Ana içeriğe geç
Sözlük

veri ile cümle

veri kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
7
ORT. KELİME
Gitmeme izin verilecek mi?Am I going to be allowed to leave?
Bir karar verildi.A decision has been made.
Tom doğru kararı verip vermediğinden emin değil.Tom isn't sure whether he made the right decision or not.
Tom bu gece bir parti veriyor.Tom is giving a party tonight.
Lütfen verilerdeki tutarsızlıkları bildirin.Please report discrepancy in data.
Okulda kişisel dijital yardımcıya izin verilmez.PDA is not allowed at school.
Sana bir daha yalan söylemeyeceğime söz veriyorum.I promise I won't lie to you again.
Benden başka hiç kimsenin onu yapmasına izin verilmez!No one but me is allowed to do that!
Almanya'da geçirdiğin yıl senin için çok verimliydi.The year you spent in Germany was very productive for you.
Tom sık sık arabasını kullanmama izin verir.Tom often lets me use his car.
Bundan pişman olmayacaksın. Söz veriyorum.You won't regret this. I promise.
Çalışmak utanç verici değildir.Work isn't shameful.
Solucan delikleri uzay gemilerinin galaksi boyunca seyahat etmesine izin verir.Wormholes allow spaceships to travel throughout the galaxy.
Tanrı uçmamızı isteseydi, bize kanat verirdi.If God had meant us to fly, he'd have given us wings.
Hayat sana limonatalar veriyorsa, limonata yap.If life deals you lemons, make lemonade.
Ağlamayan çocuğa meme verilmez.The squeaky wheel gets the grease.
Bu kesinlikle heyecan verici.This sure is exciting.
Tanrım, bu çok utanç verici.Gosh, this is so embarrassing.
Tom'a Mary'yi hastanede ziyaret etmesine izin verilmediğini söyledim.I told Tom he was no longer allowed to visit Mary in the hospital.
Tom'a artık burada olmasına izin verilmeyeceğini söyledim.I told Tom he was no longer allowed to be here.
Hak verilmez, alınır.Rights are not given, they are fought for.
Almanlar güçlü bir sosyal refah devletine değer verirler.Germans value a strong social welfare state.
Bunu bitirmek için bana yarına kadar süre verildi.I've been given until tomorrow to finish this.
Bazen doğru karar verip vermediğimi merak ediyorum.Sometimes I wonder whether or not I made the right decision.
Tom ve Mary mükemmel bir çiftti. Ne kadar utanç verici.Tom and Mary were a perfect couple. It's such a shame.
Tom'a altı ay ertelenmiş hapis cezası verildi.Tom was given a six-month suspended sentence.
Geri geleceğim. Söz veriyorum.I'll come back. I promise.
Tom'a muhtemelen bir sincap olarak yeniden hayat verilecek.Tom will probably be reincarnated as a squirrel.
Bana kanını ver, ben sana özgürlük veririm.Give me your blood, I will give you freedom.
Şimdi, bana izin verirsen, yetişmem gereken bir otobüsüm var.Now, if you'll excuse me, I've got a bus to catch.
Şimdi, lütfen bana izin verin.Now, please excuse me.
Şimdi, bana izin verir misiniz?Now, would you excuse me?
Bir mola verin, çocuklar.Take a break, guys.
Bana sadece bir dakika izin verir misiniz?Will you excuse me for just one minute?
Davranışın utanç vericiydi.Your behaviour was disgraceful.
Bu saygın bir performans oldu, ama kesinlikle heyecan verici değildi.That was a respectable performance, but it definitely wasn't sensational.
Oh, bu utanç verici.Oh, that's a shame.
Kime oy verirsen ver, fiyatlar yükselmeye devam edecek.Whoever you vote for, prices will go on rising.
Hey, bana bir kurabiye verir misin?Hey, will you grab me a cookie?
O çok güven vericiydi.That was very reassuring.
İzin verirseniz Tom'la yalnız konuşmak istiyorum.I'd like to speak to Tom alone if I may.
Bu gece benim evimde Tom için bekârlığa veda partisi veriyoruz.We're having a bachelor party for Tom at my place tonight.
Bu gece benim evimde Tom için sürpriz bir parti veriyoruz.We're having a surprise party for Tom tonight at my place.
Tom bunu giymeme izin verir mi?Would Tom let me wear this?
Bir dolma kaleme ihtiyacın varsa, sana bir tane ödünç veririm.If you need a fountain pen, I will lend you one.
Sen ancak iyi davranmaya söz verirsen, beni ziyaret etmek için gelebilirsin.You can come to visit me, but only if you promise to behave well.
Güzel şeyler bize zevk verir.Beautiful things give us pleasure.
Toplantı için zamanında döneceğime söz veriyorum.I promise I'll be back in time for the meeting.
Bu hafta ziyaretçi almama izin verilmiyor.I'm not allowed to have visitors this week.
Tom'a bakacağıma söz veriyorum.I promise that I'll take care of Tom.
Elimden geldiği kadar erken döneceğime söz veriyorum.I promise I'll be back as soon as I can.
Şu andan itibaren sana karşı kibar olacağıma söz veriyorum.I promise I'll be nice to you from now on.
Onu yapmama izin verilip verilmediğini bilmiyorum.I don't know if I'm allowed to do that.
Onu yapmama izin verilmediğini düşünüyorum.I think I'm not allowed to do that.
Senin için mümkün olduğu kadar kolay şeyler yapmaya çalışacağıma söz veriyorum.I promise I'll try to make things as easy as possible for you.
Bilmek istediğin şeyi sana söylemem için bana izin verilmiyor.I'm not allowed to tell you what you want to know.
Pazartesi günü seni görmek için uğrayacağıma söz veriyorum.I promise I'll come by to see you on Monday.
Ne kadar daha kalmama izin verileceğini bilmiyorum.I don't know how much longer I'll be allowed to stay.
Bu zarfı Tom'a verir misin?Will you give Tom this envelope?
Philae'nin iniş alanına Agilkia adı verildi.Philae's landing site was named Agilkia.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod
veri ile cümle - Sayfa 29 - veri kelimesiyle örnek cümleler | KKTC App