Ana içeriğe geç
Sözlük

veri ile cümle

veri kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
Randevulara zamanında gitmeye önem veririm.I make a point of being in time for appointments.
Reçetenizi görmeme izin verin.Let me see your prescription.
Kadınların neden erkeklerle aynı haklardan yararlanmasına izin verilmiyor?Why aren't women allowed to enjoy the same civil rights as men?
Lütfen bize üç referans verin.Please give us three references.
Bana yeni bir ceket verildi.I was given a new jacket.
Yeni üretim süreci, yüksek verim elde eder.The new production process achieves a high yield.
Bebeğe büyük babasının anısına hürmeten Richard adı verildi.The baby was named Richard after his grandfather.
Erken kalkmazsan, sağlığına zarar verirsin.Unless you keep early hours, you will injure your health.
Birçok sözler verilmiş.Many promises had been made.
Güneş ışık ve ısı verir.The sun gives light and heat.
Güneş bizi ışık ve ısı verir.The sun gives us light and heat.
Güneş bize ısı ve ışık verir.The sun gives us heat and light.
Güneş bize her gün ısı ve ışık verir.The sun gives us heat and light every day.
Lütfen bana bir ağrı kesici verin.Please give me a painkiller.
Lütfen bir daha asla yalan söylemeyeceğinize dair bana söz verin.Please promise me that you will never tell a lie again.
Ona büyükbabasının adı verilmiş olmalı.He must have been named after his grandfather.
İstediği her şeyi ona verir.He gives her everything she asks for.
O, ailesine hükmeder ve bütün kararları verir.He dominates his family and makes all the decisions.
Çoğunlukla daktilosunu kullanmama izin verir.He often lets me use his typewriter.
Ona benim tarafımdan bir kitap verildi.He was given a book by me.
Eve erken gitmesi için ona izin verildi.He was granted permission to go home early.
Erken gitmesi için izin verildi.He was granted permission to leave early.
Ona zaman verin.Give him time.
O neşeli bir verici.She is a cheerful giver.
O, memleketinde toprağa verildi.She was buried in her hometown.
Hikaye gittikçe heyecan verici oldu.The story got more and more exciting.
Bay Hirayama çok iyi ders verir.Mr Hirayama teaches very well.
Arkadaşıma kupa verildiği zaman sevinçle bağırmaktan başka bir şey yapamadım.I could not but cheer when my friend was handed the trophy.
Bu kesinlikle bir yanlış anlaşılma. Bana çok fazla kredi veriyorsunuz.That's a misunderstanding, for sure. You're giving me too much credit.
Neye karar verilmesi gerektiğine karar verelim, sonra iki takıma ayıralım.Let's decide what needs to be decided, then let's split into two teams, OK?
Sana beş dolar veririm.I'll give you five dollars.
Lütfen gitmeme izin verin.Please allow me to go.
Sorularıma cevap verin.Answer my questions.
Neyin yanlış gittiğini çözmak için bana biraz zaman verin.Give me some time to figure out what went wrong.
Ofisin kaç saat eve gitmenize izin veriyor?What time does your office let you go home?
Yalnızca gerçek acı verir.Only the truth hurts.
Onu ona verin.Give it to him.
Orta ve ileri dil kursları öğretilen dilde verilir.Intermediate and advanced language courses are given in the language being learned.
Tutulmamış bir söz hiç verilmemesinden daha iyidir.Better a broken promise than none at all.
Çocuğa iki şekerleme izni verildi.The child was permitted two pieces of candy.
Herkes yeni kelimeleri göstermek için veritabanını besleyebilir.Everyone can feed the database to illustrate new vocabulary.
Şimdi üzerinizde nakit paranız var mı? Bana biraz ödünç verir misin?Do you have cash on you now? Could you lend me some?
Bana bisikletini ödünç verir misin?Would you lend me your bicycle?
Bana kalemini ödünç verir misin?Would you lend me your pencil?
Sözlüğünüzü bana ödünç verir misiniz?Would you lend your dictionary to me?
Yol kalabalık bu yüzden muhtemelen söz verilen zamanda varmayacağız.The road is crowded so we probably won't get in promised time.
Bir karar verilmeli.A decision had to be made.
Hükümet kış için onlara yemek verirdi.The government would give them food for the winter.
Gazete muhabirlerine içeri girmesine izin verilmedi.Newspaper reporters were not permitted inside.
1880 yılının seçim kampanyası heyecan verici değildi.The election campaign of 1880 was not exciting.
Sen bir kan verici olamazsın.You cannot be a blood donor.
Çin bana birçok farklı izlenimler verir.China gives me many different impressions.
Milli parklarda avlanmaya izin verilmez.Hunting is not allowed in national parks.
Birlik güç verir.Union gives strength.
İki dilli sözlüklere izin verilir.Bilingual dictionaries are allowed.
Sana on milyon dolar verilse, onu nasıl harcarsın?If you were given ten million dollars, how would you spend it?
Kampüsümüzde sigara içilmesine izin verilmez.There is no smoking allowed on our campus.
Lütfen bana bir düzine krem ponponu verin.Please give me a dozen cream puffs.
Tom bu ayın sonunda bir konser veriyor.Tom is giving a concert at the end of this month.
Tom'a yılda üç kez ikramiye verilir.Tom is given a bonus three times a year.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod