Başta buna bir anlam veremez.Zakaj se od začetka ne uresniči?
I. İzzeddin Keykavus, ikinci kez Halep üzerine sefer hazırlığı yaptığı sırada vereme yakalandı.Z Artemisom Fowlom II. se prvič sreča, ko jo ta ugrabi.
Bacillus Calmette-Guérin (ya da Bacille Calmette-Guérin, BCG) veya verem aşısı.Cepivo BCG (BCG je okrajšava za bacille Calmette-Guérin, Calmette-Guérinov bacil) je cepivo proti tuberkulozi.
Ancak, Sanel Jahic istenileni veremedi.Polkovnik Jeanningros ni mogel drugega kot privoliti.
Ama Mimi çok ağır verem hastasıdır ve ölümü yakındr.Kristina hudo zboli in vsi se bojijo za njeno življenje.
Aynı yıl, verem hastası olduğundan Fransa ordusuna kabul edilmedi.Od tedaj ni imel nobenih problemov s sprejetjem pokojnine francoske države.
Ancak, Chelsea 'de isteneni veremeyince eski kulübü Milan'a kiralık olarak verildi.Ko se z Olimpijo ni uvrstil v končnico, ga je klub posodil v Švico k moštvu EHC Biel.
1864'te tıp sınavlarını veremeyince, tam zamanlı ressamlığa başladı.Po medicinos studijų, kurias baigė 1864 m. jis pradėjo tapyti visą laiką.
Çok sevdiği ve etkilendiği annesinin veremden ölümü onu çok etkiledi.Prarasti mamą, kuri užaugino ir rūpinosi buvo didelis smūgis.
Vergi veremeyen insanlar borç almak zorunda kaldı.Spaustuvininkai nenorėjo kredituoti, reikalaudami sumokėti skolas.
Hayatı Paris'te veremden dolayı son bulmuştur.Ji buvo nelaiminga kai turėjo gyventi ne Paryžiuje.
Tom basit sorulara bile cevap veremedi.Tomas negalėjo atsakyti net į paprastą klausimą.
Tom dünkü testte bile bir soruya bile cevap veremedi.Tomas negalėjo atsakyti nei į vieną klausimą vakarykščiame teste.
Sana izin veremem.Aš tau negaliu leisti.
1882 - Robert Koch, verem hastalığına neden olan bakteriyi (mycobacterium tuberculosis) keşfettiğini duyurdu.1882 – Dr. Robert Koch tuvastas tuberkuloosi põhjustava bakteri.
Çocuklardan hiç birisi sorulara doğru cevap veremediler.Ükski kolmest mängijast ei vastanud ühelegi küsimusele valesti.
Ona göre "bilimin bize veremeyeceğini başka bir yerde aramak bir yanılsamadır".Illusioon oleks arvata, et mida teadus meiele ei suuda anda, võime saada mujalt."
0- Bir robot insanlığa zarar veremez veya hareketsiz kalarak insanlığın zarar görmesine izin veremez.Robot ei tohi oma tegevuse või tegevusetusega inimkonnale kahju teha.
Nikolay, 2017'de hastaneye kaldırıldı, hastalığı nedeniyle konser veremedi.2001. aasta detsembris viidi krahvinna haiglasse, kuna ta ei tundnud ennast hästi.
Kimse buna bir anlam veremedi.Keegi ei saanud seda mõistusega võtta.
Alkolik içki müptelası olmuştu ve veremden müztarıptı.Isa oli alkohoolik, kes jõi kogu varanduse maha.
1988 yılından beri de, bir kişi bile veremden hayatını kaybetmedi.1988년이래로, 결핵으로 단 한 사람도 죽지 않았습니다.
1988 yılından beri de, bir kişi bile veremden hayatını kaybetmedi.Geen een.
1988 yılından beri de, bir kişi bile veremden hayatını kaybetmedi.מאז 1988, לא נפטר איש משחפת, אפילו לא אדם אחד.
1988 yılından beri de, bir kişi bile veremden hayatını kaybetmedi.منذ 1988، لم يفقدوا ولا شخص واحد بسبب السُل، ولا شخص.
1988 yılından beri de, bir kişi bile veremden hayatını kaybetmedi.他にも保健に関する目覚ましい成果をあげています
48 Numara, yerli yersiz konuşmana izin veremeyiz.Du får inte prata bredvid mun, nummer 48.
48 Numara, yerli yersiz konuşmana izin veremeyiz.Du kan ikke gå rundt og være så åbenmundet, nr. 48.
48 Numara, yerli yersiz konuşmana izin veremeyiz.Não. 48, não podes falar sem ser na tua vez.
48 Numara, yerli yersiz konuşmana izin veremeyiz.Nro 48, et saa puhua, kun ei pidä.
48 Numara, yerli yersiz konuşmana izin veremeyiz.Número 48, no hables cuando no te toca.
48 Numara, yerli yersiz konuşmana izin veremeyiz.Numero 48, non puoi parlare quando non è il tuo turno.
48 Numara, yerli yersiz konuşmana izin veremeyiz.Numerze 48, nie możemy ci pozwolić mówić poza kolejnością.
48 Numara, yerli yersiz konuşmana izin veremeyiz.Νο. 48, κακώς μιλάς πριν έρθει η σειρά σου.
48 Numara, yerli yersiz konuşmana izin veremeyiz.Номер 48, нельзя говорить, когда тебя не спрашивают.
65'te verem tedavisine iyi geldiği서기 65년 로마의 디오스코리데스에 의해
65'te verem tedavisine iyi geldiği Dioscorides tarafından tespit edilmiş bir mantar.Dioscorides kuvaili sitä tuberkuloosin hoitokeinona.
65'te verem tedavisine iyi geldiği Dioscorides tarafından tespit edilmiş bir mantar.Po raz pierwszy opisał je Dioskurydes w 65r. n.e. jako lekarstwo przeciwko gruźlicy.
65'te verem tedavisine iyi geldiği Dioscorides tarafından tespit edilmiş bir mantar.Диоскорид впервые описал его в 65 году нашей эры в качестве средства от чахотки.
65'te verem tedavisine iyi geldiğiדיוסקורידס דיווח עליה לראשונה
65'te verem tedavisine iyi geldiğiالذي كان أول ما وصفه دياسقوريدوس في العام ٦٥
65'te verem tedavisine iyi geldiği古代の肺病の治療薬です
AIDS ve verem hastalarına doğru tanı konması ve bu kişilerin ilaçlarını düzenli almaları sağlanıyor.AIDS와 TB에 걸린사람들이 제데로 진단되었는지, 또 그들이 약을 정기적으로 먹는지 그리고 한발나아가
AIDS ve verem hastalarına doğru tanı konması ve bu kişilerin ilaçlarını düzenli almaları sağlanıyor.מוודא שאנשים חולי איידס או שחפת מאובחנים כראוי ונוטלים את התרופות שלהם באופן קבוע,
AIDS ve verem hastalarına doğru tanı konması ve bu kişilerin ilaçlarını düzenli almaları sağlanıyor.والتأكد من أن المصابين بالإيدز أو السُل يتم تشخصيهم بصورة صحيحة ويأخذون عقاقيرهم بصورة راتبة،
AIDS ve verem hastalarına doğru tanı konması ve bu kişilerin ilaçlarını düzenli almaları sağlanıyor.規則正しく薬を飲めるようにし 健康教育やきれいな水 そして公衆衛生の喚起に取り組んで
Albay, Envy'yi öldürmenize izin veremem.Colonnello, non posso permetterle di uccidere Envy.
Albay, Envy'yi öldürmenize izin veremem.Coronel, não posso permitir que mate o Envy.
Albay, Envy'yi öldürmenize izin veremem.Coronel, no puedo permitir que mate a Envy.
Albay, Envy'yi öldürmenize izin veremem.Eversti, en anna sinun tappaa Envyä.
Albay, Envy'yi öldürmenize izin veremem.Jag kan inte låta dig döda Envy, överste.
Albay, Envy'yi öldürmenize izin veremem.Jeg kan ikke lade dig dræbe Envy, oberst.
Albay, Envy'yi öldürmenize izin veremem.Pułkowniku, nie pozwolę panu zabić Envy'ego.
Albay, Envy'yi öldürmenize izin veremem.Συνταγματάρχη, δεν μπορώ να σε αφήσω να σκοτώσεις τον Ένβι.
Albay, Envy'yi öldürmenize izin veremem.Полковник, я не могу позволить вам убить Зависть.
Ama bazen rahatsız edici şeylerden bahsediyorlar. " Birisinin evde çalışmasına izin veremem.Aber oft zählen sie Ablenkungen auf. "Ich kann niemanden zu Hause arbeiten lassen.
Ama bazen rahatsız edici şeylerden bahsediyorlar. " Birisinin evde çalışmasına izin veremem.Ale często managerowie wyliczają rozpraszacze. "Nie mogę pozwolić komuś pracować w domu.
Ama bazen rahatsız edici şeylerden bahsediyorlar. " Birisinin evde çalışmasına izin veremem.A menudo mencionan distracciones: "No puedo dejar que trabajen desde la casa.
Ama bazen rahatsız edici şeylerden bahsediyorlar. " Birisinin evde çalışmasına izin veremem.Dar de multe ori, vor cita factorii perturbatori. "Nu pot sa las pe cineva sa lucreze de acasa.
Ama bazen rahatsız edici şeylerden bahsediyorlar. " Birisinin evde çalışmasına izin veremem.De túl gyakran hivatkoznak a zavaró tényezőkre. "Nem engedhetem, hogy valaki otthon dolgozzon.