğretmendir.Hon får den värsta läraren!
Düz ve verimli bir araziye sahiptir.Erbjuda en ren och vacker stadsmiljö.
Toprakları, verimli tarım arazisinden oluşmaktadır.Dalarna består av bördig jordbruksbygd.
Burada da verimliliği yine RSA'nın ki ile karşılaştırılabilir.Effekten är jämförbar med SSRI.
Dijital yayıncılık sayesinde bu kanalların kullanımı analog tekniğe göre daha verimlidir.Digitalradiosändningar är mer effektiva än analoga sändningar.
Araziler az verimli ve sulama imkanı yoktur.De har lågt golv och nigningsmöjlighet.
Modern bir taş kömürü enerji santrali ancak %45 verimlilik dercesine ulaşabilmektedir.För verkliga kraftverk brukar man kunna uppnå en största verkningsgrad på cirka 45%.
Bugüne kadar tasarlanan en verimli motorlardır.De mest avancerade modellerna räknades som de bästa som dittills tillverkats.
Köyde bol bol verimli arazi bulunur. tarıma elverişli alanlar çoktur.Det finns ett antal varor som de i byn betalar bra för.
En verimli ve parlak dönemini MÖ 78 ile M.S. 14 yılları arasında yaşamıştır.Jag vandrat länge trött och matt 78.
Fakat, gamaların tüple etkileşimi düşük olduğundan verimlilik %1 civarındadır,.Oavsett ålder motsvarar handflatan omkring 1 %.
Windows Mobile 6.1 -de gelişmiş bant genişliği verimliliği de vardı.Windows Mobile 6.1 har också förbättrad bandbreddeffektivitet ActiveSync på upp till 40 %.
Yani dirençten dolayı dışarı salınan ısı az olur ve amplifikatör uzun sürelerle çok daha verimli salınabilir.Då blir det svårare att andas på natten och en näsvingevidgare skulle underlätta betydligt.
Bazı araştırmalar ortaya koymaktadır ki mutluluklar verimli bir şekilde ölçülebilir.Деякі дослідження вказують, що рівень щастя може бути виміряний ефективно.
Burada da verimliliği yine RSA'nın ki ile karşılaştırılabilir.Тут ефективність порівнянна RSA.
1979 yılı onun için verimli bir yıl oldu.Це був продуктивний для нього рік.
O, bu aracı en verimli şekilde kullanmak zorundadır.Такий спосіб є найбільш ефективним.