Zil çalıncaya kadar hiç kimsenin sınıfı terk etmesine izin verilmez.Nobody is allowed to leave the classroom until the bell rings.
Silah ihracatına izin verilmedi.The export of arms was not allowed.
Verileri girmeyi bitirdim.I've finished entering the data.
Denemen için izin veriyorum.You have my permission to try.
Tom ve ben sık sık birbirimize hediyeler veririz.Tom and I often give each other presents.
Tom ona biraz daha zaman verirsek daha iyisini yapabilir.Tom might be able to do better if we gave him more time.
Bütün buna ne anlam veriyorsun?What do you make of all this?
Gerçekten aklını verirsen bunu yapabilirsin.You could do this if you put your mind to it.
Bunu yapmamıza izin verildiğinden emin misin?Are you sure we're allowed to do that?
Baba her zaman ona cesaret verir.Dad always encourages him.
Sana ikinci bir şans veriyorum.I'm giving you a second chance.
Yarın yapacağım. Söz veriyorum.I'll do it tomorrow. I promise.
Eski köpeğine Cookie adı verilmedi mi?Wasn't your old dog named Cookie?
Bunu satın aldığım mağaza aynı fiyata satıyor ancak daha iyi hizmet veriyor.The store I bought this at sells it for the same price, but has better service.
Bu bana bir fikir veriyor.This gives me an idea.
Lütfen bize yer verin.Please give us room.
Oh, bana bir mola verin.Oh, give me a break.
Bize sadece üç hafta verin.Just give us three weeks.
Sadece bize bir şans verin.Just give us a chance.
Lütfen sipariş verin.Just give the order.
Neden bunu bana veriyorsun?Why are you giving this to me?
Bunu bana neden veriyorsun?Why are you giving it to me?
Onlar Tom'a ilaç veriyor.They're giving Tom medication.
Tom'a bir dakika verir misin?Could you give Tom a minute?
O eski araba sana daha fazla sorun veriyor mu?Is that old car giving you any more trouble?
Bana Tom'un telefon numarasını verirseniz, onu arayacağım.If you give me Tom's phone number, I'll call him.
Onu kanıtlamam için bana bir şans verin.Give me a chance to prove it.
Sana iki hafta kıdem tazminatı verilecek.You'll be given two weeks severance pay.
Bizim komşular bir parti veriyorlar ve bizi davet ettiler.Our neighbors are having a party and have invited us.
Tom bize yardım etmeye izin verilmediğini söyledi.Tom told us he wasn't allowed to help.
Bize bir dakika izin verir misin?Would you excuse us one moment?
O çok heyecan verici olmalı.That must be very exciting.
Tom'un heyecan verici olduğunu düşünüyorum.I think Tom is exciting.
Sanırım Tom verimli.I think Tom is efficient.
Çıldırmamaya söz verirsen sana gerçeği söylerim.I'll tell you the truth if you promise not to get mad.
Kimseye söylemeyeceğine söz veriyor musun?Do you promise you won't tell anyone?
Sana bir şey söylersem, onu başka birine söylememeye söz verir misin?If I tell you something, will you promise not to tell anyone else?
Doğum günüm için bir parti veriyorum. Gelmek ister misin?I'm having a party for my birthday. Do you want to come?
Bu hikaye ilginç, eğlenceli ve hatta heyecan verici.This story is interesting, funny and even exciting.
Sana evin anahtarını veriyorum ama onu kaybetme.I am giving you the key to the house, but don’t lose it.
Bu çiftliğin arazisi çok verimlidir.This farm's land is very fertile.
Bilim adamları veriyi analiz ettiler.The scientists analyzed the data.
Tom büyük bir nefes veridi.Tom let out a big sigh.
Aklını ona verirsen, onu yapabileceğinden eminim.I'm sure if you put your mind to it, you can do it.
Bize izin verir misiniz?Could you excuse us?
Onu yapmama izin verilecek mi?Will I be allowed to do that?
Tom bu cuma bir parti veriyor.Tom is having a party this Friday.
Tom tutmayacağı bir sürü söz verir.Tom makes lots of promises he doesn't keep.
Sana bir daha yalan söylemeyeceğime söz veriyorum.I promise I won't lie to you again.
Ağlamayan çocuğa meme verilmez.The squeaky wheel gets the grease.
Almanlar güçlü bir sosyal refah devletine değer verirler.Germans value a strong social welfare state.
Bana kanını ver, ben sana özgürlük veririm.Give me your blood, I will give you freedom.
Davranışın utanç vericiydi.Your behaviour was disgraceful.
Bu saygın bir performans oldu, ama kesinlikle heyecan verici değildi.That was a respectable performance, but it definitely wasn't sensational.
Oh, bu utanç verici.Oh, that's a shame.
İzin verirseniz Tom'la yalnız konuşmak istiyorum.I'd like to speak to Tom alone if I may.
Bu gece benim evimde Tom için bekârlığa veda partisi veriyoruz.We're having a bachelor party for Tom at my place tonight.
Bu gece benim evimde Tom için sürpriz bir parti veriyoruz.We're having a surprise party for Tom tonight at my place.
Şu andan itibaren sana karşı kibar olacağıma söz veriyorum.I promise I'll be nice to you from now on.
Biz yeterli veriye sahibiz.We have enough data.