Ana içeriğe geç
Sözlük

verem ile cümle

verem kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Başkan Yardımcısı 2 dönemden fazla hizmet veremez.Nimeni nu poate servi în calitate de președinte pentru mai mult de două mandate.
CDC verem sayfası Dünya Sağlık Örgütü sayfası WHO Türkiye verem raporu ^WHO ICD-10 Homepage Pagina oficială a ICD la Organizația mondială a sănătății.
Çocuklardan hiç birisi sorulara doğru cevap veremediler.Întrebând mai multe persoane, nici una nu a reușit să îi dea răspunsul în întregime.
Evlendikten kısa bir süre sonra kemik veremi hastalığına yakalandı.Cu puțină vreme înainte de nuntă s-a îmbolnăvit grav de tuberculoză.
Alkolik içki müptelası olmuştu ve veremden müztarıptı.Existența i-a fost marcată și de alcool, pentru care avea o slăbiciune.
Ama veremden muzdaripdi ve sıhhati gayet fena idi.A dobândit cunoștințe medicale și s-a vindecat complet.
Vergi veremeyen insanlar borç almak zorunda kaldı.Cei care nu acceptau convertirea erau obligați să plătească taxe.
Ancak Yıldırım büyüsü aynı hasarı veremez.Vraja fulgerului nu are efect pe depozite.
Bu mektuba bir anlam veremiyorum.Nu pot da un sens acestei scrisori.
Tom dünkü testte bile bir soruya bile cevap veremedi.Tom, chiar și la testul de ieri, nu a putut răspunde la nici măcar o întrebare.
Ben herhangi bir söz veremem.Nu pot face nicio promisiune.
Talebinize düşünmeden yanıt veremem.Nu pot să răspund la solicitarea dumneavoastră, fără să mă gândesc.
Talebinize düşünmeden yanıt veremem.Nu pot răspunde solicitării dumneavoastră, fără sa mă gândesc.
Talebinize düşünmeden yanıt veremem.Nu pot să răspund la solicitarea voastră, fără să mă gândesc.
Genç hiç cevap veremez.A gyermek nem válaszol.
Bana zarar veremezsin.Engem nem szenvedhetett.
1882 - Robert Koch, verem hastalığına neden olan bakteriyi (mycobacterium tuberculosis) keşfettiğini duyurdu.1882 - Robert Koch azonosítja a tbc-t okozó baktériumot.
İlk filmdeki tadı hiç veremiyor..." diye yazdı."I Never Lied to You" 1. felvétel.
Babası aileyi 1810 yılında terketti, annesi de bir yıl sonra veremden öldü.1810-ben apja elhagyta a családot, anyja egy évvel később tuberkulózisban meghalt.
Almanlar hemen bir yanıt veremedi.A németek az ütegen nem értek el közvetlen találatot.
İkincisi ise kulenin hemen önüne düştü ama ağır hasar veremedi.Eközben valahogy beleesett egy kútba, de nem sérült meg.
Fakat Goethe’nin bu romanı, beklentilerine karşılık verememiştir.Az ottani ÁVO-s fogadtatás azonban szertefoszlatta reményeiket.
Ancak hükümet buna izin veremezdi.Ezt azonban a magyar kormány nem engedélyezte.
Genç yaşta (42) verem hastalığından vefat etti.42 éves korában hunyt el Pesten gümőkór következtében.
Kinadon isimli bu Spartalı, isyana sebebiyet veremeden yakalanmıştı.Kínában üldözték az egyházat könyörület nélkül.
Vadinin kime ait olduğuna devlet görevlileri de karar veremezler.Nem dönthető el, hogy az Apor patak melyikkel lenne azonosítható.
1882 - Robert Koch, verem hastalığına neden olan bakteriyi (mycobacterium tuberculosis) keşfettiğini duyurdu.1882 – Robert Koch ilmoitti löytäneensä tuberkuloosia aiheuttavan bakteerin (mycobacterium tuberculosis).
0- Bir robot insanlığa zarar veremez veya hareketsiz kalarak insanlığın zarar görmesine izin veremez.Robotti ei saa vahingoittaa ihmiskuntaa tai laiminlyönnein tuottaa ihmiskunnalle vahinkoa.
Size karşılık veremem.Anteeksi ei voi antaa.
Ancak hükümet buna izin veremezdi.Hallitus ei suostunut tähän.
Vereme karşı kullanılan Bacillus Calmette-Guerin (BCG) aşısını keşfetti.Erityisesti on tutkittu Bacillus Calmette-Guerin –bakteeria (BCG).
(İngiltere yeterli sayıda öğrenciye sınavı veremediğinden uluslararası karşılaştırmaya dahil edilmemiştir.)(Luvuissa ei ole mukana opiskelijoita.)
