Ana içeriğe geç
Sözlük

veri ile cümle

veri kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
Bana üç bin dolar ödünç verir misin?Could you lend me three thousand dollars?
Orada bir parti veriyorsun gibi görünüyor.It sounds like you're having a party in there.
Evin dışına çıkmalarına izin verilirse kediler genellikle küçük hayvanları öldürürler.Cats often kill small animals if allowed outside of the house.
Daha fazla veri toplamamız gerek.We need to collect more data.
Tom büyük bir nefes veridi.Tom let out a big sigh.
İkimize de Tom adı verildi.We're both named Tom.
Bana çok iyi maaş veriyorsun.You pay me very well.
Kampüsümüzde sigara içilmesine izin verilmez.There is no smoking allowed on our campus.
Belge, Manuela'ya tüm güçleri verir.The document grants full powers to Manuela.
Belge, Manuela'ya tüm yetkileri verir.The document grants full powers to Manuela.
Muzlar enerji verirler.Bananas are energizing.
Susadım. Bana soğuk bir içecek verin.I'm thirsty. Please give me a cold drink.
Tom her zaman Mary'ye hediyeler veriyor.Tom is always giving presents to Mary.
Tom ve Mary Cuma gecesi bir parti veriyorlar.Tom and Mary are giving a party on Friday night.
Dedektiflik hikayelerini hep baştan sona okurum, çok heyecan verici!I always read detective stories from cover to cover; they're so exciting!
Tom birisi ya da bir şey tarafından gözdağı verilen insan türü değildir.Tom isn't the kind of person who is intimidated by anyone or anything.
Tom sonunda kendi bilgisayarına ücretsiz bir veritabanı uygulamasını yüklemeyi anladı.Tom eventually figured out how to install a free database application on his computer.
Tom kesinlikle onun ne yaptığını bilmediği izlenimini verir.Tom certainly gives the impression that he doesn't know what he's doing.
Bahçemde birçok ağaç meyve veriyor.In my garden many trees are bearing fruit.
Erkek torunumu görmeye gittiğimde her zaman ona bir şey veririm.When I go to see my grandson, I always give him something.
Bu öğrenim hibesi bana bölüm konseyi tarafından verildi.This study grant was given to me by the departmental council.
Papyon ona savurgan bir hava verir.The bow tie gives him an air of extravagance.
İş izin verirse, Nisan ayında sizi görmeye gitmek isterim.If work permits, I would like to go see you guys in April.
Söz veriyorum!I promise!
Bu yıl yine amatör müzisyenler tarafından birçok konser veriliyor.Again this year a lot of concerts are being given by amateur musicians.
Lütfen bana da biraz koyu kahve verin.Please give me some strong coffee as well.
O sadece sana gaz veriyor.He's only winding you up.
Son zamanlarda depremlerin sıklığı endişe verici.The frequency of earthquakes lately is worrying.
Dün geceki oyun heyecan vericiydi.Last night's game was exciting.
Ne yapacağına karar verirsin.You decide on what to do.
Eğer ona bir şans daha verilirse o elinden gelenin en iyisini yapar.If he were given another chance, he'd do his best.
Bir şans daha verilirse elinden geleni yapar.Given another chance, he'd do his best.
Ona neden bu hediyeyi veriyorsun?Why you give him this gift?
Boş zamanlarımı daha verimli kullanmam gerekiyor.I need to make better use of my free time.
Okul ne zaman Noel için çıkmaya izin verir?When does school let out for Christmas?
Annem sinemaya gitmeme izin veriyor.My mum let me go to the movies.
Buradan ayrılmanıza izin verilmiyor.You are not allowed to leave here.
Lütfen sizinle gitmeme izin verin.Please let me go with you.
Lütfen sizinle gitmeme izin veriniz.Please let me go with you.
Ustabaşıyla konuşmama izin verin.Let me speak with the foreman.
Yediye kadar dönmüş olacağım, söz veriyorum.I'll be back by seven, I promise.
Suudi kadınların ülkelerinden yalnız ayrılmalarına izin verilmiyor.Saudi women are not permitted to leave their country alone.
Güvenli biçimde nasıl kilo verilir bilmek istiyor.She wants to know how to lose weight safely.
Bana bir parça odun verir misin?Will you give me a piece of wood?
Sen küçük olduğun için girmene izin verilmez.Since you're a minor, you aren't allowed to enter.
Onu halletmeme izin verin.Let me handle it.
Bu tren istasyonunda sigara içmeye izin verilmez.No smoking is allowed at this train station.
Bilim çok heyecan vericidir.Science is very exciting.
O hem enerji verici hem de yorucu.It was both energizing and exhausting.
Bu soruya nasıl cevap verirsin?How would you answer this question?
Tüm bu verileri işlemek için zamanımız yok.We don't have time to process all this data.
Dur! Ona zarar veriyorsunuz!Stop! You're hurting her!
Kendi kararınızı verin.Make up your own mind.
O hayır kuruluşuna yaklaşık iki milyar yen bağışta bulunan birinin adı verildi.That charity is named after someone who contributed about two billion yen.
Bu çiçeği Kate'e verir misin?Will you give Kate this flower?
Yarın söz verilmiş değil.Tomorrow is not promised.
Açık kalp ameliyatı laparoskopik girişime izin veriyor.Open-heart surgery is giving way to laparoscopic intervention.
Tom benim yerimde olsa benim verdiğim aynı kararı verirdi.Tom would've made the same decision I'm making if he were in my shoes.
Aşk acı verir.Love hurts.
Bu birine mantıksal safsata verir.That gives one a horse laugh.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod