Bunu yapmak için hiç kimseye izin verilmez.Nobody's allowed to do that.
Tom'un onu yapmasına asla izin verilmemeliydi.Tom should never have been allowed to do that.
Eski köpeğine Cookie adı verilmedi mi?Wasn't your old dog named Cookie?
Onun olmasına izin verilmeyecek.That won't be allowed to happen.
Tom'un Boston'daki işi alıp almayacağına hala karar verilmedi.Whether or not Tom gets the job in Boston is still very much up in the air.
Bize çok bilgi verilmedi.We weren't given much information.
Bana yeterli bilgi verilmedi.I wasn't given enough information.
Tom bize yardım etmeye izin verilmediğini söyledi.Tom told us he wasn't allowed to help.
Bana söylemene izin verilmediği doğru mu?Is it true you're not allowed to tell me?
Bu odaya girmesine izin verilmediğini Tom'a söyledin mi?Did you tell Tom he's not allowed in this room?
Kaptanı görmeye gitti ama onunla konuşmasına izin verilmedi.He went to see the captain, but he wasn't allowed to speak to him.
Okulda kişisel dijital yardımcıya izin verilmez.PDA is not allowed at school.
Benden başka hiç kimsenin onu yapmasına izin verilmez!No one but me is allowed to do that!
Ağlamayan çocuğa meme verilmez.The squeaky wheel gets the grease.
Tom'a Mary'yi hastanede ziyaret etmesine izin verilmediğini söyledim.I told Tom he was no longer allowed to visit Mary in the hospital.
Tom'a artık burada olmasına izin verilmeyeceğini söyledim.I told Tom he was no longer allowed to be here.
Hak verilmez, alınır.Rights are not given, they are fought for.
Onu yapmama izin verilip verilmediğini bilmiyorum.I don't know if I'm allowed to do that.
Onu yapmama izin verilmediğini düşünüyorum.I think I'm not allowed to do that.
Tom başka seçenek verilmeden bırakıldı.Tom was left with no other choice.
Tom'un istifa etmesine izin verilmemeli.Tom must not be permitted to resign.
Senin tarafından ders verilmem gerekmiyor.I don't need to be lectured by you.
Konuşmak için Tom'a izin verilmeli.Tom ought to be allowed to talk.
Onu görmek için Mary'ye neden izin verilmediği Tom'a söylenmedi.Tom wasn't told why Mary wasn't allowed to see him.
Tom'un babasını görmesine izin verilmedi.Tom wasn't allowed to see his father.
Tom'un Mary'nin partisine gitmesine izin verilmeli.Tom ought to be allowed to go to Mary's party.
Tom'u görmeme izin verilmedi.I wasn't allowed to see Tom.
Tom bunu yapmamıza izin verilmediğini söylemedi.Tom didn't say we weren't allowed to do this.
Neden gitmene izin verilmedi?Why weren't you allowed to go?
Neden Tom'un gitmesine izin verilmedi?Why wasn't Tom allowed to go?
Tom neden gitmesine izin verilmediğini anlamadı.Tom didn't understand why he wasn't allowed to go.
Onları görmek için bana izin verilmedi.I wasn't permitted to see them.
Onu görmem için bana izin verilmedi.I wasn't permitted to see him.
Onu görmek için bana izin verilmedi.I wasn't permitted to see her.
Bana seni görmek için izin verilmedi.I wasn't allowed to see you.
Bana onları görmek için izin verilmedi.I wasn't allowed to see them.
Bana onu görmek için izin verilmedi.I wasn't allowed to see him.
Tom'u ziyaret etmek için hastaneye gittim ama onu görmeme izin verilmedi.I went to the hospital to visit Tom, but I wasn't allowed to see him.
Dan'ın avukatı Dan'ın sorgulandığı odaya girmek için izin verilmesini talep etti.Dan's lawyer demanded to be allowed into the room where Dan was being questioned.
Çocuk, izin verilmemesine rağmen sigara içti.The boy smoked even though it was not allowed.
Tom'un köpeğine evde izin verilmez.Tom's dog isn't allowed in the house.
Burada yüzmeye izin verilmez!No swimming allowed here!
Burada hiç kimseye izin verilmez.No one's allowed in here.
Benim apartmanımda köpeklere izin verilmez.Dogs aren't allowed in my apartment building.
Karar henüz verilmedi.The decision hasn't yet been made.
Burada sigara içmene izin verilmez.You're not allowed to smoke here.
Savaş Odası'nda savaşmaya izin verilmemektedir.Fighting is not permitted in the War Room.
Tom'a şövalye nişanı verilmeli.Tom should be knighted.
Tom'un neden oraya gitmesine izin verilmediğini anlamak kolay.It's easy to understand why Tom wasn't allowed to go there.
Buna izin verilmeli mi?Should this be allowed?
Hiçbir yanıt verilmedi.No answer was given.
Hiçbir şeye karar verilmedi.Nothing has been decided.
Zor kararlar verilmeli.Tough decisions need to be made.
Hiçbir karar verilmedi.No decision has been made.
Yaşadığım apartman binasında evcil hayvanlara izin verilmez.Pets aren't allowed in the apartment building where I live.
Onun tekrar olmasına asla izin verilmemeli.That should never ever be allowed to happen again.
İzinsiz olarak onu yapmana izin verilmez.You aren't allowed to do that without a permit.
Binaya girmemize izin verilmedi.We weren't allowed into the building.
Sigara içmeye ve içki içmeye izin verilmez.Smoking and drinking aren't allowed.
Ona izin verilmemeliydi.That shouldn't have been allowed.