Ana içeriğe geç
Sözlük

vergi ile cümle

vergi kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Kamu hizmetleri, merkez veya yerel idareler tarafından sürdürülmekte ve vergiler ile finanse edilmektedir.Csehország adórendszere központi és helyi adókat foglal magába.
1627 yılında zoraki vergileri ödemeyi reddettiği için kısa süreli olarak hapse atılır.1927-ben a diktátorellenes nyilatkozat aláírása miatt rövid időre börtönbe került.
Vergi, ölçü, medya ve ulaşım sistemleri de birbiriyle uyumlu hale getirilmiştir.Az adó-, a mérték-, a hírközlési-, és közlekedési rendszert szintén összehangolták.
1850'li yıllarda gerçekleşen vergi reformları, ucuz gazetlerin daha geniş bir şekilde yayılmasını sağlamıştır.1850-luvun verouudistukset mahdollistivat halpojen ja laajalevikkisempien sanomalehtien julkaisun.
"İsa oradan geçerken, vergi toplama yerinde oturan birini gördü.Jeesus saapui paikalle ja huomasi puussa istuvan Sakkeuksen.
Matsukata, 1873-1881 yılları arasında Toprak Vergisi Reformu üzerinde çalışmıştır.Matsukata muutti Tokioon 1871 ja ryhtyi työstämään vuosien 1873–1881 maaverotusuudistuksen lakeja.
Cizye, İslam ülkelerinde Müslüman olmayanlardan alınan bir vergi türüdür.Jizya on ei-muslimien muslimeille maksama ylimääräinen vero.
Vergi düzenini açıklayan en eski Osmanlı belgeleri on beşinci yüzyıldadır.Vanhimmat verokirjamerkinnät Ohtakarista ovat 1500-luvulta.
Gerekli vergileri vermişmi?He saivat peruspalkkaa.
İngilizler kolonilerden vergi alıyordu.Englanti kiristi siirtokuntien verotusta.
Bu sayımdan sonra vergiler toplandı.Verolakeja uusittiin tämän jälkeen.
Diocletianus'un sisteminde vergiler modern standartlara göre düşüktü.Diocletianuksen uudessa järjestelmässä verotettava omaisuus laskettiin kahden uuden yksikön mukaan.
Vergilius yapıtını MÖ 1. Yüzyılda yazmıştır.Luultavasti Curtius kirjoitti ensimmäisen vuosisadan aikana.
1932 - Al Capone, vergi kaçırma suçundan Atlanta'da hapse girdi.Vuonna 1932 Capone lähetettiin Atlantan vankilaan.
Vergi mükellefiyeti için kanuni ehliyet şart değildir.Asumisoikeusmaksusta ei tarvitse suorittaa varainsiirtoveroa.
Vergi affı Vergiden kaçınma Vergi uyumsuzluğuVerosuunnittelu Veronkierto
Vergi toplama yetkileri de bulunur.Myös keräily on verottanut kantaa.
Polis tarafından suçüstü yapılan Tony Montana para aklama ve vergi kaçakçılığı suçlamalarından tutuklanır.Lopulta Tony pidätetään rahanpesusta ja veropetoksista.
Halktan vergi toplanması aksadı ve Fatimilere gönderilen vergi küçüldü.Luterilaisuuteen kääntyneille luvattiin rahaa ja veronalennuksia.
Doğu Roma halen Hunlara vergi ödüyordu.Kaupunki joutui maksamaan veroa Roomaan.
Vergiyi kişiler öder.Vain tyhmät maksavat jälleenmyynnistä.
Olağan dışı bir vergi yükümlülüğü olarak sayılan bu vergi avârız gelirleri içerisine girmiştir.Vanhojen verolukujen sijaan tuli siten yksi ainoa veroluku.
Devlete verilen vergiler kesilerek işçiye "net asgari maaş" ödenir.Työn verotus pienentää nettopalkkaa.
Akaryakıt vergileri yüzde 10’dan yüzde 25’e çıktı.Mietojen alkoholijuomien vero olisi noussut 15 % ja muiden 10 %.
İngiltere o zamanlar diğer Avrupa devletlerine kıyasla en düşük devlet vergi toplanan bir devlet idi.Englanti oli myös varakas muihin Euroopan maihin verrattuna.
Genel olarak satış vergisi %5'tir.Yritysvero on 0 %.
Vergi açısından da kurumlar vergisine değil, gelir vergisine tabidir.Niistä ei suoriteta arvonlisäveroa vaan vakuutusmaksuveroa.
Vergi gelirleri belirlenirken, vergiye tabi tahıllardan da bahsedilmektedir.Tuloveron yhteydessä veronkohde ja veronlähde merkitsevät samaa asiaa.
Örfi bir vergidir.Etuus olisi verollinen.
Doğrudan vergiler göz önünde tutuluyordu.Verot pidettiin kohtuullisina.
Bu vergilendirme bütün yurttaşların olanaklarına göre eşit ölçüde bölünmelidir.Se täytyy jakaa tasavertaisesti kaikkien kansalaisten kesken suhteessa heidän varoihinsa.
Eğer bazı köylüler miri terkederlerse, kalanlar daha yüksek vergi ödemek zorunda kalırdı.Mutta jos kyläläiset häviäisivät, heidän pitäisi maksaa verot kolminkertaisina.
Vergi dairesi ve maliye işlerinde(e-beyanname vb.)Laskutusvaatimukset arvonlisäverotuksessa (Verohallinto)
Vergi veremeyen insanlar borç almak zorunda kaldı.Sen mukaan ihmisten, jotka eivät maksaneet veroja, oli oltava jonkun veroamaksavan palveluksessa.
Önceleri ordu soyluların kumandasında olup toplanan vergilerle kurulurdu.Ruhtinas ylläpiti soturijoukkojaan keräämillään veroilla.
Bunun karşılığında yerlilerden vergi alma hakkını kazanmıştır.Vastapalvelukseksi valtio takasi verohelpotuksia.
81 vergi nüfusu mevcuttur o dönemde.Taajamien ulkopuolella asui tuolloin 81 asukasta.
Hatta tahakkuk eden vergiler de bu isimle kaydedilmiştir.Myöhemmät painokset julkaistiin kuitenkin nimen kanssa.
Bu dönemde vergi siteminde değişiklik olmadı.Verouudistuksesta ei tullut mitään.
Wyoming Eyaleti satışlardan %4 vergi almaktadır.New Jerseyn myyntivero on 6 prosenttia.
Diğer vergiler Özel Tüketim Vergisi (ÖTV), Motorlu Taşıtlar Vergisi ve birçok başka vergi ve kesintilerdir.Näitä veroja ovat arvonlisävero, valmisteverot sekä lukuisat välilliset verot.
Gelir arttıkça vergi miktarı da artar.Samoin käy jos lainan korko nousee.
Bu isyanının temeli vergi olmuştur.Kapina sai muodollisesti alkunsa verotuksesta.
Eyalette vergi oranları oldukça düşüktür.Verotuskin oli Kainuussa melko kevyttä.
Bunlar; emlak vergisi, gelir vergisi ve tüketim vergisidir.Välillisiä veroja ovat mm. arvonlisävero ja valmisteverot.
Kelle vergisi, tüm bireylerin eşit mükellef olduğu vergi türü.Tasasummavero on kysymyksessä, kun kaikki verovelvolliset maksavat yhtä suuren summan.
Yar Alinin halktan çok ağır vergiler alması bölgede memnuniyetsizlik yaratmıştır.Vaikeinta maakunnan asukkaiden oli vaikea hyväksyä voimakkaasti kohonneita raskaita veroja.
Bu zamanda bac, yalnız satıcıdan alınan bir vergiydi.Se oli Pinkin siihen aikaan myydyin kappale.
Roma ve İtalya yurttaşları eyaletler gibi doğrudan değil dolaylı vergiler ödüyorlardı.Οι πολίτες της Ρώμης και της Ιταλίας πλήρωναν έμμεσους φόρους, ενώ οι επαρχίες πλήρωναν άμεσους.
Halk ağır vergilerle ezilmiştir.Ο λαός αναστέναζε κάτω από τη βαριά φορολογία.
2005 ve 2008 yılları arasında %26 olan kişisel gelir vergisi birkaç adımda %21’e düşürüldü.Μεταξύ των ετών 2005 ως 2008, το ποσοστό φορολογητέου εισοδήματος μειώθηκε από το 26% στο 21%.
Cumhuriyetin sabit bir bürokrasisi yoktu ve vergiler tımar sistemiyle toplanırdı.Η Δημοκρατία δεν είχε κάποιο οργανωμένο γραφειοκρατικό σύστημα, ενώ η συλλογή φόρων ανατίθετο σε ιδιώτες.
Personel ayrıca şirket yerleşimine ilişkin vergi ve hukuk konularında da yardımcı olmaktadır.Η συνθήκη επίσης βοηθάει στην περαιτέρω συνεργασία των κρατών μελών σε θέματα δικαστικά και αστυνομικά.
Sermaye dahil tüm gelirler, aşamalı gelir vergisi yoluyla vergilendirilmelidir.Υποστηρίζει την κοινωνική πρόνοια που θα καλύπτεται μέσω της προοδευτικής φορολόγησης.
Bu tepkiler o dönemde "temsil yoksa vergi de yok" sloganıyla özetlendi.Η δυσαρέσκεια αυτή εκφραζόταν με το σύνθημα «Όχι φορολόγηση χωρίς εκπροσώπηση».
Çoğu öğe için katma değer vergisi %24'tür.Για όλα τα αγαθά που δεν ανήκουν σε καμία ειδική κατηγορία, ο ΦΠΑ είναι 24%.
Eski İngiltere Vergi Dairesi binası şimdi bir otel.Σήμερα ακόμη δεσπόζει του λιμένος το κτίριο του παλαιού Βρετανικού Διοικητηρίου της διώρυγας.
Yüksek öğrenim dahil olmak üzere devlet tarafından sağlanan eğitim vergilerle ödenir.Η κρατική σχολική φοίτηση, συμπεριλαμβανομένης της τριτοβάθμιας εκπαίδευσης, καταβάλλεται από τους φόρους.
Wyoming Eyaleti satışlardan %4 vergi almaktadır.Ο γενικός φόρος της πολιτείας επί των πωλήσεων είναι 4%.
Verginin tarhı Vergi Usul Kanunun 20. maddesinde tanımlanmıştır.Η έννοια της δικαστικής προστασίας του άρθρου 20 Συντ.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod