Ana içeriğe geç
Sözlük

veri ile cümle

veri kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
Bazen kızkardeşine para verir misin?Do you sometimes give your sister money?
Siz sadece onu istemek zorundasınız ve o size verilecektir.You have only to ask for it and it will be given to you.
Size verilecektir, sadece istemeniz yeterli.You have only to ask for it and it will be given to you.
Yeter ki isteyin, size verilecektir.You have only to ask for it and it will be given to you.
Onun hesabını nasıl verirsin?How do you account for that?
Kazanın hesabını nasıl verirsin?How do you account for the accident?
Bana kitabını ödünç verir misin?Will you lend me your book?
Teklifinizi onaylayıp onaylamayacağımıza henüz karar verilmedi.It has not yet been decided whether to approve of your proposal.
Lütfen ölçünüzü almak için bana izin verin.Please allow me to measure you.
İşi yapmanıza yardım etmeme izin verin.Let me help you to do the work.
Bana kurşun kalemini ödünç verir misin?Will you lend me your pencil?
Sizin için yeni olan birçok şeyi göstermeme izin verin.Let me show you many things which will be novel to you.
Size biraz tavsiye verirsem umursamayacağınızı ümit ediyorum.I hope you won't mind if I give you some advice.
Oradaki çocuk sana selam veriyor.The boy over there is bowing to you.
Buz hokeyi heyecan verici bir spordur.Ice hockey is an exciting sport.
Bana üç dondurma verin, lütfen.Give me three ice creams, please.
DNA örneklerinin saklanmasına izin verilmemelidir.It shouldn't be permitted to store samples of DNA.
Bana beş gün verin.Give me five days.
Ona kraliçe tarafından üç gemi verildi.Three ships were given to him by the queen.
Sadece verilmiş 30 dakikada, soruların hepsini cevaplayamazdık.Given only thirty minutes, we couldn't answer all the questions.
20 kişiden fazla sipariş verirsek, fiyatta indirim yapıyor musunuz?If we place an order for more than 20 units, would you reduce the price?
Yılın heyecan verici bir zamanıdır.It is an exciting time of the year.
Bir hafta izin almama izin verildi.I was allowed to take a week off.
Bana bir dolar geri verin, lütfen.Give me $1.00 back, please.
1603'te, Kral James iktidara geldiğinde, futbola tekrar izin verildi.In 1603, when King James I came into power, football was allowed again.
"Bana yazacak bir şeyler verin." "Bu tükenmez kalem işe yarar mı? ""Give me something to write with." "Will this ball-point pen do?"
Yarın bu odayı kullanmana izin verilecek.You will be allowed to use this room tomorrow.
Orduda hiç kimsenin izinsiz olarak gitmesine izin verilmez.In an army no man is permitted to leave without permission.
Bir sözleşmede belirsizliklere izin verilmez.No ambiguities are allowed in a contract.
Polislerin görev başında içmelerine izin verilmez.The police aren't allowed to drink on duty.
Polis memurlarının görevdeyken içki içmelerine izin verilmemektedir.Policemen aren't permitted to drink on duty.
Altın kupa final maçının galibine verildi.The gold cup was given to the winner of the final match.
Final maçı çok heyecan verici değildi.The final match was not so exciting.
Çok heyecan verici.It's so exciting.
Umut verici görünen her şeyi takip edin.Keep track of everything that looks promising.
Peşinde %10 indirim veririz.We give a 10% discount for cash.
Bölgeye yerlilerin girmesine izin verilmiyor.The natives were not allowed to enter the district.
Yerlilerin bölgeye girmesine izin verilmiyor.The natives were not allowed to enter the district.
Nişanınızı tebrik etmeme izin verin.Let me congratulate you on your engagement.
Dikkatinizi bana verin, lütfen.Give me your attention, please.
Susadım. Lütfen bana içecek soğuk bir şey verin.I am thirsty. Please give me something cold to drink.
Parola "Dağ" dır. Birisi "dağ" diyorsa, siz "nehir" diye yanıt verin.The password is "Mountain". If someone says "Mountain", you reply "River".
Bu hafta sonuna kadar bana biraz ödünç para verir misin?Could you lend me some money until this weekend?
Toprağımız bu yıl yüksek verim verdi.Our land gave a high yield this year.
Bu akşam bir parti veriyoruz.We're having a party this evening.
Bu akşamüstü küçük bir parti veriyoruz.We are giving a small party this evening.
Bu gece bir parti veriyoruz.We're giving a party tonight.
Tahvilde verim %6.The yield on the bond is 6%.
Sizi işe almaya karar verirsek, bizden haber alırsınız.If we decide to hire you, you will hear from us.
Eğer bir şemsiyeniz varsa, onun altında size katılmama izin verin.If you have an umbrella, let me join you under it.
Personelin geri kalanı haber verilmeden işten atıldı.The rest of the personnel were fired without notice.
Üzgünüm, fakat önceden verilmiş sözüm var.I'm sorry, but I have a prior engagement.
Çocuklara akşam 10'a kadar yatmamalarına izin verildi.The children were allowed to stay up till 10 p.m.
Çocuklara odayı temizleme görevi verildi.The children were assigned to sweep the room.
Çocuklara yüz verip şımartma.Don't spoil the children.
Bir çocuğa çok zalimce davranmak utanç verici.It's shameful to treat a child so cruelly.
Ölüm acı verir mi?Would it hurt to die?
İlk ödülü bir Japon öğrenciye veriyoruz.We are giving the first prize to a Japanese student.
Bana seni havaalanına götürme talimatı verildi.I have been instructed to take you to the airport.
Tom'a doğum gününde bir parti veriyoruz.We are giving Tom a party on his birthday.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod