Okumak için ilginç bir şeyler veriniz.Lend me something interesting to read.
Birkaç şey bize müzik kadar çok zevk verir.Few things give us as much pleasure as music.
Müzik öfkeye ses, eğlenceye şekil verir.Music gives sound to fury, shape to joy.
Müzik bize çok zevk verir.Music affords us much pleasure.
Müzikal yetenek genellikle erken yaşlarda verimli olur.Musical talent usually blooms at an early age.
Kirlilik dünyamıza zarar veriyor.Pollution is damaging our earth.
Bana bir çakmak verir misin?Will you give me a light?
İngilizce olarak cevap verin.Answer in English.
Ya İngilizce ya da Japonca konuşmamıza izin verildi.We were allowed to speak either in English or in Japanese.
Film yapımı heyecan verici bir iştir.Movie making is an exciting job.
Sinemada sigara içmeye izin verilmez.Smoking is not permitted in the cinema.
Bana bir içki verir misin?Will you give me a drink?
Bana bir vinç verin.Give me a hoist.
Genel anlamda, Japonya'da bir garson iyi hizmet verir.Generally speaking, a waiter in Japan gives good service.
Lütfen bana bir fincan süt verin.Please give me a cup of milk.
Bana bir şans verin.Give me a shot.
Size bir içki ısmarlamama izin verin.Let me buy you a drink.
Bu, hayatımdaki en utanç verici andı.This is the most embarrassing moment of my life.
Bana bisikletini bir saatliğine ödünç verir misin?Will you lend me your bicycle for an hour?
Aşağıda açıklanacak veri şu şekilde toplanmıştır.The data to be discussed below was collected in the following way.
Sezarın hakkını Sezara verin.Give the devil his due.
Bana ya özgürlük verin ya da ölüm verin!Give me liberty or give me death.
O okulda bana eğitim verildi.I was given training in that school.
Rosie'ye saat on bire kadar yatmaması için izin verildi.Rosie was allowed to stay up till eleven o'clock.
Korkunç derecede meşgulüm çünkü raporun verilme tarihi yakındır.I am terribly busy because the report deadline is near.
Oda arkadaşıma karar verildi mi?Has my roommate been decided?
Oda arkadaşım bir parti veriyor.My roommate's having a party.
Eğer istersen sana bir tane ödünç veririm.I'll lend you one if you like.
Bana daha iyi bir fiyat verir misin?Can you give me a better price?
Zengin olsaydım, ben sana biraz para verirdim.If I had been rich, I would have given you some money.
Bir kurşun kalem istiyorsan, sana bir tane ödünç veririm.If you want a pencil, I'll lend you one.
Paraya ihtiyacınız olursa, size biraz ödünç veririm.If you need any money, I'll lend you some.
Amerikalılar Japonlardan farklı bir şekilde cevap verirdi.Americans would have responded differently from Japanese.
Bana biraz daha su verin.Give me a little more water.
Zarar verildi.The damage is done.
Şimdi gitmemize izin verir misin?Will you permit us to leave now?
Bana bir fincan daha çay verin.Give me another cup of tea.
Bir kez daha denememe izin verir misin?Will you let me try once more?
Bir kez daha denememe izin verir misiniz?Will you let me try once more?
Bana bir şans daha verin.Give me another chance.
Yakında dışarı çıkmana izin verilecektir.You will be allowed to go out soon.
Mary'ye işvereni tarafından bir zam verildi.Mary was given a raise by her employer.
Bama bir bardak süt verir misin?Will you give me a glass of milk?
Bana bir bardak daha süt verir misin?Will you give me another glass of milk?
Size Mayuko'yu tanıtmama izin verin.Allow me to introduce Mayuko to you.
Seni tekrar görmeme izin verir misin?Will you let me see you again?
Rahibe Teresa'ya Nobel ödülü verildi.Mother Teresa was given the Nobel prize.
Bana bir zımba ödünç verir misin?Will you please lend me a stapler?
Ağırladığım ailem bana sık sık öğüt verir.My host family often advises me.
Kalemini bana ödünç verir misin?Would you lend me your pen?
Bana dolma kalemini ödünç verir misin?Would you mind lending me your pen?
Bir kaleme ihtiyacınız varsa, size bir tane ödünç veririm.If you need a pen, I'll lend you one.
Hiçbir evcil hayvana izin verilmiyor.No pets allowed.
Bir evcil hayvana sahip olan hiç kimseye bu apartmanda yaşamasına izin verilmez.No one who owns a pet is allowed to live in this apartment building.
Evcil hayvanlara izin verilmediğini söylemeye gerek yok.It goes without saying that pets are not allowed.
Koyun bize yün verir.Sheep provide us with wool.
Piyano akortsuzdu; çok kötü ses veriyordu.The piano was out of tune; it sounded very bad.
Ben heyecan verici bir hikaye okudum.I read an exciting story.
Bana kesin bir cevap verin.Give me a definite answer.
Pasaportunuzu görmeme izin verir misiniz?Would you mind letting me see your passport?