Ama bazen rahatsız edici şeylerden bahsediyorlar. " Birisinin evde çalışmasına izin veremem.하지만 종종 집중을 방해하는 것들을 이유로 들 것입니다. "직원들을 집에서 일하게 할 수 없어요.
Ama bazen rahatsız edici şeylerden bahsediyorlar. " Birisinin evde çalışmasına izin veremem.Maar vaak zullen ze afleidingen noemen. "Ik kan iemand niet thuis laten werken.
Ama bazen rahatsız edici şeylerden bahsediyorlar. " Birisinin evde çalışmasına izin veremem.Ma molto spesso tireranno in ballo le distrazioni. "Non posso far lavorare da casa.
Ama bazen rahatsız edici şeylerden bahsediyorlar. " Birisinin evde çalışmasına izin veremem.Manažeři ale často jmenují nejrůznější rozptýlení. "Nemůžu nikomu dovolit pracovat doma.
Ama bazen rahatsız edici şeylerden bahsediyorlar. " Birisinin evde çalışmasına izin veremem.Manažéri ale často uvádzajú: "Nemôžem nechať niekoho pracovať doma.
Ama bazen rahatsız edici şeylerden bahsediyorlar. " Birisinin evde çalışmasına izin veremem.Mas muitas vezes eles referem as distrações. "Não posso deixar que trabalhem em casa.
Ama bazen rahatsız edici şeylerden bahsediyorlar. " Birisinin evde çalışmasına izin veremem.Men ofta använder de distraktioner som argument. "Jag kan inte låta någon arbeta hemifrån."
Ama bazen rahatsız edici şeylerden bahsediyorlar. " Birisinin evde çalışmasına izin veremem.Men ofte giver de eksempler på forstyrrelser. "Jeg kan ikke lade mine folk arbejdehjemmefra.
Ama bazen rahatsız edici şeylerden bahsediyorlar. " Birisinin evde çalışmasına izin veremem.Nhưng thường thì họ sẽ nhắc đến những sự việc làm gián đoạn. "Tôi không thể để ai làm việc ở nhà.
Ama bazen rahatsız edici şeylerden bahsediyorlar. " Birisinin evde çalışmasına izin veremem.Toda pogosto bodo omenili motnje. "Ne smem dovoliti, da ljudje delajo od doma".
Ama bazen rahatsız edici şeylerden bahsediyorlar. " Birisinin evde çalışmasına izin veremem.Συχνά πάντως οι διευθυντές επικαλούνται περισπασμούς. "Δεν μπορώ να αφήσω κάποιον να δουλεύει απ' το σπίτι.
Ama bazen rahatsız edici şeylerden bahsediyorlar. " Birisinin evde çalışmasına izin veremem.Но все равно они часто упоминают отвлекающие факторы. "Я не могу разрешить кому-то работать дома.
Ama bazen rahatsız edici şeylerden bahsediyorlar. " Birisinin evde çalışmasına izin veremem.Но те често споменават разсейването. "Не мога да го оставя вкъщи.
Ama bazen rahatsız edici şeylerden bahsediyorlar. " Birisinin evde çalışmasına izin veremem.Та все одно вони часто згадують відволікаючі фактори. "Я не можу дозволити комусь працювати з дому.
Ama bazen rahatsız edici şeylerden bahsediyorlar. " Birisinin evde çalışmasına izin veremem.אבל פעמים רבות הם יציינו את הסחות הדעת. "אני לא יכול לתת למישהו לעבוד בבית.
Ama bazen rahatsız edici şeylerden bahsediyorlar. " Birisinin evde çalışmasına izin veremem.ولكن في كثير من الأحيان سوف ينوه لهذه الإضطرابات. "لا أستطيع ترك شخص يعمل في المنزل.
Ama bazen rahatsız edici şeylerden bahsediyorlar. " Birisinin evde çalışmasına izin veremem.「家で仕事なんてとんでもない」 「TVを見たり別の事をしているだろう」
Ama buna bile karar veremiyorsun, değil mi?Αλλά, δεν μπορείς να αποφασίσεις ούτε αυτό, σωστά;
Ama bunu yapmana izin verememAber das kann ich nicht zulassen.
Ama bunu yapmana izin verememChyba ci nie pozwolę tego zrobić
Ama bunu yapmana izin verememMe temo que no puedo dejarte hacer eso.
Ama bunu yapmana izin verememTôi e rằng tôi không thể để ngài làm vậy
Ama konu sensen, insanların sana istediklerini yaptırmasına izin veremezsin.Per il vocabolario, per l'ortografia e tutto.
Ama konu sensen, insanların sana istediklerini yaptırmasına izin veremezsin.Słownictwo, wymowę i to wszystko.
Ama konu sensen, insanların sana istediklerini yaptırmasına izin veremezsin.Vocabulário, ortografia e tudo.
Ama konu sensen, insanların sana istediklerini yaptırmasına izin veremezsin.Vocabulario, ortografía y todo
Ama ölmesine de izin veremeyiz.- men vi kan ikke lade ham dø.
Ama ölmesine de izin veremeyiz.-men vi kan inte låta honom dö.
Ama ölmesine de izin veremeyiz.-mutta emme voi antaa hänen kuolla.
Ama siyahi kardeşlerin bazıların, "Olmaz, sizin mezarı kazmanıza izin veremeyiz.자신의 삽 전문 gravediggers 거기 서 있었다만 흑인 형제 들 중 일부는 말했다 "아니, uh-uh.
Amcama resmimi vermek istiyorum. Lütfen teyze, ona hediyelerimizi şimdi veremez miyiz?Je voulais offrir le tableau à l'oncle.
Ancak, kömür santralleri ve nükleer santraller yeterince hızlı cevap veremezler.Aber Kohle- oder Kernkraftwerke können nicht schnell genug reagieren.
Ancak, kömür santralleri ve nükleer santraller yeterince hızlı cevap veremezler.Akan tetapi pembangkit batubara, pembangkit nuklir tidak bisa menanggapinya dengan cukup cepat.
Ancak, kömür santralleri ve nükleer santraller yeterince hızlı cevap veremezler.Ale uhoľné elektrárne, jadrové elektrárne nedokážu reagovať dosť rýchlo.
Ancak, kömür santralleri ve nükleer santraller yeterince hızlı cevap veremezler.Azonban a szén- és atomerőművek nem képesek elég hamar reagálni.
Ancak, kömür santralleri ve nükleer santraller yeterince hızlı cevap veremezler.Các nhà máy than, nhà máy hạt nhân không thể đáp ứng kịp.
Ancak, kömür santralleri ve nükleer santraller yeterince hızlı cevap veremezler.Dar uzinele de cărbuni şi centralele nucleare nu pot răspunde suficient de repede.
Ancak, kömür santralleri ve nükleer santraller yeterince hızlı cevap veremezler.Jednak elektrownie węglowe i atomowe nie mogą zareagować wystarczająco szybko.
Ancak, kömür santralleri ve nükleer santraller yeterince hızlı cevap veremezler.하지만 화력이나 원자력 발전소는 그렇게 빨리 대응 할 수 없습니다.
Ancak, kömür santralleri ve nükleer santraller yeterince hızlı cevap veremezler.Maar kolencentrales en kerncentrales kunnen niet snel genoeg reageren.
Ancak, kömür santralleri ve nükleer santraller yeterince hızlı cevap veremezler.Mais les centrales au charbon, les centrales nucléaires ne peuvent pas répondre assez vite.
Ancak, kömür santralleri ve nükleer santraller yeterince hızlı cevap veremezler.Ma le centrali a carbone e quelle nucleari non possono rispondere con sufficiente rapidità.
Ancak, kömür santralleri ve nükleer santraller yeterince hızlı cevap veremezler.Mas as fábricas a carvão e as centrais nucleares não conseguem dar resposta com a rapidez suficiente.
Ancak, kömür santralleri ve nükleer santraller yeterince hızlı cevap veremezler.Men kolkraftverk, kärnkraftverk kan inte svara tillräckligt fort.
Ancak, kömür santralleri ve nükleer santraller yeterince hızlı cevap veremezler.Men kulkraftværker, atomkraftværker kan ikke reagere hurtigt nok.
Ancak, kömür santralleri ve nükleer santraller yeterince hızlı cevap veremezler.Pero las plantas de carbón y las centrales nucleares no pueden responder con suficiente rapidez.
Ancak, kömür santralleri ve nükleer santraller yeterince hızlı cevap veremezler.Uhelné elektrárny a jaderné elektrárny nemohou reagovat dostatečně rychle.
Ancak, kömür santralleri ve nükleer santraller yeterince hızlı cevap veremezler.Αλλά τα θερμοηλεκτρικά εργοστάσια, τα πυρηνικά εργοστάσια δε μπορούν να ανταποκριθούν αρκετά γρήγορα.
Ancak, kömür santralleri ve nükleer santraller yeterince hızlı cevap veremezler.Але ні вугільні, ні атомні станції не здатні відреагувати достатньо швидко.
Ancak, kömür santralleri ve nükleer santraller yeterince hızlı cevap veremezler.Но заводите, които обработват въглища, ядрените заводи не могат да реагират достатъчно бързо.
Ancak, kömür santralleri ve nükleer santraller yeterince hızlı cevap veremezler.Но ни угольная, ни ядерная электростанции не способны так быстро реагировать.
Ancak, kömür santralleri ve nükleer santraller yeterince hızlı cevap veremezler.אבל תחנות כוח פחמיות, גרעיניות לא היו יכולות להגיב מספיק מהר.
Ancak, kömür santralleri ve nükleer santraller yeterince hızlı cevap veremezler.لكن معامل الفحم و معامل الطاقة النووية لا تستطيع أن تستجيب بسرعة كافية.
Ancak, kömür santralleri ve nükleer santraller yeterince hızlı cevap veremezler.即座に代替発電ができません 巨大蓄電池ならできるでしょう
Ancak, yüzümü görmene izin veremem. Çünkü yüzümü gören yaşayamaz.››A zase riekol: Nebudeš môcť vidieť moju tvár, lebo ma neuvidí človek, aby pri tom zostal živý.
Ancak, yüzümü görmene izin veremem. Çünkü yüzümü gören yaşayamaz.››--Dijo además--: No podrás ver mi rostro, porque ningún hombre me verá y quedará vivo
Ancak, yüzümü görmene izin veremem. Çünkü yüzümü gören yaşayamaz.››Domnul a zis: ,,Faţa nu vei putea să Mi -o vezi, căci nu poate omul să Mă vadă şi să trăiască!``
Ancak, yüzümü görmene izin veremem. Çünkü yüzümü gören yaşayamaz.››E disse mais: Não poderás ver a minha face, porquanto homem nenhum pode ver a minha face e viver.
Ancak, yüzümü görmene izin veremem. Çünkü yüzümü gören yaşayamaz.››In reče: Ne moreš videti obličja mojega, zakaj človek me ne more videti in ostati živ.
Ancak, yüzümü görmene izin veremem. Çünkü yüzümü gören yaşayamaz.››I rzekł: Nie będziesz mógł widzieć oblicza mego; bo nie ujrzy mię człowiek, aby żyw został.