Ana içeriğe geç
Sözlük

veri ile cümle

veri kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
Bir adam bir kadına anahtarını verirse bunun ne demek olduğunu düşünüyorsun?What do you think it means when a man gives a woman his key?
Onlar yazın burada konserler verir.They give concerts here in the summer.
Tom Mary’nin bisikletini kullanmasına izin veriyor.Tom has been letting Mary use his bicycle.
Biz birlikte karar veririz.We make decisions together.
Verilecek kararlarımız var.We have decisions to make.
Daha sonra her şeyi açıklayacağıma söz veriyorum.I promise I'll explain everything later.
Onun olmasına izin verilmeyecek.That won't be allowed to happen.
Bu asla tekrar olmayacak. Sana söz veriyorum.This will never happen again. You have my word.
Tom'un istediğini yapmasına izin verirsek ne olacağını görelim.Let's see what happens if we let Tom do what he wants.
Bütün bu mesele bana bir baş ağrısı veriyor.This whole affair is giving me a headache.
Onu yapma hakkını sana ne veriyor?What gives you the right to do that?
Onun doğum günü için Tom'a ne hediye veriyorsun?What are you giving Tom for his birthday?
Sana bir seçme hakkı veriyoruz.We're giving you a choice.
Tom'a bir madalya verildi.Tom was given a medal.
Tom, Mary'ye başka bir şans veriyor.Tom is giving Mary another chance.
Ona birkaç hafta verin.Give it a couple of weeks.
Ders verir misiniz?Do you give lessons?
Bana bir saniye verir misiniz?Could you give me a second?
Bunu Tom'a veriyor musun?Are you giving this to Tom?
Bana bir seçenek veriyor musun?Are you giving me a choice?
Bize biraz mahremiyet verir misin?Would you give us some privacy?
Bunu benim için Tom'a verir misin?Would you give Tom this for me?
Neden sen bana bunun tümünü veriyorsun?Why are you giving me all this?
Onlar sana hangi ilaçları veriyorlar?What drugs are they giving you?
O bana aşırı sıkıntı veriyor.That gives me the heebie jeebies.
O bana bir fikir veriyor.That gives me an idea.
Zaman verilirse, bu sorunu çözebilmeliyiz.Given time, we should be able to solve this problem.
Halka istediklerini verin.Give the public what they want.
Sadece bana bir dakika verir misin?Can you just give me a minute?
Bizim komşular bir parti veriyorlar ve bizi davet ettiler.Our neighbors are having a party and have invited us.
Lütfen size yardım etmeme izin verin.Please let me help you.
Tom'a son bir şans daha veriyorum.I'm giving Tom one last chance.
Bana bir saniye izin verin.Pardon me one second.
Bir kere daha denememe izin verin.Let me try one more time.
Tom tüm kararları burada verir.Tom makes all the decisions here.
O çok heyecan verici olmalı.That must be very exciting.
Tom, matematik ev ödevinin kopyasını çıkarmama izin verir misin?Tom, will you let me copy your math homework?
Tom'un heyecan verici olduğunu düşünüyorum.I think Tom is exciting.
Sanırım Tom verimli.I think Tom is efficient.
Lütfen kalmama izin verin.Please let me stay.
Tüm dikkatinizi verin.Pay very close attention.
Hikayemi anlatmama izin verilecek mi?Will I be allowed to tell my story?
Bana söylemene izin verilmediği doğru mu?Is it true you're not allowed to tell me?
Söz veriyorum, nerede olduğunu hiç kimseye söylemeyeceğim.I promise I won't tell anyone where you are.
Nerede olduğunu kimseye söylemeyeceğime söz veriyorum.I promise I won't tell anyone where you are.
Tom'a söylemeyeceğine söz verirsen sana söylerim.I'll tell you if you promise not to tell Tom.
Sana bir şey söylersem, onu başka birine söylememeye söz verir misin?If I tell you something, will you promise not to tell anyone else?
Bana büyük boy bir Guinness birası verin.Give me a pint of Guinness.
Doğum günüm için bir parti veriyorum. Gelmek ister misin?I'm having a party for my birthday. Do you want to come?
Bu hikaye ilginç, eğlenceli ve hatta heyecan verici.This story is interesting, funny and even exciting.
Köpeğinizin parkta serbest dolaşmasına izin verirseniz, para cezası alırsınız.If you allow your dog to go free in the park, you will receive a fine.
O, New York'ta Fransızca dersi verir.He teaches French in New York.
Hastanede ona biraz kan verildi.At the hospital he was given some blood transfusions.
Bu müzik işten sonra dinlenmenize olanak verir.This music allows you to relax after work.
Son derece utanç vericiydi.It was extremely embarrassing.
Orada bir parti veriyorsun gibi görünüyor.It sounds like you're having a party in there.
Lütfen onun hakkında düşünmek için bana biraz daha zaman verin.Please give me a little more time to think about it.
Tom büyük bir nefes veridi.Tom let out a big sigh.
Kulüp binasında şapka giyilmesine izin verilmiyor.Hats aren't allowed to be worn inside the clubhouse.
Tom ne yaparsa yapsın her zaman yüzde yüz verir.Tom always gives 100 percent in whatever he does.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod
veri ile cümle - Sayfa 21 - veri kelimesiyle örnek cümleler | KKTC App