Annesini sekiz yaşında veremden kaybetti ve ailesi Basel'e taşındı.Hans mor døde af tuberkulose, da han var otte år gammel, og familien flyttede til Zürich.
Çalışmak ya da üniversiteye gitmek arasında karar veremiyorum.Hun kan ikke blive enig med sig selv om hun skal få sig et arbejde eller begynde på universitetet.
Cevap veremedim.Jeg kunne ikke svare.
ABD ilk yıllarında bir cumhuriyet olmasına rağmen zenciler ve kadınlar oy veremezdi.)Til å begynne med var det ikke noe fastlagt opplegg (program) i møtene.
Müttefik Devletler 3 Eylül'de Almanya'ya savaş ilan ettiler, ancak işe yarar bir destek veremediler.De allierte erklærte krig mot Tyskland på 3. september, men uten å sende noen fysisk støtte.
Hatta onlara en ufak bir zarar bile veremez.Ei heller vil han tilstå for å oppnå kortere straff.
Genç yaşta (42) verem hastalığından vefat etti.Han døde i forholdsvis ung alder (42 år) av tuberkulose.
Theseus bu bilmeceye doğru cevap veremez.Tveteraas oppgir ikke kilde for denne opplysningen.
Nikolay, 2017'de hastaneye kaldırıldı, hastalığı nedeniyle konser veremedi.Hinohara ble innlagt på sykehus i mars 2017, men nektet å få livsforlengende behandling.
Kazazede aniden cevap veremeyince Yılan onun konutunu elinden alır.Dersom en kjørekar ikke lystret henne, fikk han kjenne knortekjeppen på ryggen.
1882 - Robert Koch, verem hastalığına neden olan bakteriyi (mycobacterium tuberculosis) keşfettiğini duyurdu.1882 - Robert Koch mengumumkan penemuan bakteri yang menyebabkan penyakit TBC.
Babası 15 Kasım 1896 tarihinde veremden öldü.Ayahnya meninggal karena tuberkulosis pada tanggal 15 November 1896.
Mycobacterium tuberculosis, verem (tüberküloz) hastalığına yol açan bakteridir.Mycobacterium tuberculosis adalah bakteri penyebab penyakit tuberkulosa.
Size karşılık veremem.Ia tidak dapat menjawab.
Ancak hükümet buna izin veremezdi.Namun pemerintah seperti tidak mau mengizinkan.
"Touie" diye hitap ettiği Louisa vereme yakalandı ve 4 Temmuz 1906'da vefat etti.Louisa menderita tuberkulosis dan meninggal pada tanggal 4 Juli 1906.
Benim öküzler doğrudan doğruya ırmağa gitti, onlara yön veremedim.Burung tak dapat dicegah dari menyanyi, genderang tak dapat dicegah dari bertalu.
Bu durum tamamen nefes verememeyle sonuçlanır.Hal ini menyebabkan kesulitan saat menghembuskan napas dengan sepenuhnya.
Ülke kendi şarkısına oy veremez.)Bukan dia tidak bisa (membawakan lagu serius).
Başta buna bir anlam veremez.Awalnya benda itu luput mengenainya.
Sovyet hava taarruz unsurları, düşmanın ani manevrasına yeterince hızlı karşılık veremedi.Không quân Xô Viết không phản ứng đủ nhanh để ngăn chặn các hành động bất ngờ của đối phương.
James bu olaya bir anlam veremez ama yine de bakmalıyım diyerek Silent Hill adlı kasabaya gider.James tỏ vẻ hoài nghi nhưng anh vẫn quyết định quay trở lại Silent Hill để tìm ra sự thật.
Siz insana yeteneği veremezsiniz, siz insana kapasite veremezsiniz.Không thể cho người khác cái gì mà bạn chưa có được.
Princip, 28 Nisan 1918'de verem hastalığından ötürü hücresinde öldü.Ông qua đời trong tù vì bệnh viêm phổi ngày 28 tháng 4 năm 1918.
2 sezon burada kalan oyuncu beklentileri verememiştir.Hai giám khảo từ mùa trước đó đã không giữ được vị trí của họ.
İlk filmdeki tadı hiç veremiyor..." diye yazdı.Vì thế bộ phim truyện đầu tay của chúng tôi đã thất bại...".
Abel 1829 yılında, yirmi altı yaşındayken, verem sebebiyle hayatını kaybetti.Vào 6 tháng 4 năm 1829, Abel qua đời khi mới được 28 tuổi.
Bu grupta bulunan herkes gerçekleri tümüyle bilmedikleri için doğru dürüst cevap veremezler.Thứ nhất là vì không ai có thế có toàn bộ thông tin chính xác.
Oysa büyücüler, Allah'ın izni olmadan hiç kimseye zarar veremezler.それでも物によっては魔術で叶えるとコストが割に合わない場合がある。
ABD ilk yıllarında bir cumhuriyet olmasına rağmen zenciler ve kadınlar oy veremezdi.)一般の人間(庶人)や奴隷などは初めから数に含まれていないのである。
Müttefik Devletler 3 Eylül'de Almanya'ya savaş ilan ettiler, ancak işe yarar bir destek veremediler.ポーランドの同盟国も9月3日にドイツに宣戦布告を行ったが、有効な支援を行ったとは言い難かった。
İyi ağaç kötü meyve, kötü ağaç da iyi meyve veremez.なお正解者には難易度に見合わない粗品が贈られる。
Daha sonraki yayınlar ise, bu sebeple okurun su yüzüne çıkmış beklentilerine karşılık verememiştir.そこに至るまでについて後に貴源治は「稽古場で言われたことが素直に出来なかった。
Ölüm nedeni kesin olarak bilinmemekle beraber, verem üstünde durulmaktadır.本当の自分が死んでいることを知った彼は、精神の均衡が保てなくなり廃人と化した(耐えられるだけの精神力がないように設定されていたため)。
Yakalandığı verem hastalığından kurtulamayarak 1920 yılında öldü.病気により保釈された直後の1922年に亡くなった。
Ülke kendi şarkısına oy veremez.)歌は歌っていない)。
Johnny bu duruma anlam veremez.トニーはそれが何を意味するのか分からなかった。
Seyit onbaşı 1939 yılında verem hastalığı yüzünden hayatını kaybetti. ^ hikâyesiワイドナー宣教師は、病気により1939年死去した。
Evlendikten kısa bir süre sonra kemik veremi hastalığına yakalandı.結婚後まもなく、彼女は家畜泥棒で身柄を拘束された。
II. Yezîd 724’te veremden öldü.K子が失踪して224日目。
Ancak hükümet buna izin veremezdi.単一政府はそれをやってのけなかった。
Beni arayıp yer verip veremeyeceğimizi sordular.」と聞かれ答えられなかった。
Fakat buna izin veremeyecek bir kuruluş vardır.しかし我々はそれを許されていない存在である。
Sağlık ocağı mevcut olup görevli personel olmaması nedeniyle hizmet verememektedir.保健委員がいないため、彼が塩谷を手伝っている。
Ancak konserlerde isteneni veremiyordu.コンサートに来れなくて残念だわ。
Tedavi ile iyileşme görülen hastalar Verem Savaş Dispanseri 'ne kontrole giderler.赤痢治療のため残留した隊員は地上戦で玉砕。
Entler elleriyle sert taşları parçalara ayırabildikleri halde onlar bile kuleye zarar verememişlerdir.またトゲを踏んでも触ってもダメージを受けない。
Diğerleri ise saklanmaya devam ettiler ya da reaksiyon veremeyecek kadar şoktaydılar.中には、ショックのあまりに失神して最後まで解答できなかった人もいた。
Ancak Çağlar bu maçta bekleneni verememiş ve maçın sonlarına doğru hafif bir sakatlık geçirmiştir.フォーム自体に問題はないのだが、遅くしたときの制球に問題がある。
Bu durum tamamen nefes verememeyle sonuçlanır.全く息を吸わずに活動できる。
Orwell, romanı İskoçya'da verem ile boğuşurken 1947-1948 yılları arasında yazmıştır.オーウェルは1944年にはこの小説のテーマ部分を固めており、結核に苦しみながら1947年から1948年にかけて転地療養先の父祖の地スコットランドのジュラ島でほとんどを執筆した。
Oysa büyücüler, Allah'ın izni olmadan hiç kimseye zarar veremezler.並非出身於魔術師世家。
Eddington durmuş ve hiçbir cevap verememiştir.”愛丁頓停頓了一下,無法回答。
Almanlar hemen bir yanıt veremedi.荷兰人并未立即答复。
1864'te tıp sınavlarını veremeyince, tam zamanlı ressamlığa başladı.1864年他的医药考试没有通过,从此就全心绘画。
Ancak hükümet buna izin veremezdi.政府不许可这事。
Siz insana yeteneği veremezsiniz, siz insana kapasite veremezsiniz.你沒有資格跟我在一起,你沒有資格和任何人在一起。
Beni arayıp yer verip veremeyeceğimizi sordular.有人问他,闭口不肯说话。
Böylelikle gece kurta dönüştüğünde kimseye zarar veremeyecektir.她們一旦受感染,將沒法根治。
Bana zarar veremezsin.無能害我身。