Ana içeriğe geç
Sözlük

veri ile cümle

veri kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
Ona karar verilmedi.That hasn't been decided.
Biz nasıl karar veririz?How do we decide?
Tom'a yemek verildi mi?Has Tom been fed?
Bize bir şans verin.Give us a chance.
Tom'a bir mola verin.Give Tom a break.
Alternatiflerin yokluğu zihni hayret verici bir şekilde temizler.The absence of alternatives clears the mind marvelously.
Ana dili İngilizce olmayan bir İngilizce öğretmeni tarafından ona İngilizce dersi verildi.He was taught English by a non-native English teacher.
Yarın benim yerimde küçük bir parti veriyorum. Gelmek ister misin?I'm having a little get-together tomorrow at my place. Would you like to come?
Erkekler çok kolay söz verirler fakat onları kolay unuturlar.Boys give promises very easily, but they as easily forget them.
Meyve vermeden önce portakal ağaçları "azahar" adı verilen bir çiçekle çiçek açarlar.Before bearing fruit, orange trees blossom with a flower called an "azahar".
O kağıt parçasını bana verin, onu kontrol edeceğim!Give me that piece of paper, and I will inspect it!
Lütfen bana bir kitap verin.Please give me a book.
Lütfen bana bir kitap veriniz.Please give me a book.
Lütfen kitabı bana verin.Please give me the book.
Lütfen kitabı bana veriniz.Please give me the book.
Bana bir dakika verir misin?Can you give me a minute of your time?
Avrupa'ya gitmek çok heyecan verici ama aynı zamanda korkutucu.Going to Europe is very exciting, but also scary.
Bu arada, onun gelmesi durumunda, beni beklemesine izin verin.By the way, in case he comes, let him wait for me.
Tom kedisine sadece çiğ et verir.Tom only gives raw meat to his cat.
Bu utanç verici oluyor.This is getting embarrassing.
Bu heyecan verici olacak.This is going to be exciting.
Sana zarar verilmeyecek.You will not be harmed.
Zil çalıncaya kadar hiç kimsenin sınıfı terk etmesine izin verilmez.Nobody is allowed to leave the classroom until the bell rings.
Silah ihracatına izin verilmedi.The export of arms was not allowed.
Bunu yapmamıza artık izin verilmiyor.We're not allowed to do that anymore.
Onu yapmamıza izin verilmiyor.We're not allowed to do that.
Oraya gitmemize izin verilmiyor.We're not allowed to go there.
Gitmene izin verilmeyecek.You won't be allowed to leave.
Tom verisini yedekledi.Tom backed up his data.
Tom sadece gitar öğretmez, o sık sık konserler verir.Tom doesn't only teach the guitar, he often gives concerts.
Tom'un tek başına dışarı çıkmasına izin verilmez.Tom isn't allowed to go out by himself.
Bütün buna ne anlam veriyorsun?What do you make of all this?
Tom yeniden güven verilmiş görünmüyor.Tom doesn't look reassured.
Sana ikinci bir şans veriyorum.I'm giving you a second chance.
Yarın yapacağım. Söz veriyorum.I'll do it tomorrow. I promise.
Sana son bir şans veriyorum.I'm giving you one last chance.
Sana son bir fırsat veriyorum.I'm giving you one last chance.
Sana bir emir veriyorum.I am giving you an order.
Daha sonra her şeyi açıklayacağıma söz veriyorum.I promise I'll explain everything later.
Doğum yapma süreci çok acı vericidir.The process of giving birth is very painful.
Buralarda hiç heyecan verici bir şey olur mu?Does anything exciting ever happen around here?
Burada bana biraz yer verin.Give me some room here.
Bana biraz daha zaman verin.Give me some more time.
Bana daha fazla zaman verin.Give me more time.
Bana biraz yer verin.Give me a little space.
Bana bir ya da iki gün verin.Give me a day or two.
Bana bir veya iki gün verin.Give me a day or two.
Bana bir şans verin, lütfen.Give me a chance, please.
Bize yalnızca birkaç dakika verin.Just give us a couple of minutes.
Sadece bana biraz zaman verirsen o bilgiyi senin için bulabilirim.If you'll just give me some time, I can find that information for you.
Bana ondan biraz verir misin?Can you give me some of that?
Tom sana ikinci bir şans veriyor.Tom is giving you a second chance.
Tom onun teklifini düşünmek için bize zaman veriyor.Tom is giving us time to consider his offer.
Bu genellikle yediğimizden çok daha iyi tat veriyor.This tastes a lot better than what I usually eat.
Bana bir dayanak noktası verin, Dünya'yı yerinden oynatayım.Give me somewhere to stand and I will move the earth.
Sadece Tom'la konuşmama izin verin.Just let me talk to Tom.
Herhangi birine söylemeyeceğine söz veriyor musun?Do you promise you won't tell anybody?
Söz veriyorum, nerede olduğunu hiç kimseye söylemeyeceğim.I promise I won't tell anyone where you are.
Nerede olduğunu kimseye söylemeyeceğime söz veriyorum.I promise I won't tell anyone where you are.
Tom'a söylemeyeceğine söz verirsen sana söylerim.I'll tell you if you promise not to tell Tom.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod