Biri Onunla tartışmak istese, Binde bir bile Ona yanıt veremez.Dari seribu pertanyaan yang diajukan Allah, satu pun tak dapat dijawab oleh manusia
Biri Onunla tartışmak istese, Binde bir bile Ona yanıt veremez.Ha perelni akarna õ vele, ezer közül egy sem felelhetne meg néki.
Biri Onunla tartışmak istese, Binde bir bile Ona yanıt veremez.Hat er Lust, mit ihm zu hadern, so kann er ihm auf tausend nicht eins antworten.
Biri Onunla tartışmak istese, Binde bir bile Ona yanıt veremez.Jeźliby się z nim chciał spierać, nie odpowie mu z tysiąca na jednę rzecz.
Biri Onunla tartışmak istese, Binde bir bile Ona yanıt veremez.Jos ihminen tahtoisi riidellä hänen kanssaan, ei hän voisi vastata hänelle yhteen tuhannesta.
Biri Onunla tartışmak istese, Binde bir bile Ona yanıt veremez.Keby sa chcel s ním pravotiť, neodpovie mu na jedno z tisíc.
Biri Onunla tartışmak istese, Binde bir bile Ona yanıt veremez.사람이 하나님과 쟁변하려 할지라도 천 마디에 한 마디도 대답하지 못하리라
Biri Onunla tartışmak istese, Binde bir bile Ona yanıt veremez.Nếu muốn tranh biện với Ngài. Thì một lần trong ngàn lần, loài người không thế đáp lời.
Biri Onunla tartışmak istese, Binde bir bile Ona yanıt veremez.Nếu muốn tranh_biện với Ngài . Thì một lần trong ngàn lần , loài_người không thế đáp lời .
Biri Onunla tartışmak istese, Binde bir bile Ona yanıt veremez.Om han hadde lyst til å gå i rette med Gud, kunde han ikke svare ham ett til tusen.
Biri Onunla tartışmak istese, Binde bir bile Ona yanıt veremez.Se alguém quisesse contender com ele, não lhe poderia responder uma vez em mil.
Biri Onunla tartışmak istese, Binde bir bile Ona yanıt veremez.Se uno volesse disputare con lui, non gli risponderebbe una volta su mille
Biri Onunla tartışmak istese, Binde bir bile Ona yanıt veremez.S`il voulait contester avec lui, Sur mille choses il ne pourrait répondre à une seule.
Biri Onunla tartışmak istese, Binde bir bile Ona yanıt veremez.Si uno quisiera contender con él, no le podría responder una cosa entre mil
Biri Onunla tartışmak istese, Binde bir bile Ona yanıt veremez.Vilde Gud gå i Rette med ham, kan han ikke svare på et af tusind!
Biri Onunla tartışmak istese, Binde bir bile Ona yanıt veremez.Vill han gå till rätta med henne, så kan hon ej svara honom på en sak bland tusen.
Biri Onunla tartışmak istese, Binde bir bile Ona yanıt veremez.Εαν θεληση να διαδικασθη μετ' αυτου δεν δυναται να αποκριθη προς αυτον εν εκ χιλιων.
Biri Onunla tartışmak istese, Binde bir bile Ona yanıt veremez.Ако поиска да се съди с Него, Не може да му отговори за едно от хиляда.
Biri Onunla tartışmak istese, Binde bir bile Ona yanıt veremez.Если захочет вступить в прение с Ним, то не ответит Ему ни на одно из тысячи.
Biri Onunla tartışmak istese, Binde bir bile Ona yanıt veremez.אם יחפץ לריב עמו לא יעננו אחת מני אלף׃
Biri Onunla tartışmak istese, Binde bir bile Ona yanıt veremez.ان شاء ان يحاجه لا يجيبه عن واحد من الف.
Biri Onunla tartışmak istese, Binde bir bile Ona yanıt veremez.若 願 意 與 他 爭 辯 、 千 中 之 一 也 不 能 回 答
Biri Onunla tartışmak istese, Binde bir bile Ona yanıt veremez.若願意與 他 爭辯 、 千 中 之一 也 不 能 回答
Birisi bize bunun içindeki ısı ne kadar derse cevap veremeyiz.Takže někdo řekne: "Kolik tepla tam je?".
Birisi bize bunun içindeki ısı ne kadar derse cevap veremeyiz.Wenn jemand fragt, wieviel Wärme ist da drin?
Birisi bize bunun içindeki ısı ne kadar derse cevap veremeyiz.מישהו יכול לשאול, כמה חום יש בזה?
Birkaç kere daha söylediğim gibi, veremem çünkü puanları sadece BB değerinde. -Pero como lo he dicho muchas veces, yo no puedo hacerlo, porque ellos son clasificados BB.
Birkaç kere daha söylediğim gibi, veremem çünkü puanları sadece BB değerinde. -なぜなら彼らは、BBランクだからです。 そして、私の憲章では、 Aランクの債券にしか投資出来ないと示されています。
Birlikte ölmemize izin veremem!En anna meidän tuhoutua yhdessä.
Birlikte ölmemize izin veremem!Jag tänker inte låta oss gå under tillsammans.
Birlikte ölmemize izin veremem!Jeg vil ikke lade os gå ned sammen.
Birlikte ölmemize izin veremem!Não vamos sucumbir juntos!
Birlikte ölmemize izin veremem!Nie zamierzam pozwolić, żebyśmy obaj zginęli.
Birlikte ölmemize izin veremem!No dejaré que caigamos juntos.
Birlikte ölmemize izin veremem!Non ho intenzione di morire insieme!
Birlikte ölmemize izin veremem!Δεν θα μας αφήσω να χαθούμε μαζί!
Birlikte ölmemize izin veremem!Я не дам нам умереть обоим!
Bir şeyler olmalı, çünkü bu şekilde gitmene izin veremem.Algo tiene que pasar, porque no puedo dejarte ir así.
Bir şeyler olmalı, çünkü bu şekilde gitmene izin veremem.Qualcosa deve succedere perche' non posso farti andare cosi'
Bir şeyler olmalı, çünkü bu şekilde gitmene izin veremem.Quelque chose doit se passer, parce que je ne peux pas te laisser partir comme ça.
Bir şeyler olmalı, çünkü bu şekilde gitmene izin veremem.Valaminek történnie kell, mert nem engedhetlek el így.
Bir şeyler olmalı, çünkü bu şekilde gitmene izin veremem.Что-то должно случиться, потому что я не могу отпустить тебя вот так.
Bizi öldürmesine de izin veremeyiz.A my nie pozwolimy się zabić.
Bizi öldürmesine de izin veremeyiz.Emme suostu tulemaan tapetuksi.
Bizi öldürmesine de izin veremeyiz.E non possiamo permetterci di farci ammazzare.
Bizi öldürmesine de izin veremeyiz.Han må ikke dræbe os.
Bizi öldürmesine de izin veremeyiz.Não podemos deixar-nos matar.
Bizi öldürmesine de izin veremeyiz.Vi får inte bli dödade.
Bizi öldürmesine de izin veremeyiz.Y no podemos dejar que nos mate.
Bizi öldürmesine de izin veremeyiz.Δεν μπορούμε να κάτσουμε να μας σκοτώσει.
Bizi öldürmesine de izin veremeyiz.И мы не можем допустить, чтобы нас убили.
Böyle bir şey için ağlamasına izin veremem, değil mi?En saa itkettää Winryä tällaisen takia.
Böyle bir şey için ağlamasına izin veremem, değil mi?Hon ska väl inte behöva gråta för att det slutar här?
Böyle bir şey için ağlamasına izin veremem, değil mi?Jeg kan ikke lade hende græde over det her, vel?
Böyle bir şey için ağlamasına izin veremem, değil mi?Não posso obrigá-la a chorar por uma coisas destas, pois não?
Böyle bir şey için ağlamasına izin veremem, değil mi?Nie mogę pozwolić, żeby płakała z takiego powodu.
Böyle bir şey için ağlamasına izin veremem, değil mi?Non posso lasciarla piangere per una cosa del genere, no?
Böyle bir şey için ağlamasına izin veremem, değil mi?¡No puedo hacerla llorar por algo así!
Böyle bir şey için ağlamasına izin veremem, değil mi?Δεν πρέπει να κλάψει για αυτό.
Böyle bir şey için ağlamasına izin veremem, değil mi?Я не могу заставить её заплакать из-за этого, верно?