Onları gördün. Böyle bitmesine izin veremem.Не може да се разделим така.
‹‹Onlar yıldı, yanıt veremiyorlar artık, Söyleyecek şeyleri kalmadı.Ach! sie sind verzagt, können nicht mehr antworten; sie können nicht mehr reden.
‹‹Onlar yıldı, yanıt veremiyorlar artık, Söyleyecek şeyleri kalmadı.Ayub, mereka bingung dan tak dapat memberi jawaban; tak ada yang dapat mereka katakan
‹‹Onlar yıldı, yanıt veremiyorlar artık, Söyleyecek şeyleri kalmadı.Bojí se, neodpovídají více, zavrhli od sebe slova.
‹‹Onlar yıldı, yanıt veremiyorlar artık, Söyleyecek şeyleri kalmadı.De blev bange, svarer ej mer, for dem slap Ordene op.
‹‹Onlar yıldı, yanıt veremiyorlar artık, Söyleyecek şeyleri kalmadı.De er forferdet og svarer ikke mere; ordene er blitt borte for dem.
‹‹Onlar yıldı, yanıt veremiyorlar artık, Söyleyecek şeyleri kalmadı.Ei se tem, nu mai răspund! Li s'a tăiat cuvîntul!
‹‹Onlar yıldı, yanıt veremiyorlar artık, Söyleyecek şeyleri kalmadı.Estão pasmados, não respondem mais; faltam-lhes as palavras.
‹‹Onlar yıldı, yanıt veremiyorlar artık, Söyleyecek şeyleri kalmadı.He ovat kauhistuneet, eivät enää vastaa; sanat puuttuvat heiltä.
‹‹Onlar yıldı, yanıt veremiyorlar artık, Söyleyecek şeyleri kalmadı.Họ sửng sốt không đáp chi nữa; Ðã cạn lời hết tiếng rồi.
‹‹Onlar yıldı, yanıt veremiyorlar artık, Söyleyecek şeyleri kalmadı.Họ sửng_sốt không đáp chi nữa ; Ðã cạn_lời hết tiếng rồi .
‹‹Onlar yıldı, yanıt veremiyorlar artık, Söyleyecek şeyleri kalmadı.Ils ont peur, ils ne répondent plus! Ils ont la parole coupée!
‹‹Onlar yıldı, yanıt veremiyorlar artık, Söyleyecek şeyleri kalmadı.그들이 놀라서 다시 대답하지 못하니 할 말이 없음이로구나
‹‹Onlar yıldı, yanıt veremiyorlar artık, Söyleyecek şeyleri kalmadı.Megzavarodának és nem feleltek többé; kifogyott belõlök a szó.
‹‹Onlar yıldı, yanıt veremiyorlar artık, Söyleyecek şeyleri kalmadı.Osupnili so, ne odgovarjajo več, pošle so jim besede.
‹‹Onlar yıldı, yanıt veremiyorlar artık, Söyleyecek şeyleri kalmadı.Polękali się, nie odpowiadają dalej; niedostaje im słów.
‹‹Onlar yıldı, yanıt veremiyorlar artık, Söyleyecek şeyleri kalmadı.Se desconcertaron; no volvieron a responder; se les fueron los razonamientos
‹‹Onlar yıldı, yanıt veremiyorlar artık, Söyleyecek şeyleri kalmadı.Se, nu stå de bestörta och svara ej mer, målet i munnen hava de mist.
‹‹Onlar yıldı, yanıt veremiyorlar artık, Söyleyecek şeyleri kalmadı.Sono vinti, non rispondono più, mancano loro le parole
‹‹Onlar yıldı, yanıt veremiyorlar artık, Söyleyecek şeyleri kalmadı.U zit daar volkomen perplex en weet geen antwoord meer.
‹‹Onlar yıldı, yanıt veremiyorlar artık, Söyleyecek şeyleri kalmadı.Zľakli sa; neodpovedajú viacej; pošly im slová.
