Ana içeriğe geç
Sözlük

verim ile cümle

verim kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
7
ORT. KELİME
Hububat verimi de düşüktür.Deve-se também tratar o coração insuficiente.
Gerçekte hiçbir cihazın verimi %100 değildir.Os valores da distribuição etária não somam 100%.
2. Verimliliği arttırmak.2. ed. melhorada.
Suladığı ovaya Bakırçay Ovası denir ve ova son derece verimlidir.O salgueiro tem como princípio ativo a salicina, que é muito amarga.
Bu kuvvet verimliliği hesaplamada çok önemlidir.Faz um cálculo eficaz das dependências.
Toprak yapısı tarım için oldukça uygun ve verimlidir.A matéria-prima deve ser renovável e economicamente viável.
En verimli dönemini geçirdi.Estava em sua melhor faze.
Geride bıraktığımız 2009-10 sezonu ise kariyerinin en verimli senesi oldu.A temporada de 2009-10 foi a última do time na Mellon Arena.
Dolayısıyla bu tip yönlendirme büyük miktardaki bilgi iletimi için daha verimli bir yöntemdir.A aplicação destes métodos para a transmissão de dados é de grande significado prático.
Verimliliği artırır.Maximize a eficiência.
Tavukları 2-2,5 kg ağırlığında, yumurta verimi yıllık 90-130 adettir.As galinhas fornecem ovos brancos, na ordem de 120-150 peças por ano .
Bu tip uygulamaları desteklerken kaynaklarının daha verimli şekilde kullanılmasını sağlar.Curiosamente, acaba se tornando mais eficiente ao adotar esse método.
UK Design Council Efficiency Award (Birleşik Krallık Tasarım Konseyi Verimlilik Ödülü).American Architecture Prize (em inglês).
Ancak, bu durumda kaynaklar verimsiz bir şekilde kullanılmış olacaktır.No entanto, isso fará com que a cifra se torne ineficiente.
Bunun sonucunda süt verimi artmıştır.É a subida do leite apojadura.
Bu araziler ilçenin en verimli arazisini teşkil eder.Com efeito, este modelo ia contra as propriedades mais importantes do núcleo.
Düşük güçte yüksek verimliliğe sahiptirler.Apresentam baixa viabilidade.
Verimsizlik terimi, kullanıldığı bağlama göre farklı anlamlar kazanabilmektedir.O termo população tem, consoante a disciplina a que se refere, distintas definições.
Esnek çalışma programı, işçilerin verimliliğini arttırıyor.Horário de trabalho flexível aumenta a produtividade dos trabalhadores.
1826 yılında Benoit Fourneyron yüksek verimli (80%) dış akışlı su türbinini geliştirdi.In 1826 ontwikkelde Benoit Fourneyron een uitwaartsstromende waterturbine met hoge efficiëntie (80%).
Bu da %100 verimlilik sağlar.Dat is een winst van 100%.
Verimli ve büyük topraklar yoktur.Er zijn geen grote of middelgrote ondernemingen.
Burada da verimliliği yine RSA'nın ki ile karşılaştırılabilir.In Belgïe kan je het dan weer vergelijken met TSO.
Joseph van Aken'in oldukça verimli bir şekilde çalıştığı bilinmektedir.Al snel wordt duidelijk dat Van Rompuy zeer discreet te werk gaat.
Yeryüzünün verimliliği ile ilgiliydiler.Ze was de personificatie van de vruchtbaarheid van de aarde.
1848 yılında James B. Francis türbin verimliliğinin 90% olması için bu tasarımları geliştirdi.James B. Francis verbeterde in 1848 deze ontwerpen en creëerde zo een turbine met een efficiëntie van 90%.
Bu yöntem soğutma sisteminin verimini artırmaktadır.Daarmee wordt de effectiviteit van het koelblok verhoogd.
Ancak bu yöntem de verimsiz kumlu topraklara uygun değildi.Dit gold ook voor de de niet helemaal fitte Gogl.
PHP'yi en verimli şekilde kodlamayı amaç edinmiştir.Nu komt het erop aan Fifi zo goed mogelijk te trainen.
Düz ve verimli bir araziye sahiptir.Hij heeft een groot en rustig terrein nodig.
16KB L1 ön belleğine sahip olan 603e emülatörün daha verimli çalışmasına izin vererek sorunu çözdü.Dit probleem werd in de 603e opgelost met een 16kB l1-cachegeheugen, waardoor de emulator efficiënt kon lopen.
Petrol yakıtlarına göre ortalama 1,33 kat daha verimli bir yakıttır.De uitstoot van broeikasgas is voor een effectief gewonnen vat olie dus ruim 1,5 maal zo groot.
Özellikle verimli olması ve ısıyı dağıtması gerekmemektedir.Ze zijn ook niet erg efficiënt en kunnen nogal wat warmte ontwikkelen.
Verimli tarım alanları olan bir beldemizdir.Een echte ramp voor de boeren.
Dahası, tekrar kodu çok verimsizdir.Bovendien is de repetitiecode zeer inefficiënt.
Ancak istenen verimi veremeyince çeşitli Anadolu kulüplerine kiralandı.Omdat Adu geen basisplaats kon veroveren werd hij achtereenvolgens uitgeleend aan diverse clubs.
Bir yukarısında dağlar, aşağısında verimli toprakları vardır.Een grotere planeet heeft dus lagere bergen.
Kaynakların verimli kullanılmasını sağlar.Een efficiënter gebruik van hulpbronnen.
En verimli dönemi 70'li yıllardır.Het was het beste resultaat in ongeveer zeventig jaar.
Ağaç kendine verimli bir tür değildir.De soort is niet zelfbestuivend.
Termik verim bakımından dizel makinesi gaz ve benzin makinelerinden daha verimlidir.Aardgas is per eenheid energie goedkoper dan benzine en diesel.
Tatlıyla ekşi arası aromatik tadı olup yüksek verimlidir.Het smaakt zoet aromatisch en is sappig.
Hidrojen kullanımının verimli hale gelebilmesi için, patlama riskinin mutlaka azaltılması gerekmektedir.Om te voorkomen dat brand ontstaat moet het risico van ontbranding geminimaliseerd worden.
Çok verimli sayılmazlar.Maar ze zijn waardeloos.
Toprak verimsizdir ve tek geçim yolu kaçakçılıktır.De brug is te smal en alleen eenrichtingsverkeer is mogelijk.
Bugüne kadar tasarlanan en verimli motorlardır.Dit waren zo ongeveer de meest gebruikte inbouwmotoren uit die tijd.
Verimleri Line-Interactive UPS modellerine göre daha düşüktür.Alternatieve bouwmethoden zijn de offline UPS en de line-interactive-UPS.
Küçük kekler veya bireysel kekler fiyat açısından daha verimli olabilir.De onderste kroonkafjes zijn min of meer behaard.
Ucuz bir yöntemdir. %70’e kadar verime ulaşılabilir.Andere percentages zijn mogelijk zolang ze opgeteld niet minder dan 170% bedragen.
Karaova oldukça verimli bir ovadır.Karapiti is een uiterst dynamisch gebied.
Bazı türler tropik bazıları çok verimsiz alanlarda yaşar.Een aantal tropische soorten leeft in ondiep water.
Bu nedenle sadece mutlak değerlerde verimli olmaktadır.Het is dan ook alleen bruikbaar bij winstgevende bedrijven.
Doğal olarak, yukarıda bahsedilen algoritmadan daha verimli ve hızlı çalışmaktadırlar.Dynamisch is meer flexibel en veilig als hieronder wordt beschreven.
Verimli işler yapacağına inanıyorum.Nutteloos werk verrichten.
Kariyerinin en verimli şeklinde sezona başladı.Het bleek het beste seizoen uit haar carrière.
1826 yılında Benoit Fourneyron yüksek verimli (80%) dış akışlı su türbinini geliştirdi.W roku 1826 Benoît Fourneyron skonstruował turbinę wodną wysokiej wydajności (80%) z zewnętrznym przepływem.
Reaktör verimliliği.Wydajność reaktora.
Termodinamik verimlilik.Sprawność termodynamiczna.
Verimliliği artırır.Należy zwiększyć efektywność.
UK Design Council Efficiency Award (Birleşik Krallık Tasarım Konseyi Verimlilik Ödülü).UK Financial Services Award (ang.).
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod