Düşük gelirli vatandaşları vergiden muaf tutmak.地主は相続税の減免を受けられる。
Bu tepkiler o dönemde "temsil yoksa vergi de yok" sloganıyla özetlendi.この見解は「代表なくして課税なし」というスローガンに表された。
Bu arada hububat ticareti ile meşgul olan dayısından haksız vergi alındığını gördü.私がわざと労働者に不当な扱いをしたことがあったか、と。
Bu orduyu finanse etmek için yeni bir kelle vergisi (Reichspfennig) konuyordu.この軍務所では、桐野の指示で、薩軍の財政を立て直すための大量の軍票(西郷札)がつくられた。
Sistova Antlaşması ile Osmanlı İmparatorluğu, Sırplara yerel vergileri toplama hakları verdi .戦後、オスマン帝国はセルビア人に現地での徴税権を与えた。
Hatta tahakkuk eden vergiler de bu isimle kaydedilmiştir.単行本もこの名で発行されている。
2012 yılında enerji sektörü reformları ve vergi reformları gerçekleştirilmiştir.2012年には消費税法改正において社会保障と少子化対策に用途が規定された。
1850'li yıllarda gerçekleşen vergi reformları, ucuz gazetlerin daha geniş bir şekilde yayılmasını sağlamıştır.1855年印花稅法的改革使得低廉的報紙能夠有更爲廣大的發行量。
Atina'nın en önemli limanı Pire'de mallardan alınan bu vergiler önceleri %1, daha sonra %2 olarak konulmuştur.在比雷埃夫斯(雅典的主要港口),這稅的稅率最初定在1%,然後加至2%。
Doğrudan vergi toplama Antik Yunanistan'da yaygınlaşmiş bir olgu değildi.在古希臘,直接稅並不是相當發達。
Bununla beraber İslâm vergi sistemi, birdenbire ve topyekûn vaz' edilip uygulama sahasına konmamıştır.時四方銀場得不償費,且為盜窟,鈞奏罷之。
Reformdan sonra fiyatlar aşırı artmış, devlet harcamaları azaltılmış ve ağır vergiler yürürlüğe konmuştur.很快出现了物价飞涨的现象,政府支出锐减而税收沉重。
Haziran 1121'de Tiflis kuşatıldı ve zengin Müslümanlar ağır vergi ödemeye mecbur edildi.至1121年6月,大卫已经率军开始围攻第比利斯,迫使其内的高层穆斯林付出一份厚重的贡品。
Safi yurt içi hasıladan dolaylı vergiler çıkıp sübvansiyonlar eklendiği zaman yurt içi gelir elde edilir.在徵收稅金的時候一絲不苟,觸怒到宮中的高官,才被誣陷下獄。
Hepsi vergi veriyor.它們都是費米子。
Kızı Mary'nin yardımıyla 1972'de, varlığını veraset vergisinden korumak için Henry Moore Fonunu kurdu.在他女儿玛丽的帮助下,1972年他建立了亨利摩尔信托基金,以免他的财产受到遗产税的影响。
Karşı olanlara göre bu yüksek gelirlilerde ki vergi yükünü azaltıp, orta sınıftaki vergi yükünü artıracaktır.反对者认为这将因此降低美国高收入者的税收负担并将负担转移到美国中产阶级身上。
Federal Vergi Mahkemesi (Bundesfinanzhof) Almanya'daki en yüksek mercili beş mahkemeden biridir.德國聯邦最高社會法院(德文:Bundessozialgericht)為德國五個聯邦終審法院其中一者。
Hal böyle iken halktan alınan vergilerin onları tamamen ezdiği de iletilir.經檢方查獲後,眾人坦承犯行;經檢方裁定補足稅款及繳交罰鍰後,以緩起訴處分。
67 ya da 68 başlarında, Roma İmparatoru Nero'nun vergi politikalarına karşı ayaklanmıştır.67-68年间,他起兵反抗罗马皇帝尼禄。
Muamele vergisi, gelirin harcanması sırasında alınan vergidir.入境時需支付互惠費。
Vergilerini verdikten sonra helotların durumu oldukça iyidir.在移除膽囊後的情形多半良好。
Kurumlar vergisi (KV), kurum kazançları üzerinden alınan vergidir.崔寧到蜀,厚斂財貨,將吏之妻妾多為崔寧所污逼。
Müslümanlara cizye (her özgür yetişkin gayrımüslüm erkekten alınan vergi) ödemek zorundaydılar.另外,古蘭經又准許穆斯林根據遺囑分配遺產。
Bunu yapmak için yüksek vergiler konması gerekebilir.可能會徵收費用以維持其運作。
Vergiden kaçınma gibi çeşitli anlaşmalar da imzalandı.许多国家都相互签署了税务条约以避免双重征税。
Damga Vergisi Kanunu關稅 反傾銷稅
Avrupa Birliği üye ülkeleri arasında henüz ortak bir vergi politikası yoktur.邦聯各成員國人民沒有共同的國籍。
(Lüks Araç Vergisi).)的同名列車。
Eski İngiltere Vergi Dairesi binası şimdi bir otel.原太古洋行仓库现为酒店。
Vergileri kaldırdı, tefeciliği ve borç vermeyi yasakladı.訂立新制度,嚴禁奢華,例行儉約。
Bu fonlar içerisinde vergi gelirlerinin oranı yüksektir.这些客户均拥有高于平均水平的收入。
2005 ve 2008 yılları arasında %26 olan kişisel gelir vergisi birkaç adımda %21’e düşürüldü.2005年至2008年期間,個人所得稅稅率由26%逐步下降至21%,1990年代後半時期該國的人均外國投資高於其他中歐和東歐國家。
10 talant altın ve 1000 talant gümüş vergi alıp onları Asur'a getirdim.士紳許志遠發心,獻銀貳百元,補成一千元,建成大廟。
Sancak beylerine ait vergiler bunlar tarafından toplanırdı.由各公主掌管徵收這些稅收。
Vergiden hariç bir yöntem de hanelerin sayılması idi.그밖에 오위나 오위 예하대에 소속되지 않는 부대로 충익위(忠翊衛)가 있었다.
Kurumlar vergisi (KV), kurum kazançları üzerinden alınan vergidir.선불교(禪佛敎) 남종선(南宗禪)의 기본 사상인 돈오(頓悟)가 그대로 남종화(南宗畵)의 정신이다.
Savaş vergileri gündeme geldi.전쟁배상금도 막대했다.
Toplam gelirlerine göre vergi oranları %22.5'tir.비율은 대체로 수입의 2.5%이다.
Bu durumda vergi ödemeyi kabul etmiştir.이에 따라 세금을 면제받고 있다.
Bu sayımdan sonra vergiler toplandı.이후 문제가 된 세금차액은 이후 전액 납부하였다.
Muhammed, elde edilen ürünlerin yarısını vergi olarak vermeleri koşulu ile Yahudilere topraklarını iade etti.유대인들이 항복했을 때 그는 1년 생산량의 절반을 바친다는 조건으로 유대인의 거주를 허락했다.
(Lüks Araç Vergisi).(제물포 해전).
Vergileri kaldırdı, tefeciliği ve borç vermeyi yasakladı.또 자신도 사치를 금지하고 검약에 노력해 궁녀 수를 줄이고 공물을 받지 않았다.
Hatta tahakkuk eden vergiler de bu isimle kaydedilmiştir.이 칭호는, 당시 주조된 화폐에도 새겨져 있다.
Bir süre gümrük ve vergi memuru olarak çalıştı.한동안 그는 정육점과 양철공으로 일했다.
Yüksek vergi koyuldu çünkü Mısırlılar köle ticaretini bitirmeye çalıştı.노예 노동에 대한 보복으로, 흑인들은 프랑스 사람들을 학살했다.
Vergi mükellefiyeti, vergi mükellefi olma durumunu ifade eder.과세표준(課稅標準)은 세금을 부과하는 데 기준이 되는 것이다.
Bu arada halk ağır vergilerden şikayetçiydi.당시 대중들에게 격렬한 항의를 받았다.
2012 yılında vergi rekortmeni olmuştur.2012년에 보물에서 국보로 승격 지정되었다.
Gereksinimin esneklik özelliği sabit oranda vergilemeye oranla onu daha cazip kılmaktadır.게다가 얼마나 그 요청에 응했는지(얼마나 열심히 자신의 생활 방식을 바꾸었는지)에 따라서도 더욱 상당한 차이가 있었다.
Vergi ödemez, Üniversite'ye sınavsız girerler.본인이 돈을 안내고 세금으로 학교에 다닌다.
Tudunlar vergi toplarlardı ve gümrükten sorumluydular.이 부족들은 치안을 확보하고 세금을 징수하는 역할을 맡았다.
Vergi açısından da kurumlar vergisine değil, gelir vergisine tabidir.산업재해발생시 손해전체를 보상하는 것이 아니라 평균임금을 기초로 보상한다.
Yaklaşık üç yüz yıl boyunca komşuları onlara vergi ödemek zorunda kaldılar.십자군이 물러난 뒤에도 300년 동안 그것들은 그곳에 보관되어 있었다.
Vergi Memuru: Kralın vergi memuru.Bastır Viking sık sık onunla sorun yaşar청주(靑州)를 차지한 원담은 왕수(王脩)를 치중종사(治中從事)에 임명하였는데, 유헌은 자주 원담에게 왕수를 헐뜯었다.
Buna göre: 1. Kral halkın onayını almadan vergi toplayamayacaktı.국왕은 의회의 동의없이 세금을 징수할 수 없다.
Vergi sisteminde bir denge vardı.성내에는 수산산 봉수가 있었다.
Damga Vergisi Kanunu종류채권 생산고계약
Vergi avantajları sebebiyle kentin nüfusu büyüme eğilimi göstermektedir.세금이 인상되자 주민들의 불만은 가속화되었다.