‹‹Onlar yıldı, yanıt veremiyorlar artık, Söyleyecek şeyleri kalmadı.Εκεινοι ετρομαξαν, δεν απεκριθησαν πλεον εχασαν τους λογους αυτων.
‹‹Onlar yıldı, yanıt veremiyorlar artık, Söyleyecek şeyleri kalmadı.Испугались, не отвечают более; перестали говорить.
‹‹Onlar yıldı, yanıt veremiyorlar artık, Söyleyecek şeyleri kalmadı.Те се смайват, не отговарят вече, Не намират ни дума да кажат.
‹‹Onlar yıldı, yanıt veremiyorlar artık, Söyleyecek şeyleri kalmadı.חתו לא ענו עוד העתיקו מהם מלים׃
‹‹Onlar yıldı, yanıt veremiyorlar artık, Söyleyecek şeyleri kalmadı.تحيروا. لم يجيبوا بعد. انتزع عنهم الكلام.
‹‹Onlar yıldı, yanıt veremiyorlar artık, Söyleyecek şeyleri kalmadı.他 們 驚 奇 不 再 回 答 、 一 言 不 發
‹‹Onlar yıldı, yanıt veremiyorlar artık, Söyleyecek şeyleri kalmadı.他 們驚奇 不 再 回答 、 一言不發
Onu kimse size veremez.A esperança é algo que ninguém nos pode dar.
Onu kimse size veremez.A remény valami amit senki nem adhat neked.
Onu kimse size veremez.Harapan adalah sesuatu yang tidak dapat diberikan siapa pun kepada Anda.
Onu kimse size veremez.Hoffnung ist etwas, das dir niemand sonst geben kann.
Onu kimse size veremez.Hoop is iets dat niemand je kan geven.
Onu kimse size veremez.Hy vọng là một thứ mà không ai có thể cho bạn được.
Onu kimse size veremez.희망이란 그 누구도 당신에게 줄 수 있는 것이 아닙니다.
Onu kimse size veremez.La esperanza es algo que nadie puede darte.
Onu kimse size veremez.La speranza è qualcosa che nessuno può darti.
Onu kimse size veremez.L'espoir est quelque chose que personne ne peut vous donner.
Onu kimse size veremez.Naděje je něco, co vám nemůže nikdo dát.
Onu kimse size veremez.Nádej je niečo, čo ti nikto nedá.
Onu kimse size veremez.Speranţa nu ţi-o poate da nimeni.
Onu kimse size veremez.To coś, czego nikt nie może ci dać.
Onu kimse size veremez.Η ελπίδα είναι κάτι... που κανείς δεν μπορεί να σου δώσει.
Onu kimse size veremez.Надежда — это что-то, что никто не может тебе дать.
Onu kimse size veremez.Надія - це щось, що ніхто не може дати тобі.
Onu kimse size veremez.שאף אחד לא יכול לתת לך.
Onu kimse size veremez.لا يستطيع أحد أن يعطيك إياه
Onu kimse size veremez.希望を持つことを 選ばなければなりません
Onu kimse size veremez.「希望」係其他人無法畀你嘅
Onun böyle gitmesine izin veremeyiz.Nem hagyhatjuk, hogy így menjen el.
Onun böyle gitmesine izin veremeyiz.Nous ne pouvons pas la laisser partir ainsi.
Onun böyle gitmesine izin veremeyiz.Δεν πρέπει να την αφήσεις να φύγει.
Onun böyle gitmesine izin veremeyiz.لا تدعيها تذهب
Onunla ne alıp veremediğin var?Ce este vă închide-up cu ea?
- Oraya yalnız gitmene izin veremem.-Đâu thể để anh đi 1 mình.
- Oraya yalnız gitmene izin veremem.Grem. Ne morem te pustiti samega.
- Oraya yalnız gitmene izin veremem.Jag är med. - Du kan inte åka ensam.
- Oraya yalnız gitmene izin veremem.Je gaat niet alleen. Ik kom.
- Oraya yalnız gitmene izin veremem.Jeg er med. - Det nytter ikke, du er alene.
- Oraya yalnız gitmene izin veremem.- Je peux pas te laisser seul.