- Oraya yalnız gitmene izin veremem.Ku rasa aku tak boleh membiarkanmu pergi sendiri.
- Oraya yalnız gitmene izin veremem.Minä suostun. -En voi päästää sinua yksin.
- Oraya yalnız gitmene izin veremem.Não vou deixar-te ir sozinho.
- Oraya yalnız gitmene izin veremem.- Nem engedlek el egyedül. - Benne vagyok.
- Oraya yalnız gitmene izin veremem.-Nemůžu tě tam pustit samotného.
- Oraya yalnız gitmene izin veremem.Nie mogę cię puścić samego. Lecę.
- Oraya yalnız gitmene izin veremem.No te puedo dejar ir solo. Yo voy contigo.
- Oraya yalnız gitmene izin veremem.- Nu te pot lăsa să mergi singur acolo.
- Oraya yalnız gitmene izin veremem. - Seninleyim.- Ich laß dich nicht allein.
- Oraya yalnız gitmene izin veremem. - Seninleyim.- Non posso farvi andare da soli.
- Oraya yalnız gitmene izin veremem. - Seninleyim..יש פה כמה דברים
- Oraya yalnız gitmene izin veremem. - Seninleyim.أعتقد أنى لن أتركك تذهب بمفردك أنا معك
- Oraya yalnız gitmene izin veremem.Δεν σας αφήνω να πάτε μόνοι.
- Oraya yalnız gitmene izin veremem.Не мога да те пусна сам.
- Oraya yalnız gitmene izin veremem.Не мога да те пусна сам. - С теб съм.
Örneğin; Ashanti geleneğinde... ...başkan, ihtiyarlar meclisinin oybirliği olmadan... ...karar veremez.예를 들어 아샨티의 전통에서 족장은 원로 의회의 동의 없이는 어떠한 결정도 내릴 수 없습니다.
Örneğin; Ashanti geleneğinde... ...başkan, ihtiyarlar meclisinin oybirliği olmadan... ...karar veremez.Például az Ashanti hagyományvilágban a törzsfőnök nem is hozhat döntést a Vének Tanácsának egyetértése nélkül.
Örneğin; Ashanti geleneğinde... ...başkan, ihtiyarlar meclisinin oybirliği olmadan... ...karar veremez.В традицията на Ашанти, например, главатаря не може да вземе решение без съгласието на съвета на старейшините.
Örneğin; Ashanti geleneğinde... ...başkan, ihtiyarlar meclisinin oybirliği olmadan... ...karar veremez.По традиции ашанти, например, руководитель не может принять решение без согласия совета старейшин.
Örneğin; Ashanti geleneğinde... ...başkan, ihtiyarlar meclisinin oybirliği olmadan... ...karar veremez.בתרבות האשנטית, למשל, ראש השבט אינו יכול לקבל שום החלטה מבלי לקבל את הסכמתה של מועצת זקני השבט.
Örneğin; Ashanti geleneğinde... ...başkan, ihtiyarlar meclisinin oybirliği olmadan... ...karar veremez.في تقليد الاشانتي ، على سبيل المثال ، ليس بإمكان الزعيم اتخاذ أي قرار دون موافقة مجلس الشيوخ.
Örneğin; Ashanti geleneğinde... ...başkan, ihtiyarlar meclisinin oybirliği olmadan... ...karar veremez.首長が何かを決める際には 必ず長老の協議会の同意が必要です 首長は協議会なしでは いかなる法律も制定できません
O seviyeye inmenize izin veremem!Du får inte sjunka till den nivån.
O seviyeye inmenize izin veremem!Du må ikke synke ned på det niveau.
O seviyeye inmenize izin veremem!En anna sinun vajota niin alas.
O seviyeye inmenize izin veremem!Não posso permitir que desça a esse nível!
O seviyeye inmenize izin veremem!Nie mogę pozwolić, by się pan do tego zniżył.
O seviyeye inmenize izin veremem!Non posso permetterle di abbassarsi a quel livello!
O seviyeye inmenize izin veremem!¡No puedo permitir que caiga tan bajo!
O seviyeye inmenize izin veremem!Δεν θα σε αφήσω να πέσεις τόσο χαμηλά!
O seviyeye inmenize izin veremem!Я не могу дать вам опуститься до этого уровня!
O şeylerden birinin bile şehre girmesine izin veremeyiz!Ikke en eneste må komme ud i byen.
O şeylerden birinin bile şehre girmesine izin veremeyiz!Inte en enda får komma ut i staden.
O şeylerden birinin bile şehre girmesine izin veremeyiz!Não podemos permitir aquelas coisas à solta pela cidade!
O şeylerden birinin bile şehre girmesine izin veremeyiz!Non dobbiamo permettere che neppure uno di loro esca in città!
O şeylerden birinin bile şehre girmesine izin veremeyiz!¡No podemos permitir que entre ni uno en la ciudad!
O şeylerden birinin bile şehre girmesine izin veremeyiz!Yksikään niistä ei saa päästä kaupunkiin.
O şeylerden birinin bile şehre girmesine izin veremeyiz!Żaden nie może wydostać się do miasta.
O şeylerden birinin bile şehre girmesine izin veremeyiz!Δεν πρέπει να βγει ούτε ένα από αυτά στην πόλη!
O şeylerden birinin bile şehre girmesine izin veremeyiz!Нельзя впустить в город ни одно из этих существ!
Oyun ipucu veremiyor.המשחק לא מסוגל לתת רמזים.
Oyun ipucu veremiyor.لا تستطيع هذه اللّعبة إعطاء تلميح.
Pek anlam veremiyorum ve anlıyormuş gibi de yapmayacağım.Ich verstehe es nicht. Ich tu auch nicht so.
Pek anlam veremiyorum ve anlıyormuş gibi de yapmayacağım.Ik begrijp dit niet. Ik doe niet alsof ik het begrijp.
Pek anlam veremiyorum ve anlıyormuş gibi de yapmayacağım.Io non lo capisco. E nemmeno fingo di capirlo.
Pek anlam veremiyorum ve anlıyormuş gibi de yapmayacağım.Je ne le comprends pas. Je ne prétends pas le comprendre.
Pek anlam veremiyorum ve anlıyormuş gibi de yapmayacağım.저는 이걸 이해할 수 없고, 이해하는 척 하지도 않습니다.
Pek anlam veremiyorum ve anlıyormuş gibi de yapmayacağım.Não compreendo. Não finjo que compreendo.
Pek anlam veremiyorum ve anlıyormuş gibi de yapmayacağım.Nečekali byste to.
Pek anlam veremiyorum ve anlıyormuş gibi de yapmayacağım.Nerozumiem tomu, ani to nepredstieram.
Pek anlam veremiyorum ve anlıyormuş gibi de yapmayacağım.Nu te-ai aştepta la asta. Nu înţeleg.
Pek anlam veremiyorum ve anlıyormuş gibi de yapmayacağım.Tôi không hiểu. Tôi không lgiả vờ hiểu rõ về điều này.
Pek anlam veremiyorum ve anlıyormuş gibi de yapmayacağım.Yo no lo entiendo, ni pretendo entenderlo.
Pek anlam veremiyorum ve anlıyormuş gibi de yapmayacağım.Δεν βγάζει νόημα, και δεν θα κάνω ότι το καταλαβαίνω.
Pek anlam veremiyorum ve anlıyormuş gibi de yapmayacağım.Для меня это загадка — не буду притворяться понимающим.
Pek anlam veremiyorum ve anlıyormuş gibi de yapmayacağım.אני לא מבין זאת. ואיני מתיימר להבין זאת.
Pek anlam veremiyorum ve anlıyormuş gibi de yapmayacağım.انا لا أفهم هذا "ولا اتظاهر بفهمه
Pek anlam veremiyorum ve anlıyormuş gibi de yapmayacağım.遺伝学者にも理解できないかもしれませんが
Pine Ridge'deki verem oranı ABD ortalamasının aşağı yukarı sekiz katı.A taxa da tuberculose em Pine Ridge é mais elevada, em cerca de oito vezes. do que a média dos EUA.
Pine Ridge'deki verem oranı ABD ortalamasının aşağı yukarı sekiz katı.Die Tuberkuloserate in Pine Ridge ist ungefähr acht mal so hoch wie der amerikanische Durchschnitt.