Ana içeriğe geç
Sözlük

verilme ile cümle

verilme kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
6
ORT. KELİME
Tom onu yapmama izin verilmediğini söyledi.Tom said I wasn't allowed to do that.
Burada madencilik yapmana izin verilmez.You aren’t allowed to mine here.
Tom bunu yapmasına izin verilmediğini söyledi.Tom said he's not allowed to do that.
Artık bunu yapmaya izin verilmeyecek.You aren't allowed to do that anymore.
Tom bunu yapmaya çalışma şansı verilmedi.Tom wasn't given the chance to try doing that.
Bana bunu burada yapma izni verilmediği söylendi.I've been told we aren't permitted to do that here.
Tom'a yardım etmeme izin verilmedi.I wasn't allowed to help Tom.
Tom'a bunu yapmasına izin verilmeyeceğini söyleyen sen miydin?Was it you who told Tom he wouldn't be permitted to do that?
Tom, on sekiz yaşına kadar bunu yapmasına izin verilmeyeceğini söyledi.Tom said that he wouldn't be allowed to do that until he's eighteen years old.
Tom, bunu yapmasına izin verilmeyebileceğini bildiğini söyledi.Tom said he knew he might not be allowed to do that.
Tom'a bunu yapmasına izin verilip verilmediğini biliyor musun?Would you know if Tom is permitted to do that?
Tom artık bizim bunu yapmamıza izin verilmediğini söyledi.Tom said we weren't permitted to do that anymore.
Bunu tekrar yapmama izin verilmeyeceğinden eminim.I'm sure I won't be allowed to do that again.
Tom'a asla bunu yapma şansı verilmedi.Tom was never given the chance to do that.
Tom'un bunu burada yapmasına izin verilmeyecek.Tom won't be allowed to do that here.
John onunla yapmazsa Tom, Mary'nin yapmasına izin verilmeyebiceğini bildiğini söyledi.Tom said Mary knew she might not be allowed to do that unless John does it with her.
Tom'un bunu yapmasına izin verilmeyecek.Tom won't be permitted to do that.
Tom'un bunu yapmasına izin verilmeli.Tom should be allowed to do that.
Tom'un bunu yapmasına izin verilmedi.Tom wasn't permitted to do that.
Bana bir şans verilmeli.I should be given a chance.
Tom Mary'nin bunu yapmasına izin verilmediğini söylüyor.Tom says Mary isn't permitted to do that.
Bana bir şans verilmedi.I wasn't given a chance.
Tom kalmasına izin verilmeyeceğini biliyordu.Tom knew he wouldn't be allowed to stay.
Bunu yapmama izin verilmeyebilir.I might not be permitted to do that.
Tom, Mary'nin bunu bir daha yapmasına izin verilmeyebileceğini düşünüyordu.Tom thought Mary might not be allowed to do that again.
Tom, Mary'nin bunu yapmasına izin verilmeyebileceğini düşünüyordu.Tom thought Mary might not be permitted to do that.
Tom, Mary'ye bunu yapmasına izin verilmeyeceğini söyledi.Tom told Mary she wouldn't be allowed to do that.
Tom Mary'nin bunu yapmasına izin verilmeyebileceğini düşündü.Tom thought Mary might not be allowed to do that.
Tom, Mary'nin artık bunu yapmasına izin verilmeyebileceğini düşündüğünü söyledi.Tom said he thought Mary might not be permitted to do that anymore.
Tom, bunu bu hafta yapmama izin verilmeyebileceğini düşündüğünü söyledi.Tom said he thought I might not be allowed to do that this week.
Tom, bunu tek başıma yapmam için bana izin verilmeyebileceğini düşündüğünü söyledi.Tom said he thought I might not be allowed to do that by myself.
Tom, Mary'nin bunu yapmasına izin verilmediğini söyledi.Tom said that Mary isn't allowed to do that.
Tom, bunu yapmak için kendisine izin verilmeyeceğini söyledi.Tom said he wouldn't be allowed to do that.
Tom mahkemeye verilmeyecek.Tom won't be sued.
Tom, bunu yapmak için bana izin verilmeyebileceğini düşündüğünü söyledi.Tom said that he thought that I might not be permitted to do that.
Tom, Mary'nin bunu kendi başına yapmasına izin verilmeyebileceğini bildiğini söyledi.Tom said that he knew that Mary might not be permitted to do that by herself.
Tom, Mary'nin bunu evde yapmasına izin verilmeyebileceğini bildiğini söyledi.Tom said that he knew that Mary might not be permitted to do that at home.
Tom, bunu tekrar yapmasına izin verilmeyeceğini söyledi.Tom said that he wouldn't be allowed to do that again.
Tom, bunu yapmasına izin verilmeyebileceğini düşündüğünü söyledi.Tom said he thought that he might not be permitted to do that.
Tom, Maryye neden bunu yapmak için izin verilmediğini bilmek istedi.Tom wanted to know why Mary wasn't allowed to do that.
Tom'un Mary'ye hiçbir şey anlatmasına izin verilmedi.Tom wasn't allowed to tell Mary anything.
Sami'ye annesini ziyaret etmesi için izin verilmedi.Sami was not permitted to visit his mother.
Sami'nin o soruları sormasına izin verilmedi.Sami wasn't allowed to ask those questions.
Tom'a bir uyarı verilmesi gerekiyor.Tom needs to be given a warning.
Tom'a bir uyarı verilmeli.Tom needs to be given a warning.
Tom'a ikinci bir şans verilmesi gerekiyor.Tom needs to be given a second chance.
Tom'a ikinci bir şans verilmeli.Tom needs to be given a second chance.
Tom'un bunu yapmasına izin verilip verilmediğini bilmiyordum.I didn't know whether Tom would be permitted to do that or not.
Tom'a bir süreliğine araba kullanma izini verilmeyecek.Tom won't be allowed to drive for a while.
Tom'a daha önce bunu yapmasına izin verilmeyeceğini söyledim.I've already told Tom that he won't be allowed to do that.
Tom'a bunu yapma şansı asla verilmeyecek, değil mi?Tom is never going to be given the chance to do that, is he?
Tom'un yardım etmesine izin verilmedi.Tom wasn't allowed to help.
Sami'nin içeri girmesine izin verilmedi.Sami wasn't allowed in.
Buna daha karar verilmedi.That decision hasn't yet been made.
Şarkı söylememe izin verilmedi.I wasn't allowed to sing.
Tom'a haber verilmeli.Tom must be told.
Ayrılmama izin verilmedi.I wasn't allowed to leave.
Benim girmeme izin verilmedi.I wasn't allowed to enter.
Bu müzede fotoğraf çekmemize izin verilmediğini söyledi.He said that we weren't allowed to take photographs in this museum.
Bunu yapmamıza izin verilmezse yazık olur.It would be a pity if we weren't allowed to do that.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod