Kadınların eşit haklara sahip olmadığı, oy veremedikleri bir zaman vardı.Những người là phụ nữ cũng không thể được bình đẳng, không được phép đi bầu cử.
Kadınların eşit haklara sahip olmadığı, oy veremedikleri bir zaman vardı.Persone che per il solo fatto di essere donne non avevano gli stessi diritti, non potevano votare.
Kadınların eşit haklara sahip olmadığı, oy veremedikleri bir zaman vardı.Ty, co byly ženami, neměly stejná práva, nemohly hlasovat.
Kadınların eşit haklara sahip olmadığı, oy veremedikleri bir zaman vardı.Άνθρωποι που τύχαινε να είναι γυναίκες δεν είχαν τα ίδια δικαιώματα, δεν μπορούσαν να ψηφίσουν.
Kadınların eşit haklara sahip olmadığı, oy veremedikleri bir zaman vardı.Жените нямаха равни права, не можеха да гласуват.
Kadınların eşit haklara sahip olmadığı, oy veremedikleri bir zaman vardı.Люди, которым не повезло родиться женщинами, не имели равных прав, не могли голосовать.
Kadınların eşit haklara sahip olmadığı, oy veremedikleri bir zaman vardı.לבני-אדם שהיו במקרה נשים לא היו אותן זכויות: הן לא יכלו להצביע!
Kadınların eşit haklara sahip olmadığı, oy veremedikleri bir zaman vardı.والإناث لم يكن لهن حقوق متساوية ، فلم يستطعنَ التصويت.
Kadınların eşit haklara sahip olmadığı, oy veremedikleri bir zaman vardı.アメリカ障害者法ができる前は
Kadınlar oy veremiyordu örneğin.A escravidão não foi abolida até Abraham Lincoln aboli-la
Kadınlar oy veremiyordu örneğin.La esclavitud no fue abolida hasta Abraham Lincoln
Kadınlar oy veremiyordu örneğin.La schiavitù fu abolita dopo Abramo Lincoln
Kadınlar oy veremiyordu örneğin.Mãi đến thời Abraham Lincoln mới bãi bỏ được chế độ nô lệ.
Kadınlar oy veremiyordu örneğin.Niewolnictwo zniósł dopiero Abraham Lincoln.
Kadınlar oy veremiyordu örneğin.女性が投票できなかった頃も
Kang Hwi, bu pislik!<br />Gitmesine izin veremem.Kang Hwi, brengsek! AKu tidak bisa membiarkannya pergi.
Kang Hwi, bu pislik!<br />Gitmesine izin veremem.Kang Hwi, ce bâtard ! Je ne le lâcherai pas !
Kang Hwi, bu pislik!<br />Gitmesine izin veremem.Kang Hwi, dieser Mistkerl!<br />Ich kann ihn nicht gehen lassen.
Kang Hwi, bu pislik!<br />Gitmesine izin veremem.Kang Hwi, idiotul asta! Nu pot trece cu vederea!
Kang Hwi, bu pislik!<br />Gitmesine izin veremem.Kang Hwi, quell'idiota!<br />Non posso fargliela passare.
Kang Hwi, bu pislik!<br />Gitmesine izin veremem.Kang Hwi, ten kretyn! <br />Nie odpuszczę mu.
Kang Hwi, bu pislik!<br />Gitmesine izin veremem.Ο Κανγκ Χουί, αυτός ο κόπανος! Δεν θα μου γλιτώσει.
Kang Hwi, bu pislik!<br />Gitmesine izin veremem.Кан Хви, этот идиот. Я не прощу ему это.
Kang Hwi, bu pislik!<br />Gitmesine izin veremem.كانغ هوا هدا الوغد ! لن اتركه
Kanser kök hücrelerini ilk duyduğumda, anlam verememiştim:A primeira vez que ouvi falar de células estaminais cancerosas, eu não sabia como juntar esses dois conceitos.
Kanser kök hücrelerini ilk duyduğumda, anlam verememiştim:Khi lần đầu tiên tôi nghe về tế bào gốc ung thư, tôi không biết sao có thể kết hợp 2 thứ đó với nhau.
Kanser kök hücrelerini ilk duyduğumda, anlam verememiştim:Kiedy usłyszałam termin "rakowe komórki macierzyste" nie rozumiałam, o co chodzi.
Kanser kök hücrelerini ilk duyduğumda, anlam verememiştim:처음에는 암 줄기세포라는 말을 들었을 때, 어떻게 암과 줄기세포, 이 두 단어가 공존하는지 이해할 수 없었어요.
Kanser kök hücrelerini ilk duyduğumda, anlam verememiştim:La început, când am auzit despre celule stem în cancer, nu știam cum să le pun împreună pe cele două.
Kanser kök hücrelerini ilk duyduğumda, anlam verememiştim:Toen ik voor het eerst over kankerstamcellen hoorde, wist ik niet hoe ik die moest rijmen.
Kanser kök hücrelerini ilk duyduğumda, anlam verememiştim:Αρχικά όταν άκουσα για τα καρκινικά βλαστικά κύτταρα, δεν ήξερα πως να τα συνδυάσω με τον καρκίνο.
Kanser kök hücrelerini ilk duyduğumda, anlam verememiştim:Впервые услышав о стволовых клетках рака, я не совсем знала как связать это воедино.
Kanser kök hücrelerini ilk duyduğumda, anlam verememiştim:Когато за първи път чух за ракови стволови клетки, не бях много наясно как да възприема двете идеи заедно.
Kanser kök hücrelerini ilk duyduğumda, anlam verememiştim:בפעם הראשונה ששמעתי על תאי גזע סרטניים, לא ידעתי איך לחבר בין השניים. שמעתי על תאי גזע,
Kanser kök hücrelerini ilk duyduğumda, anlam verememiştim:بدايةً عندما سمعت بخلايا السرطان الجذعيّه، لم أعرف عنها شيئاً. سمعت بالخلايا الجذعيّه،
Kanser kök hücrelerini ilk duyduğumda, anlam verememiştim:ガン細胞と幹細胞の二つがどう関係するのかよく分かりませんでした 幹細胞については未来の特効薬で 今後現れる
Kanunen sizin teklif yapmanız gerek falan filan. Tam isim veremiyorum.Theo luật, ta phải đấu thầu, và loằng ngoằng nhiều thứ.
Karısı Saray Avrama çocuk verememişti. Sarayın Hacer adında Mısırlı bir cariyesi vardı.Abrams Hustru Saraj fødte ham intet Barn. Men Saraj havde en Ægyptisk Trælkvinde ved Navn Hagar;
Karısı Saray Avrama çocuk verememişti. Sarayın Hacer adında Mısırlı bir cariyesi vardı.Ale Sáraj, žena Abramova, mu nerodila, a mala dievku Egypťanku, ktorej bolo meno Hagar.
Karısı Saray Avrama çocuk verememişti. Sarayın Hacer adında Mısırlı bir cariyesi vardı.아브람의 아내 사래는 생산치 못하였고 그에게 한 여종이 있으니 애굽 사람이요 이름은 하갈이라
Karısı Saray Avrama çocuk verememişti. Sarayın Hacer adında Mısırlı bir cariyesi vardı.Ora, Sarai, mulher de Abrão, não lhe dava filhos. Tinha ela uma serva egípcia, que se chamava Agar.
Karısı Saray Avrama çocuk verememişti. Sarayın Hacer adında Mısırlı bir cariyesi vardı.Sarai, Abrams hustru, fødte ham ikke barn; men hun hadde en egyptisk trælkvinne, som hette Hagar.
Karısı Saray Avrama çocuk verememişti. Sarayın Hacer adında Mısırlı bir cariyesi vardı.Sarai, Abrams Weib, gebar ihm kein Kind. Sie hatte eine ägyptische Magd, die hieß Hagar.
Karısı Saray Avrama çocuk verememişti. Sarayın Hacer adında Mısırlı bir cariyesi vardı.Saraï, femme d`Abram, ne lui avait point donné d`enfants. Elle avait une servante Égyptienne, nommée Agar.
Karısı Saray Avrama çocuk verememişti. Sarayın Hacer adında Mısırlı bir cariyesi vardı.Sarai, moglie di Abram, non gli aveva dato figli. Avendo però una schiava egiziana chiamata Agar
Karısı Saray Avrama çocuk verememişti. Sarayın Hacer adında Mısırlı bir cariyesi vardı.Sarai, mujer de Abram, no le daba hijos; pero ella tenía una sierva egipcia que se llamaba Agar
Karısı Saray Avrama çocuk verememişti. Sarayın Hacer adında Mısırlı bir cariyesi vardı.Sarai, nevasta lui Avram, nu -i născuse deloc copii. Ea avea o roabă egipteancă numită Agar.
Karısı Saray Avrama çocuk verememişti. Sarayın Hacer adında Mısırlı bir cariyesi vardı.Sarai pak manželka Abramova jemu nerodila; a měla děvku Egyptskou, jménem Agar.
Karısı Saray Avrama çocuk verememişti. Sarayın Hacer adında Mısırlı bir cariyesi vardı.Saraj pa, žena Abramova, mu ni rodila; a imela je deklo egiptovsko, po imenu Agara.
Karısı Saray Avrama çocuk verememişti. Sarayın Hacer adında Mısırlı bir cariyesi vardı.Saraj tedy, żona Abramowa, nie rodziła mu; ale miała sługę Egipczankę, której imię było Agar.
Karısı Saray Avrama çocuk verememişti. Sarayın Hacer adında Mısırlı bir cariyesi vardı.Vả , Sa-rai , vợ của Áp - ram , vẫn không sanh con ; nàng có một con_đòi Ê - díp-tô , tên là A-ga .
Karısı Saray Avrama çocuk verememişti. Sarayın Hacer adında Mısırlı bir cariyesi vardı.Vả, Sa-rai, vợ của Áp-ram, vẫn không sanh con; nàng có một con đòi Ê-díp-tô, tên là A-ga.
Karısı Saray Avrama çocuk verememişti. Sarayın Hacer adında Mısırlı bir cariyesi vardı.Η δε Σαρα, η γυνη του Αβραμ, δεν ετεκνοποιει εις αυτον ειχε δε δουλην Αιγυπτιαν, ονομαζομενην Αγαρ.
Karısı Saray Avrama çocuk verememişti. Sarayın Hacer adında Mısırlı bir cariyesi vardı.А Сарайя, жената на Аврама, не му раждаше деца; но, като имаше слугиня египтянка, на име Агар,
Karısı Saray Avrama çocuk verememişti. Sarayın Hacer adında Mısırlı bir cariyesi vardı.Но Сара, жена Аврамова, не рождала ему. У ней была служанка Египтянка, именем Агарь.
Karısı Saray Avrama çocuk verememişti. Sarayın Hacer adında Mısırlı bir cariyesi vardı.ושרי אשת אברם לא ילדה לו ולה שפחה מצרית ושמה הגר׃
Karısı Saray Avrama çocuk verememişti. Sarayın Hacer adında Mısırlı bir cariyesi vardı.واما ساراي امرأة ابرام فلم تلد له. وكانت لها جارية مصرية اسمها هاجر.
Karısı Saray Avrama çocuk verememişti. Sarayın Hacer adında Mısırlı bir cariyesi vardı.亞 伯 蘭 的 妻 子 撒 萊 不 給 他 生 兒 女 . 撒 萊 有 一 個 使 女 名 叫 夏 甲 、 是 埃 及 人
Karısı Saray Avrama çocuk verememişti. Sarayın Hacer adında Mısırlı bir cariyesi vardı.亞伯蘭 的 妻子 撒萊 不 給 他 生兒女 . 撒萊 有 一 個 使女 名叫 夏甲 、 是 埃及人
"Kavita Jan, korku duymaya izin veremeyiz."Kavita Jan, nem engedhetjük meg magunknak, hogy féljünk.