Ana içeriğe geç
Sözlük

veri ile cümle

veri kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
ÖRNEK CÜMLE
4
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
" Telefon çalıyor. " "Ben cevap veririm.""The phone is ringing." "I'll get it."
Affedersiniz; yukarıdaki makalede üç hata göstermeme izin verin.Excuse me; allow me to point out three errors in the above article.
Sessizlik rıza verir.Silence gives consent.
Sana söz veriyorum.I give you my word.
Ona elini verirsen kolunu kaptırırsın.Give him an inch and he'll take a yard.
Arkadaşım verimli bir yazar olduğumu söylüyor ama aylardır herhangi bir şey yazmadım.My friends say I'm a prolific writer, but I haven't written anything for months.
Veri bir dersin ideal uzunluğunun 60 dakika yerine 30 olabileceğini öneriyor.The data suggest that the optimum length of a lecture may be 30 instead of 60 minutes.
Bayım, arabanı buraya park etmene izin verilmiyor.Sir, you are not allowed to park your car here.
O Arjantinli ve tenis dersleri veriyor.He's Argentinean and he gives tennis lessons.
Ona fazla değer veriyorsun.You overestimate him.
Sen bana her zaman sert karşılık verirsin, değil mi?You always talk back to me, don't you?
Lütfen bana kalıcı adresinizi verin.Please give me your permanent address.
Arabanı bana ödünç verir misin?Would you mind lending me your car?
Bana sözlüğünü ödünç verir misin?Will you lend me your dictionary?
Radyonu bisikletim için bana verir misin?Will you give me your radio for my bicycle?
Bir banka bize faizle ödünç para verir.A bank lends us money at interest.
Çalışırken sigara içmeye izin verilmez.Smoking on duty is not allowed.
Bir tehdit altında verilen bir söz değersizdir.A promise given under a threat is worthless.
köprü inşaatı için fiyat verilmişti.Bids were invited for building the bridge.
İnekler ihtiyacımız olan birçok şey bize verirler.Cows supply us with many things we need.
İnekler bize süt verir.Cows give us milk.
İnekler bize süt verir, ve tavuklar yumurtalar.Cows give us milk, and hens eggs.
Bir inek bize süt verir.A cow gives us milk.
Sigara içmek akciğerlerinize zarar verir.Smoking does damage your lungs.
Sigara içmek faydadan çok zarar verir.Smoking does you more harm than good.
Köpeğinizin bağırsak kurtları var. Ona vitamin verin.Your dog has worms. Give him vitamins.
İşte 1 Nisan tarihli faks mesajınıza verilen cevap.Here is our answer to your fax message dated April 1st.
İyi hissetmiyorum. Bana bir ilaç verir misiniz?I don't feel well. Could you give me some medicine?
İnce espri konuşmaya lezzet verir.Wit gives zest to conversation.
Bana bir şans verirsen onu yapabilirim.I can do it if you give me a chance.
Tehlikeler bir maceraya zevk verir.Dangers give relish to an adventure.
Bana sizin ülkenizden bazı seyahat broşürleri verir misin?Would you give me some travel brochures from your country?
Çevrenin tahribi dehşet vericidir.The destruction of the environment is appalling.
Hastaya izin verildi.The patient was allowed up.
Hastaya hemen ilaç verin.Give medicine to the patient right away.
Bana bir mola verin.Give me a break.
Bir çantaya ihtiyacım var. Bir tane ödünç verir misin?I need a bag. Will you lend me one?
Lütfen bana kentin bir haritasını verin.Please give me a map of the town.
İngilizce öğretmenimiz genellikle çok ödev verir.As a rule, our English teacher gives a lot of homework.
Bazı ilaçlar bize zarar verir.Some medicine does us harm.
Biz yabancı turistlere vergi muafiyeti ayrıcalığı veriyoruz.We give foreign tourists the privilege of tax exemption.
Ona dışarı çıkmasına izin verir misiniz?Could you let him out?
Göçmenler vadideki toprağın verimli olduğunu öğrendiler.The settlers learned that the land in the valley was fertile.
Toplantı sırasında karnım guruldamaya başladı. Bu utanç vericiydi.My stomach started growling right there in the meeting. It was embarrassing.
Biz dakikliğe değer veririz.We value punctuality.
Bize bu koyda özel balık tutma izni verildi.We were granted the privilege of fishing in this bay.
Bedenlerimiz duygularımıza cevap verir.Our bodies respond to our feelings.
İşi yapmamıza izin verin.Let us do the work.
Bagajınıza yardımcı olmama izin verin.Let me help you with your baggage.
Bir nehir havzasının genellikle verimli tarım arazileri vardır.The basin of a river usually has rich farmland.
Bir şarkı söylememize izin verin.Let us sing a song.
Bay Kato'yu sizinle tanıştırmama izin verin.Allow me to introduce Mr Kato to you.
Fiyatlar önceden haber verilmeksizin değiştirilebilir.Prices are subject to change without notice.
Karar verirken kendi motivasyonunu yansıt.Reflect on your own motives when making a decision.
Bana içecek soğuk bir şey verir misin?Will you give me something cold to drink?
Lütfen bana içecek sıcak bir şey verin.Please give me something hot to drink.
Lütfen bana yiyecek bir şey verin. Çok açım.Please give me something to eat. I am so hungry.
Bana yazmak için bir şey verin.Give me something to write with.
Bana yapacak bir şey verin.Give me something to do.
Bana içecek bir şey verir misin?Will you give me something to drink?
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod