Ana içeriğe geç
Sözlük

verim ile cümle

verim kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Ana amacı ekonomik verimliliği, özellikle de işçi verimliliğini arttırmaktır.Ο κύριος στόχος του είναι η βελτίωση της οικονομικής αποδοτικότητας, ιδίως της παραγωγικότητας της εργασίας.
Migren ağrısı ile çalışmaya devam edenlerde ise yaklaşık üçte bir oranında iş verimliliği azalmaktadır.Όσοι τελικά πηγαίνουν στην εργασία τους με ημικρανία, έχουν μειωμένη αποδοτικότητα κατά περίπου ένα τρίτο.
Novi Sad Voyvodina'nın ekonomik merkezidir ve Sırbistan'ın en verimli tarım bölgesidir.Το Νόβι Σαντ είναι το οικονομικό κέντρο της Βοϊβοντίνας και η πιο εύφορη γεωργική περιοχή της Σερβίας.
Kalan %13 ise gayet verimli arazilerden oluşmaktadır.Το υπόλοιπο 11% προέρχεται από άλλες χώρες.
Ancak bunlardan çok daha verimlidirler.Αλλά είναι πιο πολυσύνθετη από αυτές.
Güç uykusunun temel amacı zamana karşı uyku verimliliğini artırmaktır.Ο power nap ύπνος θεωρείται ότι μεγιστοποιεί την απόδοσή του σε σχέση με το χρόνο.
Verimli bir yerde bulunur.Η θέση του είναι σε εύφορη περιοχή.
Japonya'nın sanayileşmesi sırasında Iizuka Japonya'daki en verimli kömür sahalarının merkezi haline geldi.Κατά την ιαπωνική κατοχή, το ζαχαροκάλαμο έγινε η κύρια βιομηχανία των νησιών.
Doğal olarak bu özelliği ile verimsiz bir toprağı verimli hale getirebilir.Έτσι η συσσώρευση αυτή θα έδινε στη Γη μια μορφή ελλειψοειδούς.
Ancak kodlu karakter kümesinin boyutu büyüdükçe bu yöntem giderek verimsizleşmektedir.Παράλληλα με την συνέχιση της σειράς, ο χαρακτήρας της εξελίσσεται.
İlçenin genelinde yeşillik ve verimli topraklar hakimdir.Στερεάς Ελλάδος Αττικής και Βοιωτίας Βάλτου Αιτωλοακαρνανίας Δυτ.
Islah edilmiş yumurtacı bir tavuk 64 haftalık verim döneminde 345 yumurta yumurtlayabilmektedir.Μπορεί να τηγανίσει ταυτόχρονα 365 κοτόπουλα.
Bu verimi yükseltir.Αυτού την αγαθότητα μεγαλύνωμεν.
Arazi toprağı verimsizdir.Η χερσαία έκταση είναι μηδαμινή.
Bu rol onun verimli oyunculuk hayatının başlangıcı oldu.Αυτή ήταν η πραγματική αρχή της καριέρας του στην ηθοποιία.
Bu da verimlilik kaybına dönüşebilir.Αυτό μπορεί να μεταφραστεί σε απώλεια παραγωγικότητας.
Migren, önemli derecede hem tıbbi masraflara hem de verimlilik kaybına neden olmaktadır.Οι ημικρανίες αποτελούν σημαντική αιτία για αυξημένα ιατρικά έξοδα και απώλεια παραγωγικότητας.
Bu işlemciler, hem performans hem verimlilik açısından rakip Intel işlemcilerin ilerisindedirler.Αγορά: οικονομικά και ποιοτικά σε σκεπτόμενους ταξιδιώτες.
1826 yılında Benoit Fourneyron yüksek verimli (80%) dış akışlı su türbinini geliştirdi.I 1826 udviklede Benoit Fourneyron en høj-effektiv (80%) udvendig-flow vandturbine.
Bir enzimin verimliliği kcat/Km olarak ifade edilebilir.Et enzyms effektivitet kan udtrykkes som kcat/Km.
Tanrı sana göklerin çiyinden ve yerin verimli topraklarından bol buğday ve şarap versin."Gud give dig himlens dug og jordens frugtbarhed, korn og vin i overflod.
1848 yılında James B. Francis türbin verimliliğinin 90% olması için bu tasarımları geliştirdi.I 1848 forbedrede James B. Francis disse designs og skabte en turbine med 90% effektivitet.
Ülkenin batı ve kuzeybatı bölgeleri en verimli topraklara sahiptir.I sør- og vestlandsk har man det enkleste system.
İkinci mürettebatı Soyuz 11 ile istasyona ulaştı ve 23 gün kalarak verimli çalışmalarda bulundu.En anden besætning blev opsendt med Sojuz 11 og blev om bord på rumstationen i 23 dage.
Önündeki 11 yıl boyunca muhteşem matematikçi olarak hayatının en verimli dönemini geçirdi.De næste 11 år som kejserlig matematiker blev de mest produktive år i hans liv.
Teoride bir nükleer silah %20 düzeyinde 235U'den oluşan yakıtla da üretebilir, ancak bu verimsiz bir orandır.I teorien ville man dog kunne lave en ineffektiv atombombe, bare indholdet af 235U overstiger 20 %.
Hangi amaçla yetiştiriliyorsa, o alanda verimi olan tavuklar kullanılır.Rammer man det, vinder man hønseringe fra personen der har lavet banen.
