Ana içeriğe geç
Sözlük

verilme ile cümle

verilme kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
6
ORT. KELİME
Massachusetts'te bir adamın, karısının büyükannesi ile evlenmesine izin verilmez.In Massachusetts, a man is not allowed to marry his wife's grandmother.
Tom bize bu müzede fotoğraf çekmek için izin verilmediğini söyledi.Tom said that we weren't allowed to take photographs in this museum.
Tom'a bildiği her şeyi Mary'ye söylemesine izin verilmedi.Tom wasn't allowed to tell Mary everything he knew.
Tom'un bildiği her şeyi Mary'ye söylemesine izin verilmedi.Tom was not permitted to tell Mary everything he knew.
Alkol almama izin verilmez.I'm not allowed to drink alcohol.
Buna izin verilmemeli.This shouldn't be allowed.
Kampüste alkole izin verilmez.No alcohol is allowed on campus.
Suudi Arabistan'da kadınların araba sürmelerine izin verilmez.Women are not permitted to drive cars in Saudi Arabia.
Henüz hiçbir şeye karar verilmedi.Nothing has been decided yet.
Sen küçük olduğun için girmene izin verilmez.Since you're a minor, you aren't allowed to enter.
Tom'a, masasında öğle yemeği yemesi için izin verilmedi.Tom wasn't allowed to eat lunch at his desk.
Bu tren istasyonunda sigara içmeye izin verilmez.No smoking is allowed at this train station.
Neden o binaya girmemize izin verilmediğimizi bulamadık.We haven't been able to find out why we weren't allowed to enter that building.
On sekiz yaşın altındaki Amerikalılara başkanlık seçimlerinde oy kullanma izni verilmez.Americans under the age of eighteen aren't allowed to vote in presidential elections.
Tom'un şekerleme yemesine izin verilmediğini düşündüm.I thought Tom wasn't allowed to eat candy.
Tom'un ziyaretçi almasına izin verilmediğini düşündüm.I thought Tom wasn't allowed to have visitors.
Sana zarar verilmesini istemiyorum.I don't want you to be hurt.
Buna zarar verilmesini istemiyoruz, değil mi?We don't want this to get damaged, do we?
Günün sonunda bunun Tom'a verilmesini istiyorum.I want this delivered to Tom by the end of the day.
Bazen dualarımıza onların olmasını istediğimiz şekilde cevap verilmez.Sometimes our prayers aren't answered the way we want them to be.
Onlar savaşa son verilmesi çağrısında bulundu.They called for an end to the fighting.
Bu cümleyi çevirmek için kimseye izin verilmedi.No one is allowed to translate this sentence.
Bize bilgi verilmedi.We weren't briefed.
Bana bilgi verilmedi.I wasn't informed.
Ara verilmek üzere.It's almost intermission.
Buna izin verilmez.It's not allowed.
Zarar verilmeyeceksin.You won't be harmed.
Yolsuzluk için mahkemeye verilmelisin.You should be sued for malpractice.
Bana daha önce hiç yatıştırıcı verilmedi.I've never been sedated before.
Bence istediğimiz yere gitmemize izin verilmeli.I think we should be allowed to go anywhere we want.
Burada balık tutmaya izin verilmez.Fishing is not allowed here.
Tom mahkemeye verilme konusunda endişeli.Tom is worried about being sued.
Tom'un onu görmesine izin verilmedi.Tom wasn't allowed to see it.
Oraya gitmene izin verilmez!You are not allowed to go in there!
Sana burada izin verilmez.You aren't allowed in here.
Sana orada izin verilmez.You aren't allowed in there.
Bu odaya girmene izin verilmez.You aren't allowed in this room.
Bu barda çocuklara izin verilmez.Children aren't allowed in this bar.
O mağaraya gitmemize izin verilmedi.We weren't allowed to go into that cave.
Tom'un Mary'nin hastane odasına girmesine izin verilmedi.Tom wasn't allowed into Mary's hospital room.
Tom'a hapiste olan babasını ziyaret etmesine izin verilmedi.Tom wasn't allowed to visit his father who was in prison.
Tom'un cezaevindeki babasını ziyaret etmesine izin verilmedi.Tom wasn't allowed to visit his father in prison.
Ona karar verilmedi.That hasn't been decided.
Bir refakatçı olmadan kızların erkeklerle çıkmasına izin verilmezdi.Girls were not allowed to go out with boys without a chaperone.
Buralarda park etmene izin verilmez.You're not allowed to park around here.
Bu otelde köpeklere izin verilmez.Dogs aren't allowed in this hotel.
Bu okulda hiç not yok ve öğrencilere ev ödevi verilmez.At this school, there are no grades and students have no homework.
Odayı terk etmene izin verilmez.You are not allowed to leave the room.
Bazı insanların araba sürmesine izin verilmemeli.Some people shouldn't be allowed to drive.
Buna izin verilmeyecek.That will not be permitted.
Sana zarar verilmeyecek.You will not be harmed.
Bize ödev verilmedi.We weren't given homework.
Zil çalıncaya kadar hiç kimsenin sınıfı terk etmesine izin verilmez.Nobody is allowed to leave the classroom until the bell rings.
Silah ihracatına izin verilmedi.The export of arms was not allowed.
İnsanlara kendilerini yönetmek için izin verilmesi gerektiğini düşünüyorum.I think people should be allowed to govern themselves.
Tom'u tedavi eden doktor yanlış tedavi için mahkemeye verilmeli.The doctor who treated Tom should be sued for malpractice.
Sabah 7.00'den sonrasına kadar bu havuzda yüzmene izin verilmez.You aren't allowed to swim in this pool until after 7:00 a.m.
Gitmene izin verilmeyecek.You won't be allowed to leave.
Tom'un tek başına dışarı çıkmasına izin verilmez.Tom isn't allowed to go out by himself.
Tom'a ilaç verilmesi gerekiyor.Tom needs to be medicated.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod