Bütün gruplara hayatta eşit şans verilmelidir.Alla medlemmar har samma tillgång till husets möjligheter.
Dördüncü sırayı alan Bruce Biddle (NZL)'ın teste girmemiş olmaması sebebiyle bronz madalya verilmedi.Fjärdeplacerade Bruce Biddle (NZL) fick inte bronset då han också testades positivt.
Bununla birlikte, pasaport sahiplerinin Mısır'a özgürce geçmesine izin verilmedi.Ledsagarservice har inte beviljats för en semesterresa till Egypten.
Icacinaceae familyası – bir takım içinde yer verilmemiştir.Ica-Stig skäms inte för pengarna.
Bu koalisyonun İsveç'e karşı yaptığı savaşlara Büyük Kuzey Savaşı adı verilmektedir.Det är i jämförelse med detta krig som det stora nordiska kriget har fått sitt namn.
Bununla birlikte, bazı lisansüstü dersleri de İngilizce verilmektedir.Till detta kom privatlektioner i engelska.
Akut menenjitte ilk tedavi antibiyotik ve bazen antiviral verilmesiyle olur.Akut meningit behandlas först genom akut administrering av antibiotika och ibland antivirala medel.
1978 yılından bu yana düzenli olarak verilmektedir.Det har sedan 1978 delats ut årligen.
Tekrarları dahi verilmedi.Det förekom inga upprepningar.
Kadınların araba kullanmasına ise izin verilmemektedir.Att inte köra bil kan också rekommenderas.
Pasaportlar İsveç Polisi tarafından verilmektedir.Certifieringen sker via svenska marinen.
Ödül 1996'dan beri verilmektedir ve ödülle birlikte 5000 dolar da hediye edilmektedir.Priset tillkännagavs 1996 och prissumman är på $250 000.
Not: 1992'den beri, sadece eleme turunda yarışan atletlere de madalya verilmektedir.Not: sedan 1992 tilldelas även de tävlande som enbart simmat i de kvalificerande omgångarna medaljer.
1959 yılından itibaren kantonlarda kadınlara oy hakkı verilmeye başlandı.Rösträtten är sedan 1059 begränsat till kardinalerna.
Avukat tutma hakkı verilmediği için kendi savunmasını kendisi yaptı.Den anklagade hade ingen rätt att välja sin egen advokat.
1967'de ikinci ödül olarak Jüri Özel Büyük Ödülü verilmeye başladı ve Jüri Özel Ödülü kaldırıldı.År 1967, bytte det andra priset, Grand Prix, namn till Grand Prix du Jury och det här priset försvann.
Bu şemaya ikili eklemeli dizi şifresi adı verilmektedir.Detta gäller för alla vätets tvåatomiga aggregationstillstånd.
Sonuçta Leavitt, Nobel Ödülleri kişinin ölümünden sonra verilmediği için, aday gösterilememiştir.Leavitt nominerades aldrig, eftersom Nobelpriset inte delas ut postumt.
Katoliklere inanç özgürlüğü verilmesini ve parlamento reformu yapılmasını savundu.Oinskränkt religionsfrihet utlovades både åt katoliker och reformerta.
Not: yalnızca seçmelere katılmış yüzücülere de madalya verilmektedir.Not: även de tävlande som enbart simmat i de kvalificerande omgångarna tilldelas medaljer.
Bu ödülün verilmeye başlamasından önceki dönemde, Jüri Ödülü ikinci büyük ödül sayılmaktaydı.Före Grand Prix var Prix du Jury (Jurypriset) näst mest prestigefyllt.
1966 yılının yazında çekimleri tamamlanan film 1968 yılına kadar dağıtıma verilmemişti.Denna film filmades under sommaren 1967 men släpptes inte förrän 1968.
Viareggio Ödülü, 1930 yılında verilmeye başlanmış olan bir edebiyat ödülüdür.Siripriset är ett litterärt pris, instiftat 2000.
Buna Big Rip adı verilmektedir.Detta är vad som brukar kallas the Big Rip.
Bu arazilere Agro Pontine adı verilmektedir.Området som nu nästan är utdikat kallas numera Agro Pontino.
Ödül 1977 yılından bu yana her yıl verilmektedir.Priset har utdelats årligen sedan 1972.
Festivalin onuncu yılı olan 2004'ten itibaren verilmeye başlanmıştır.Detta system infördes först fyrtiotre år senare, inför festivalen 2004.
Tekrarları her gün saat 18:00da Derya Tv kanalından verilmektedir.Ibland går den även i repris på TV4 klockan 18:00.
Bir süredir işsiz olması sebebiyle karısının avukatı, çocuklarının velayetinin anneye verilmesini talep eder.Du skulle ha instruerat din advokat att väcka talan mot din frus förförare...
Bu okulda çift dilde (Türkçe ve Yunanca) eğitim verilmektedir.Hon gick i en tvåspråkig skola (spanska och engelska).
Bu nişan, SSCB'nin dağılmasından sonra verilmemektedir.Det intressant med EP:n är att den inte släpptes förrän efter att bandet hade splittras.
Özellikle, insanları tutuklamak için ve silah taşımaya izin verilmez.Det är i regel förbjudet för privatpersoner att inneha vapen.
Bir miktar askerin kaleye girmesine izin verilmeli.Ett antal slussar kan besökas i anslutning till slottet.
Hispania eyaletinin kendisine verilmesi Antonius tarafından engellenen Lepidus'a Afrika bırakıldı.Lepidus erhöll provinsen Afrika, sviken av Antonius som lämnat Hispania till Octavianus.
Benzer bir hizmet Google tarafından Google Answers adıyla verilmektedir.Google erbjuder en liknande tjänst kallad Google Docs.
Bu başarıyı 1914'te tekrarladı ancak savaş nedeniyle ülkede futbola bir süre ara verilmek zorunda kalındı.Denna verksamhet pågick till 1936 varefter fotbollen av olika orsaker somnade in.
1847'de mimarlık eğitimi de verilmeye başlandı.Ett nytt reglemente för undervisningen stadfästes nu också, 1847.
Yaşlılara emekli maaşı verilmelidir.Föräldrarna är pensionerade.
1987'den beri verilmektedir.Det är skyddat sedan 1987.
Mahkeme sadece 3 gün sürdü ve Ades'e savunma hakkı verilmedi.Rättegången togs troligen inte mer än två timmar, och de åtalade tilläts inget försvar.
Bu yan etkileri bertaraf etmek için ilaçlar verilmektedir.Syftet med dessa produkter är att lindra symptomen.
Bu eskimoya karşı, esirlerin geri verilmesini istediyse de tayfaları bir daha gören olmadı.Men då han redan blivit utropad till kejsare av sina trupper fanns ingen återvändo.
Amerika Birleşik Devletleri'nde 1932 yılından bu yana medya eğitimi öğrencilere verilmektedir.Trots namnet har man sedan 1982 även antagit manliga studenter.
İtki sıcak gazların motorun arkasından dışarıya verilmesiyle sağlanır.Överskottsvärmen måste på något sätt ledas bort från motorn.
Birinci yöntem ısı verilmek suretiyle yağ çıkartılmasıdır.Första steget är att temperaturbehandla grädden.
2006 yılından bu yana verilmektedir.Omröstningen har ägt rum årligen sedan 2006.
Ayrıca APS ile de hizmet verilmektedir.De är även involverade i arbetet med ISS.
Millî park içinde araç trafiğine izin verilmemektedir.Dessa ingriper dock inte i motortrafiken.
Bunun üzerine Eris, düğüne altın bir elma göndererek, bunun "en güzel tanrıçaya" verilmesini ister.Tvedräktens gudinna Eris hade rullat in ett äpple som bar inskriptionen ”till den vackraste” bland gudarna.
Fakat öncesinde, bir süre İsveç'e girişine izin verilmedi.Innan dess var det en lång period när han inte alls besökte Sverige.
Raporda, Bulgaristan'da Türk azınlığa karşı girişilen Bulgarlaştırma kampanyasına son verilmesi istendi.Detta förklarades som en protest mot behandlingen av den turkiska minoriteten i Bulgarien.
Bu yıllık olarak verilmektedir.Tillträde är tillåten hela året.
Lamport'un cenazesinin toprağa gömülmesine ise izin verilmemiştir.Någon begravningsceremoni för Lennon hölls inte.
Exodus (gemi), Yahudi mültecileri taşıyan ve 1947'de Filistin'e girmesine izin verilmemiş gemi.Exodus 1947 var ett fartyg med judiska flyktingar som avsåg resa till Brittiska Palestina.
O tarihten sonra hiçbir zaman bu madalya verilmedi.Någon liknande kvalificeringsomgång har efter detta tillfälle aldrig arrangerats.
Bu kadar çok isme bu unvanın verilmesi, o günlerde kamuoyunda uzun süre tartışıldı.Det var en mycket stor summa och vittnar om traktens rikedom under denna tid.
Havalimanında birbirine bağlı iki ayrı terminal binasından hizmet verilmektedir.Det finns två terminaler på flygplatsen, som ligger i anslutning till varandra.
Burada ancak seçilmiş bir liste verilmektedir.Här meddelas blott ett urval.
1996 - Uluslararası Para Fonu, Rusya'ya 10.2 milyar USD kredi verilmesini onayladı.13 juli - IMF godkänner ett lån på 22,6 miljarder US-dollar till Ryssland.
Ayrıca Claudius'un senatoda müzakerelere katılmasına izin verilmesini talep etmişlerdi.De begärde även rätten för Claudius att delta i senatens debatter och överläggningar.