Bu açık ara kullanılan en verimli yöntemdir.Dette er den klart mest brugte måde.
Bilgi merkezleri kullanıcılarına verimli hizmeti verebilmesi için bazı özelliklere sahip olmalıdır.Hvorledes sikrer data center at kunden har adgang til passende services.
Bu disk, iş verimini artırması için belirli açılarla monte edilmiştir.Nogle af disse punkter registreres, for at beskæftigelsesindsatsen kan målrettes bedre.
Daha verimli üreme.Mere strukturfoder.
Ancak bu yöntem de verimsiz kumlu topraklara uygun değildi.Men heller ikke ved denne lejlighed kom det til et egentligt landsplanarbejde.
Seçici ve yüksek verimli bir ağdır.Det er et både hårdt og stærkt træ.
Daha fazla çevrim yüksek oranda verim demektir.Højere tal betyder at der er for meget fedt omkring maven.
List, Adam Smith'in işgücü verimliğinin ulusal refahın temeli olduğu görüşünü doğru buluyordu.Det var en betydelig ændring af Adam Smith's tanker om at bestemme udbudsprisen.
Tarih boyunca su çarkları tüm mil çeşitleri için güç üretmede kullanıldı, fakat verimsizlerdi.Vandhjul er historisk blevet brugt til at trække alle typer af møller, men de er ineffektive.
En verimli dönemi 70'li yıllardır.Dette blev det sidste distancestævne i over 70 år.
Bağlantı yüksek verimlilik için sıkı olmalıdır.Træningen skal have en forholdsvis høj intensitet.
Ancak bu yöntemin verimlilik ve güvenlik açısından bazı sakıncaları da vardır.Denne skikken (å be og ofre for de avdøde) blir her betegnet som en from og gudfryktig handling.
Herhangi bir sonuca ulaşamayan eylemlerin verimsiz, etkisiz, anlamsız ya da hatalı olduğu anlamına gelebilir.Å ikke oppnå et resultat kan bety at handlingene er ineffektive, meningsløse eller feilaktige.
Hithlum soğuk ve yağmurlu, buna karşın çok verimli bir araziydi.Hithlum var svært kaldt og regnfylt, men ganske fruktbart.
Gelmiş geçmiş en verimli öğretmendir.Høyem er utdannet lærer.
Osmanlılar ile Safevîler, 150 yıldan daha uzun bir süre Irak'ın verimli toprakları uğruna savaştılar.De osmanske tyrkerne og safavidene kjempet om de fruktbare slettene i Irak i mer enn 150 år.
Ancak tanıtım eksiklği, verim düşüklüğü vb. nedenlerle bu ün Bucak dışına taşınamamıştır.Arbeidstakeren kan ikke, med visse unntak, sies opp av den grunn.
İşletmenin üretim kapasitesinin verimli biçimde kullanılmasını sağlayacak talebi yaratmak.Vil det være mulig å utvikle ideen slik at produktet kan produseres lønnsomt?
1890’lar Debussy’nin kariyerindeki en verimli dönemdir.Årene 1893–1894 var kanskje de mest produktive i Beardsleys liv og karriere.
1979 yılı onun için verimli bir yıl oldu.1979 ble siste sesong for en stund.
Arazisinin verimsiz olması nedeniyle hayvancılık gelişmiştir.Husdyrhold ble dårlig utviklet på grunn av mangel på tilgjengelig land.
Bu durum bitkisel yetiştiricilikte yüksek verimsizlik oluşturmaktadır.Denne vegetasjonen gir en høy produksjon av bunndyr.
Her yıl dünyada en verimli üst kısmından olmak üzere 24 milyar ton toprak erozyon ile taşınmaktadır.Det er anslått at det hvert år eroderes bort 30—40 milliarder tonn jord fra verdens jordbruksområder.
En verimli gaz yakıtlı santrallerde %50 verim elde edilir.Man kan vente opptil 5% høyere bensinforbruk.
Kalan %13 ise gayet verimli arazilerden oluşmaktadır.De resterende 30 % er i IT Fornebus eie.
Boğazlıyan ovası oldukça verimlidir.Hudskjelettet er forholdsvis tynt.
Böylece ağaçlar verimden düşer.De første bladene faller av trærne.
İzmir'deki ilk sezonunda beklenen verimi göstermeye başladı ve takımının önemli oyuncularından biri oldu.Eizaguirre kom fort opp i førstelaget til Sevilla, og han ble en av de mest markante spillerne der.
1848 yılında James B. Francis türbin verimliliğinin 90% olması için bu tasarımları geliştirdi.I 1849, James B. Francis forbedret reaksjonsturbinen med innoverstrøm med en virkningsgrad over 90 %.
Bayraktaki her renk ayrı şeyleri temsil etmektedir: Yeşil: Ülkenin tarım ve verimliliğini temsil eder.Fargene i flagget har følgende betydning: Grønt står for landets skoger.
Seyir türbinleri yakıt tasarrufu açısından pistonlu motorlara göre daha verimliydi.Mer komfortabel enn busser med forbrenningsmotor.
Havayolu şirketlerinin diğer bir endişesi yakıt verimliliği idi.Satu lagi isu yang diangkat oleh perusahan penerbangan adalah penggunaan bahan bakar.
Bunda 1504 ve 1508 mali reformları ve vergi toplama süreçlerinde artan verim sebeptir.Reformasi fiskalnya pada tahun 1504 dan 1508 diperketat dan ditingkatkan prosedurnya untuk pemungutan pajak.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod