İş bitene kadar imza veremeyeceğim.とりまきはどこよ?
I,simize burnunu sokmasına öfkeliyim. Ama ölmesine de izin veremeyiz.Estou irritada por ter interferido no nosso trabalho, mas também não podemos deixar que morra.
I,simize burnunu sokmasına öfkeliyim. Ama ölmesine de izin veremeyiz.Jestem wściekła, że wmieszał się do naszych spraw, ale nie możemy tak po prostu go zgładzić.
I,simize burnunu sokmasına öfkeliyim. Ama ölmesine de izin veremeyiz.Me indigna que interfiriera en nuestro trabajo, pero no podemos dejar que muera.
I,simize burnunu sokmasına öfkeliyim. Ama ölmesine de izin veremeyiz.Sono furiosa che abbia interferito col piano, ma non possiamo neanche farlo fuori.
I,simize burnunu sokmasına öfkeliyim. Ama ölmesine de izin veremeyiz.Меня возмущает, что он мешает нам работать, но и дать ему умереть нам тоже нельзя.
İyi ağaç kötü meyve, kötü ağaç da iyi meyve veremez.Aan een goede boom komen geen slechte vruchten en aan een slechte boom geen goede.
İyi ağaç kötü meyve, kötü ağaç da iyi meyve veremez.Cây tốt chẳng sanh được trái xấu , mà cây xấu cũng chẳng sanh được trái tốt .
İyi ağaç kötü meyve, kötü ağaç da iyi meyve veremez.Cây tốt chẳng sanh được trái xấu, mà cây xấu cũng chẳng sanh được trái tốt.
İyi ağaç kötü meyve, kötü ağaç da iyi meyve veremez.Dobro drevo ne more roditi slabega sadu, in slabo drevo ne more roditi dobrega sadu.
İyi ağaç kötü meyve, kötü ağaç da iyi meyve veremez.Dobrý strom nemôže rodiť zlé ovocie ani zlý strom rodiť dobré ovocie.
İyi ağaç kötü meyve, kötü ağaç da iyi meyve veremez.Ein guter Baum kann nicht arge Früchte bringen, und ein fauler Baum kann nicht gute Früchte bringen.
İyi ağaç kötü meyve, kötü ağaç da iyi meyve veremez.Ei saata hyvä puu kasvaa pahoja hedelmiä eikä huono puu kasvaa hyviä hedelmiä.
İyi ağaç kötü meyve, kötü ağaç da iyi meyve veremez.El árbol sano no puede dar malos frutos, ni tampoco puede el árbol podrido dar buenos frutos
İyi ağaç kötü meyve, kötü ağaç da iyi meyve veremez.Et godt Træ kan ikke bære slette Frugter, og et råddent Træ kan ikke bære gode Frugter.
İyi ağaç kötü meyve, kötü ağaç da iyi meyve veremez.Et godt tre kan ikke bære onde frukter, og et dårlig tre kan ikke bære gode frukter.
İyi ağaç kötü meyve, kötü ağaç da iyi meyve veremez.Ett gott träd kan icke bära ond frukt, ej heller kan ett dåligt träd bära god frukt.
İyi ağaç kötü meyve, kötü ağaç da iyi meyve veremez.좋은 나무가 나쁜 열매를 맺을 수 없고 못된 나무가 아름다운 열매를 맺을 수 없느니라
İyi ağaç kötü meyve, kötü ağaç da iyi meyve veremez.Nem teremhet jó fa rossz gyümölcsöt; romlott fa sem teremhet jó gyümölcsöt.
İyi ağaç kötü meyve, kötü ağaç da iyi meyve veremez.Nemůžeť dobrý strom zlého ovoce nésti, ani strom zlý ovoce dobrého vydávati.
İyi ağaç kötü meyve, kötü ağaç da iyi meyve veremez.Nie może dobre drzewo owoców złych przynosić, ani drzewo złe owoców dobrych przynosić.
İyi ağaç kötü meyve, kötü ağaç da iyi meyve veremez.Pomul bun nu poate face roade rele, nici pomul rău nu poate face roade bune.
İyi ağaç kötü meyve, kötü ağaç da iyi meyve veremez.Uma árvore boa não pode dar maus frutos; nem uma árvore má dar frutos bons.
İyi ağaç kötü meyve, kötü ağaç da iyi meyve veremez.un albero buono non può produrre frutti cattivi, né un albero cattivo produrre frutti buoni
İyi ağaç kötü meyve, kötü ağaç da iyi meyve veremez.Un bon arbre ne peut porter de mauvais fruits, ni un mauvais arbre porter de bons fruits.
İyi ağaç kötü meyve, kötü ağaç da iyi meyve veremez.Δεν δυναται δενδρον καλον να καμνη καρπους κακους, ουδε δενδρον σαπρον να καμνη καρπους καλους.
İyi ağaç kötü meyve, kötü ağaç da iyi meyve veremez.Не може добре дерево родити лихого овощу, анї пусте дерево родити овощу доброго.
İyi ağaç kötü meyve, kötü ağaç da iyi meyve veremez.Не може добро дърво да дава лоши плодове; или лошо дърво да дава добри плодове.
İyi ağaç kötü meyve, kötü ağaç da iyi meyve veremez.Не может дерево доброе приносить плоды худые, ни дерево худое приносить плоды добрые.
İyi ağaç kötü meyve, kötü ağaç da iyi meyve veremez.עץ טוב לא יוכל עשות פרי רע ועץ משחת לא יעשה פרי טוב׃
İyi ağaç kötü meyve, kötü ağaç da iyi meyve veremez.لا تقدر شجرة جيدة ان تصنع اثمارا رديّة ولا شجرة رديّة ان تصنع اثمارا جيدة.
İyi ağaç kötü meyve, kötü ağaç da iyi meyve veremez.好 樹 不 能 結 壞 果 子 、 壞 樹 不 能 結 好 果 子
İyi ağaç kötü meyve, kötü ağaç da iyi meyve veremez.好 樹 不 能 結壞 果子 、 壞樹 不 能 結好 果子
"İyi bir hayat nelerden oluşur?" gibi sorulara bilimin yanıt veremeyeceğini düşünür."Chúng ta nên hy sinh cho những gì?" "Thế nào là một cuộc sống tốt đẹp?"
"İyi bir hayat nelerden oluşur?" gibi sorulara bilimin yanıt veremeyeceğini düşünür.Dans quel but peut-on se sacrifier? Qu'est-ce qui constitue une bonne vie?
"İyi bir hayat nelerden oluşur?" gibi sorulara bilimin yanıt veremeyeceğini düşünür.Fragen wie: "Wofür lohnt es sich zu leben?" "Wofür lohnt es sich zu sterben?"
"İyi bir hayat nelerden oluşur?" gibi sorulara bilimin yanıt veremeyeceğini düşünür."Jaki jest sens śmierci?" "Co składa się na dobre i udane życie?"
"İyi bir hayat nelerden oluşur?" gibi sorulara bilimin yanıt veremeyeceğini düşünür."무엇이 죽음을 가치있게 하는가?" "훌륭한 인생을 구성하는것은 무엇인가?"
"İyi bir hayat nelerden oluşur?" gibi sorulara bilimin yanıt veremeyeceğini düşünür."Kvôli čomu sa oplatí zomrieť?" "Čo je podstatou usporiadaného života? "
"İyi bir hayat nelerden oluşur?" gibi sorulara bilimin yanıt veremeyeceğini düşünür."Kvůli čemu umírat?", "Co patří k dobrému životu?"
"İyi bir hayat nelerden oluşur?" gibi sorulara bilimin yanıt veremeyeceğini düşünür."Minkä puolesta kannattaa kuolla?" "Mikä on hyvän elämän perusta?"
"İyi bir hayat nelerden oluşur?" gibi sorulara bilimin yanıt veremeyeceğini düşünür."¿Para qué vale la pena morir?" "¿Qué constituye una buena vida?"
"İyi bir hayat nelerden oluşur?" gibi sorulara bilimin yanıt veremeyeceğini düşünür."Pelo que vale a pena morrer?" "O que constitui uma boa vida?"
"İyi bir hayat nelerden oluşur?" gibi sorulara bilimin yanıt veremeyeceğini düşünür."Pentru ce merită să trăieşti?", "Pentru ce merită să mori?", "Ce reprezintă o viaţă bună?".
"İyi bir hayat nelerden oluşur?" gibi sorulara bilimin yanıt veremeyeceğini düşünür."Per quali cose vale la pena morire?" "Che cosa rende la vita una buona vita?"
"İyi bir hayat nelerden oluşur?" gibi sorulara bilimin yanıt veremeyeceğini düşünür."Wat is het waard om ervoor te sterven?" "Wat is een goed leven?"
"İyi bir hayat nelerden oluşur?" gibi sorulara bilimin yanıt veremeyeceğini düşünür."Για ποια πράγματα αξίζει να πεθαίνει κανείς;" "Από τι συνίσταται η "καλή" ζωή;"
"İyi bir hayat nelerden oluşur?" gibi sorulara bilimin yanıt veremeyeceğini düşünür."За какво си заслужава да умреш?" "Какво прави живота хубав?"
"İyi bir hayat nelerden oluşur?" gibi sorulara bilimin yanıt veremeyeceğini düşünür."Ради чего можно умереть?", "Что считать за правильный образ жизни?"
"İyi bir hayat nelerden oluşur?" gibi sorulara bilimin yanıt veremeyeceğini düşünür.'למען מה ראוי למות?' 'מה הופך את החיים לטובים?'
"İyi bir hayat nelerden oluşur?" gibi sorulara bilimin yanıt veremeyeceğini düşünür."مالذي يستحق الموت لأجله ؟ " " مالذي يحدده الحياة المناسبة "
"İyi bir hayat nelerden oluşur?" gibi sorulara bilimin yanıt veremeyeceğini düşünür.有意義な人生を構成するもの などです 私が主張したいのは
Kadınların eşit haklara sahip olmadığı, oy veremedikleri bir zaman vardı.Då människor som råkade vara kvinnor inte hade rätt att rösta.
Kadınların eşit haklara sahip olmadığı, oy veremedikleri bir zaman vardı.Femeile nu aveau aceleași drepturi, nu puteau vota.
Kadınların eşit haklara sahip olmadığı, oy veremedikleri bir zaman vardı.여성들도 마찬가지였지요. 투표도 못 했고요
Kadınların eşit haklara sahip olmadığı, oy veremedikleri bir zaman vardı.Kobiety nie miały równych praw, nie mogły głosować.
Kadınların eşit haklara sahip olmadığı, oy veremedikleri bir zaman vardı.Las mujeres no tenían los mismos derechos, no podían votar.
Kadınların eşit haklara sahip olmadığı, oy veremedikleri bir zaman vardı.Les femmes n'avaient pas les mêmes droits, ne pouvaient même pas voter.
Kadınların eşit haklara sahip olmadığı, oy veremedikleri bir zaman vardı.Menschen, die zufällig Frauen waren, hatten nicht dieselben Rechte, konnten nicht wählen.
Kadınların eşit haklara sahip olmadığı, oy veremedikleri bir zaman vardı.Mensen die toevallig vrouwen waren, hadden niet dezelfde rechten, konden niet stemmen.