Kuzey Kore'yi nasıl terk etme konusundaki detaylara anlam veremezdim.とにかく何年も飢饉が続いた時期に
Lütfen teyze, ona hediyelerimizi şimdi veremez miyiz? - Hediyeniz nerede?-Lugna dig tills efter maten.
Lütfen teyze, ona hediyelerimizi şimdi veremez miyiz? - Hediyeniz nerede?Por favor tía, ¿podemos darle nuestros regalos? - ¿Dónde está tu regalo?
Lütfen teyze, ona hediyelerimizi şimdi veremez miyiz? - Hediyeniz nerede?Täti kiltti, saammeko antaa lahjat nyt?
Lütfen teyze, ona hediyelerimizi şimdi veremez miyiz?Te rog, mãtuºã, putem sã-i dãm acum cadourile?
Lütfen teyze, ona hediyelerimizi şimdi veremez miyiz?Wir sollen ihm jetzt die Geschenke geben!
Lütfen teyze, ona hediyelerimizi şimdi veremez miyiz?Wir sollen ihm jetzt die Geschenke geben!
Maud Gonne, Ona istediğini düşündüğü şeyleri veremediği için, sızlanıyormuş.lamentando o facto de não lhe poder dar o que pensava que ela queria dele.
Maud Gonne, Ona istediğini düşündüğü şeyleri veremediği için, sızlanıyormuş.Maud Gonne, a básní oplakává skutečnost, že jí nemůže dát to, co myslel, že od něj chce.
Maud Gonne, Ona istediğini düşündüğü şeyleri veremediği için, sızlanıyormuş.Maud Gonne, dispiacendosi del fatto che non era in grado di darle quello che avrebbe voluto.
Maud Gonne, Ona istediğini düşündüğü şeyleri veremediği için, sızlanıyormuş.Maud Gonne, et il se lamentait de ne pas pouvoir lui donner ce qu'il pensait qu'elle attendait de lui
Maud Gonne, Ona istediğini düşündüğü şeyleri veremediği için, sızlanıyormuş.Maud Gonne-hoz, és azon búsong, hogy nem tudja neki megadni azt, amire szerinte a nő vágyik,
Maud Gonne, Ona istediğini düşündüğü şeyleri veremediği için, sızlanıyormuş.Maud Gonne, in objokoval je dejstvo, da ji ni mogel v resnici nuditi, kar je mislil, da želi od njega.
Maud Gonne, Ona istediğini düşündüğü şeyleri veremediği için, sızlanıyormuş.Maud Gonne, och han klagade om att han inte riktigt kunde ge henne det han trodde hon ville ha från honom.
Maud Gonne, Ona istediğini düşündüğü şeyleri veremediği için, sızlanıyormuş.Maud Gonne, oplakávajúc fakt, že jej nemohol dať to, čo podľa neho od neho chcela.
Maud Gonne, Ona istediğini düşündüğü şeyleri veremediği için, sızlanıyormuş.Maud Gonne, opłakując fakt, że nie mógł jej dać tego czego ona potrzebowała.
Maud Gonne, Ona istediğini düşündüğü şeyleri veremediği için, sızlanıyormuş.Maud Gonne, şi el plângea faptul că nu a putut cu adevărat să-i dea ceea ce credea el că ea vroia de la el.
Maud Gonne, Ona istediğini düşündüğü şeyleri veremediği için, sızlanıyormuş.Maud Gonne, và ông ấy rất buồn vì không thể cho nàng thứ ông nghĩ là nàng muốn
Maud Gonne, Ona istediğini düşündüğü şeyleri veremediği için, sızlanıyormuş.Μοντ Γκόν, θρηνώντας το γεγονός ότι δεν μπορούσε να της δώσει αυτό που πίστευε ότι αυτή επιθυμούσε.
Maud Gonne, Ona istediğini düşündüğü şeyleri veremediği için, sızlanıyormuş.Мод Гонн, і він сумує через те, що він не може дати їй те, що, на його думку, вона хоче від нього.
Metal mi? I,simize burnunu sokmasına öfkeliyim. Ama ölmesine de izin veremeyiz.Ο Μεταλλικός; Με εκνεύρισε που μπλέχτηκε στα πόδια μας, αλλά δεν μπορούμε και να τον αφήσουμε να πεθάνει.
Monitörün sana D Vitamini veremez -- ama güneş ışığı verir...צגים לא יתנו לך ויטמין D -- אך אור שמש כן...
Monitörün sana D Vitamini veremez -- ama güneş ışığı verir...الشّاشات لن تعطيك فيتامين د -- لكن نور الشّمس سيفعل...
Napster olayının burada olmasına izin veremeyiz.Chúng ta không thể để cho những thứ Napster xảy ra ở đây.
Napster olayının burada olmasına izin veremeyiz.냅스터 같은 일이 일어나게 할 수는 없습니다.
Napster olayının burada olmasına izin veremeyiz.Não podemos deixar que isto acabe como o Napster.
Napster olayının burada olmasına izin veremeyiz.Nem ismételhetjük meg a Napster esetét.
Napster olayının burada olmasına izin veremeyiz.Nesmíme dovolit, aby se dělo něco jako kdysi to kolem Napsteru.
Napster olayının burada olmasına izin veremeyiz.Nie możemy pozwolić, aby zdarzyła się ta rzecz jak z Napster.
Napster olayının burada olmasına izin veremeyiz.Non possiamo lasciare che succeda una cosa alla Napster.
Napster olayının burada olmasına izin veremeyiz.No podemos dejar que suceda aquí lo que pasó con Napster.
Napster olayının burada olmasına izin veremeyiz.Nous ne pouvons pas laisser ce Napster se produire ici
Napster olayının burada olmasına izin veremeyiz.Nu putem permite lucruri precum Napster.
Napster olayının burada olmasına izin veremeyiz.Peristiwa Napster itu tidak boleh terulang
Napster olayının burada olmasına izin veremeyiz.We kunnen dit Napster-gebeuren hier niet toelaten.
Napster olayının burada olmasına izin veremeyiz.Wir müssen verhindern, dass hier so etwas wie Napster passiert.
Napster olayının burada olmasına izin veremeyiz.Δεν μπορούμε να αφήσουμε αυτό το πράγμα να συμβεί εδώ όπως στη Napster.
Napster olayının burada olmasına izin veremeyiz.Ми не можемо допустити повторення ситуації з Napster.
Napster olayının burada olmasına izin veremeyiz.Мы не можем позволить повторить Napster в наших рамках.
Napster olayının burada olmasına izin veremeyiz.Не можем да позволим на това нещо Напстър да се случи тук.
Napster olayının burada olmasına izin veremeyiz.אנחנו לא יכולים לאפשר לנאפסטר הזה לקרות כאן.
Napster olayının burada olmasına izin veremeyiz.لا يمكننا السماح بمثل حادثة نابستر (Napster ) هنا.
Napster olayının burada olmasına izin veremeyiz.そこで 原点に戻ってこの問題を解決するために
Ne?! Buna izin veremeyiz.Se ei käy.
Ne?! Buna izin veremeyiz.Ορίστε; Δεν γίνεται αυτό!
Ne de olsa onlar için bir kurban, ölmesine izin veremezler. -Bu delilik!Él es un sacrificio para ellos y no pueden permitir que muera. - ¡Es una locura!
Ne de olsa onlar için bir kurban, ölmesine izin veremezler.De vill ha honom som offer och kan inte låta honom dö.
Ne de olsa onlar için bir kurban, ölmesine izin veremezler.Dopotutto per loro è un sacrificio che non possono lasciar morire.
Ne de olsa onlar için bir kurban, ölmesine izin veremezler.Ele é um sacrifício para eles, não podem permitir que morra.
Ne de olsa onlar için bir kurban, ölmesine izin veremezler.Han er et offer, og de kan ikke lade ham dø.
Ne de olsa onlar için bir kurban, ölmesine izin veremezler.He eivät voi antaa uhrinsa kuolla.
Ne de olsa onlar için bir kurban, ölmesine izin veremezler.W końcu jest ich ofiarą. Nie mogą pozwolić, żeby umarł.
Ne de olsa onlar için bir kurban, ölmesine izin veremezler.Θέλουν να τον θυσιάσουν, δεν θέλουν να πεθάνει.
Ne de olsa onlar için bir kurban, ölmesine izin veremezler.Ведь для них он - жертва, которой они не дадут умереть.
Ne için risk aldığını sorsaydınız size cevap veremezdi.Als je haar vraagt waarop ze haar emoties wil laten winnen, kan ze nier antwoorden.
Ne için risk aldığını sorsaydınız size cevap veremezdi.Ha megkérdezték volna tőle, hogy mit akar nyerni az érzelmi hazárdjátékával, nem tudta volna megmondani.
Ne için risk aldığını sorsaydınız size cevap veremezdi.Se alguém lhe perguntasse qual das suas emoções ia vencer... ...não iria saber responder.
Ne için risk aldığını sorsaydınız size cevap veremezdi.Si le preguntan cómo se siente poner en juego sus emociones... ...no sería capaz de responder.
Ne için risk aldığını sorsaydınız size cevap veremezdi.إذا سألتها ما الذي تراهن به على مشاعرها لن تستطيع أن تجيب
Nerde yapacağıma karar veremiyorum.Galiba burda aşağıda yapsam daha iyi olacak çünkü daha çok yer var.Creo que deberia hacerlo aqui, asi tendremos mas espacio