Bu sırada dönüşüm verimini %98'in üzerine çıkararak, genel zirve aralığını %96 civarına taşımıştır.После недавней замены зеркал их отражающая способность стала 96%.
Çok verimli ve iri bir çeşittir.Довольно обеспеченный и знатный.
Ana amacı ekonomik verimliliği, özellikle de işçi verimliliğini arttırmaktır.ويتمثل هدفها الأساسي في تحسين الكفاءة الاقتصادية ولا سيما إنتاجية العمال.
En yüksek verimli elektrik motoru: %90'dan daha fazla.المحرك الكهربائي ذو الكفاءة العالية: لها كفاءة تتجاوز 90%.
Bu tip uygulamalarda cihazların yüksek verimli ve güvenilir olaması çok önemlidir.مثلا، على هذه الأجهزة أن تثبت أنها آمنة وفعالة في نفس الوقت.
Yağ ve kömür yakıtlı santraller az verimlidir.وأما المحطات التي تعمل بالبترول أو الفحم فهي أقل كفاءة.
Enerjetik verimlilik açısından bu tür motorlar hâlen mevcut insan yapımı motorlardan üstündürler.هذا وفي ضوء كفاءة الطاقة، فإن مثل تلك المحركات يمكن لها أن تفوق المحركات المصنعة المتوفرة حالياً.
Bu kısım verimli bir ovadır.هذه المفاصل هي مواصل ليفية .
Bu kadar verimli bir bestekâr olması bazı eleştirilere de neden olmuştur.هل يقولون أن هذا الموت الوحشي هو من اجل عمل عظيم؟...
Bir Carnot makinesi, bu iki sıcaklığın kullanılmasıyla en verimli şekilde kullanılabilir.محرك كارنو الذي يعمل بهذه الطريقة هو أفضل محرك من حيث الكفاءة يستخدم درجات الحرارة هذه..
Latium ilkin verimli volkanik topraklardan oluşan küçük bir araziydi.كانت لاتيوم في الأصل مثلثاً صغيراً من الأرض الخصبة البركانية التي أقامت عليها قبيلة لاتين.
Carnot teoremi (1824) her makineyi maksimum verimlilikle sınırlandırır.نظرية كارنو 1824 هي مبدأ يوضح أن هناك حد لأقصى كفاءة يمكن استخراجها من أي محرك.
Ancak, bu durumda kaynaklar verimsiz bir şekilde kullanılmış olacaktır.ومع ذلك يبدو أن يكون هذا الاستخدام آمنًا.
En verimli gaz yakıtlı santrallerde %50 verim elde edilir.وستوفر الطائرة وفورات في الوقود تصل إلى 15٪.
Ancak bunlardan çok daha verimlidirler.وأنا واثق من أنها ستكون أكثر كفاءة.
Verimlilik yalnızca sıcak ve soğuk termal rezervuarlar arasındaki sıcaklık farkına bağlıdır.تعتمد هذه الكفاءة على فرق درجات الحرارة بين الخزان الحراري الساخن والبارد.
Paylaşımsal verimsizlik genellikle ekonomik eşitsizlikle birlikte ele alınmaktadır.قد تتقاطع اللامساواة الاقتصادية مع التدرج الاقتصادي بالتأكيد.
Sağlak nötrinolar verimsiz olmak zorundadır, yani Standart Model’in hiçbir etkileşimine dahil olmamalıdır.يجب على النيترينو الأيمن أن يكون عقيماً، أي لايشترك في أي من تآثرات النموذج العياري.
Araç sahibi olma ücretleri ve yakıt vergileri, enerji verimliliğini arttırmak için kullanılır.معظم المكافآت تمنح لحاول تحسين أداء الطاقة.
Ekibin verimini arttırmak için bölgeye atandı.الذي اضطر لدخول المعسكر لتحسين سمعته.
Herhangi bir eylemden verimli sonuç alabilmek için gündemli ve hazırlıklı bir katılım sağlarlar.ويجب التعامل مع كل خطوة بحذر واحترافية للوصول إلى النتائج المطلوبة.
Emek verimliliğindeki planlı artış hedefleri gerçekleşemedi.ولم تتجسد زيادة كفاءة العمل المتوقعة على أرض الواقع.
Geri kazanım verimliliği %70-80 civarındadır.بهذا يمكن رفع كفاءة المحطة إلى نحو 70 إلى 80 %.
En verimli dönemi 70'li yıllardır.ووصلت أكبر معدل لها في السبعينيات.
İlin ovaları az, fakat çok verimlidir.النتيجة النهائية قد تكون صغيرة ولكنها مفيدة.
Küçük kekler veya bireysel kekler fiyat açısından daha verimli olabilir.Pequenos bolos ou bolos individuais podem ser mais eficientes em termos de preço.
Bazı araştırmalar ortaya koymaktadır ki mutluluklar verimli bir şekilde ölçülebilir.Alguns estudos sugerem que a felicidade pode ser de facto quantificada.
Burada da verimliliği yine RSA'nın ki ile karşılaştırılabilir.Aqui, a eficiência é comparável ao RSA.
İktisadi verimlilik büyük ölçüde pozitif niteliklidir ve "pastanın büyüklüğü" ile ilgilenir.A eficiência econômica é grandemente positiva e lida com o "tamanho do bolo".
Çok endüstriyel şirket birleşip daha büyük ve verimli şirketler oluşturdu.Muitos empreendimentos industriais consolidaram-se para formar unidades maiores e mais eficientes.
İkinci mürettebatı Soyuz 11 ile istasyona ulaştı ve 23 gün kalarak verimli çalışmalarda bulundu.Um segundo grupo foi lançado pela Soyuz 11 e ficou a bordo da estação durante 23 dias.
Hieronymus, Antik Latin Hristiyanlığı devrindeki en verimli yazarlardan biridir (Aziz Augustinus'tan sonra).Jerônimo é o segundo autor mais prolífico do cristianismo antigo tardio (depois de Santo Agostinho).
Şehir ve çevresindeki verimli kaynaklar binlerce yıldır insanları şehre çekmektedir.Copiosas nascentes dentro e em torno da cidade atraíram a habitação humana por milhares de anos.
Mac OS 8.1 HFS Plus gibi bilinen yeni, daha verimli dosya sistemini tanıttı.A atualização 8.1 introduziu um novo e mais eficiente sistema de arquivos conhecido como HFS Plus.
2001 Noel'inde, ABD'de 4 milyar dolarlık bir ekonomik verim kaybı olduğu tahmin edilmektedir.Estima-se que em 2001, o natal resultou em um peso-morto de cerca de US$ 4 bilhões só nos Estados Unidos.
Wetzlar’den dönüşünün ve Weimar’a seyahatinin arasında geçen yıl, Goethe’nin en verimli dönemi olmuştur.O período entre seu retorno de Wetzlar e a partida à Weimar foi um dos mais produtivos de sua carreira.
Osmanlılar ile Safevîler, 150 yıldan daha uzun bir süre Irak'ın verimli toprakları uğruna savaştılar.Os otomanos e os safávidas lutaram ao longo das férteis planícies do Iraque por mais de 150 anos.
1880 ile 1891 yılları arasında Maupassant en verimli dönemini yaşar.A década de 1880-1891 foi o período mais fértil da vida de Maupassant.
Beş günlük steroidler, on veya on dört günlük steroidler ile aynı verimde işe yarar.A administração de esteroides durante cinco dias tem a mesma eficácia de dez ou quatorze.
Öte yandan Gilbreth'ler süreçlerde daha çok hareketleri azaltarak verimlilik sağlamaya çalışıyordu.Já os Gilbreth acreditavam na eficiência através da redução de movimentos realizados pelo trabalhador.
Annelik, doğurganlık ve verimlilik sembolüdür.É um símbolo auspicioso de sorte e do nascimento.
Bu da ölçümdeki insan hatasını ortadan kaldırır ve yüksek örnek verimliliği sağlar.Isto elimina o erro humano e assegura o alto rendimento da amostra.
Ortalama bir cihazın verimliğiliği %60-%70 arasındadır.Atualmente a taxa de sobrevivência média é de 60 a 70%.
Çevirim verimliliği ve bazen çevirimin tamamen ketlenmesi (inhibisyonu) UTR'ler tarafından kontrol edilebilir.Eficiência da tradução incluindo às vezes a completa inibição da tradução, pode ser controlada pelas UTRs.
Çünkü hücreleri şekeri verimli şekilde kullanamamaktadır.Dessa forma, as pessoas não conseguem ter colheitas lucrativas como cana-de-açúcar.
Çok verimli geçen bu dönemde iki cilt şiir yazdı.Neste período publicou dois volumes de poemas.
Önündeki 11 yıl boyunca muhteşem matematikçi olarak hayatının en verimli dönemini geçirdi.Os próximos onze anos como matemático imperial foram os mais produtivos de sua vida.
Almanlar ise dizayn konusunda daha verimli çalışıyordu.Os Alemães foram particularmente prolíficos nos seus projetos.
Verimli Stamenlerin sayısı 3'tür.O recorde de participações individuais é 3.
Yani enerji verimi düşüktür.De repente, cai a energia.
Oksitleyicinin uygun bir şekilde buharlaşması, roketin verimli çalışması için çok önemlidir.O gerenciamento do aumento do escopo é importante para a gestão eficaz do projeto.
Derkacs: Altın nanoparçacıklar ince film silikonlarında %8 oranında dönüşüm verimine sahiptir.Atualmente, as células fotovoltaicas apresentam eficiência de conversão da ordem de 16%.
Verimli tarım alanları vardır.Que valores a agricultura camponesa tem?
Hızlı ve verimli iş görme.Trabalharam rápida e eficientemente.
En yüksek verimli elektrik motoru: %90'dan daha fazla.Percentagem máxima de financiamento: 90%.
Yüzde olarak ifade edildiğinde, bu güneş dönüşüm verimi olarak bilinir.Esta medida é expressa em porcentagem e é conhecida como eficiência de conversão solar.
Araziler az verimli ve sulama imkanı yoktur.Felizmente possui baixa virulência e nenhum potencial invasivo.
Bu virüsler bitkilerde verim kaybına neden olurlar ancak bunlarla mücadele ekonomik değildir.Esses cemitérios aparentemente promovem a igualdade entre os homens, sem discriminação econômica.
Migren, önemli derecede hem tıbbi masraflara hem de verimlilik kaybına neden olmaktadır.Outra razão racional é a possibilidade de problemas de saúde e enormes despesas médicas.
Tarla fareleri, bölgenin verimli ve yumuşak toprağında rahatça yaşayıp çoğalabilmektedirler.A proximidade com a Natureza tornam o ar mais puro e agradável nessa região.