Mycobacterium tuberculosis, verem (tüberküloz) hastalığına yol açan bakteridir.Mycobacterium tuberculosis on mykobakteereihin kuuluva bakteeri, joka aiheuttaa tuberkuloosia.
İsimsiz başkahraman tıpkı yazar gibi kemik veremine yakalanmıştır.Haanpään jälkimainetta on tukenut hänen maineensa kirjailijoiden suosimana kirjailijana.
Vergi veremeyen insanlar borç almak zorunda kaldı.Sen mukaan ihmisten, jotka eivät maksaneet veroja, oli oltava jonkun veroamaksavan palveluksessa.
2 sezon burada kalan oyuncu beklentileri verememiştir.Loppukaudesta kaksi jäljellä ollutta pelaajaa jouduttiin irtisanomaan.
Kendisinde verem hastalığı muzdarip olunca sıcak iklimlerde bulunması için Kırım'a taşınmıştır.Hän sairasti tuberkuloosia ja siirtyi sairautensa vuoksi Krimin lämpimämpiin ilmasto-olosuhteisiin.
Tom, nereden başlayacağına karar veremedi.Tom ei osannut päättää, mistä aloittaisi.
Tom'un ölmesine izin veremeyiz.Me emme voi antaa Tomin kuolla.
Başkan Yardımcısı 2 dönemden fazla hizmet veremez.Ο πρόεδρος δεν μπορεί να υπηρετήσει για πάνω από δύο θητείες.
Evlendiği eşini de annesi gibi verem nedeniyle yitirdi.Κάνει έκτρωση και συγχωρεί τη μητέρα της όσο μπορεί.
İkincisi ise kulenin hemen önüne düştü ama ağır hasar veremedi.Πρώτος ένας από τους Κάσκες τον κτύπησε στον αυχένα αλλά η πληγή δεν ήταν σοβαρή.
Verem hastalığından orada 17 Mart 1862'de ölmüştür.Πέθανε από αυτή την ασθένεια στις 22 Μαρτίου 1761.
Sağlık ocağı mevcut olup görevli personel olmaması nedeniyle hizmet verememektedir.Δηλαδή, δεν υπάρχει επιβάρυνση στο ασφάλιστρο επειδή διαμεσολαβεί ο πράκτορας.
Grup, tarzına tam olarak bir isim verememektedir.Το Σύνολο △ {\displaystyle \triangle } δεν έχει συγκεκριμένο όνομα.
Beni arayıp yer verip veremeyeceğimizi sordular.Ζητούσα νερό και δεν μου δίνανε.
Princip, 28 Nisan 1918'de verem hastalığından ötürü hücresinde öldü.Princip døde den 28. april 1918 af tuberkulose i celle nr. 1.
Dünya Sağlık Örgütü, Kamboçya nüfusunun 64%'ünün verem mikro bakterisini taşıdığını açıklamıştır.WHO anslår at 64% af alle cambodjanere er bærere af bakterien tuberculosis mycobacterium.
1882 - Robert Koch, verem hastalığına neden olan bakteriyi (mycobacterium tuberculosis) keşfettiğini duyurdu.1882 – Videnskabsmanden Robert Koch meddeler at have fundet den bakterie, som forårsager tuberkulose.
Prens cevap veremeden düşünceye dalar ve Turandot onu alaya alır.Mens prinsen tænker, håner Turandot ham.
Dünya Sağlık Örgütü'ne göre, Kamboçya dünyanın en ciddi verem vakalarının yaşandığı 22 ülkeden biridir.Cambodja er et af de 22 lande, der af WHO er noteret som værende svært bebyrdet af tuberkulose.
Orwell, romanı İskoçya'da verem ile boğuşurken 1947-1948 yılları arasında yazmıştır.Orwell skrev det meste af romanen på den skotske ø Jura fra 1947 til 1948 på trods af alvorlig sygdom.
Diğerleri ise saklanmaya devam ettiler ya da reaksiyon veremeyecek kadar şoktaydılar.Tropperne var blevet slået på flugt, eller var så fortumlede at de ikke kunne gøre effektiv modstand.
Sudan'da hala yaygın olarak görülen hastalıklar verem, Kala-azar, menenjit, kolera, sıtma ve kızamık tır.Almindelige sygdomme i Sudan inkluderer tuberkulose, Kala Azar, meningitis, mæslinger, kolera og malaria.
Altı yıl sonra annesi de veremden öldü.Året efter døde hans far, seks år senere døde hans mor.
Çocuklardan hiç birisi sorulara doğru cevap veremediler.Ingen vovede åbent at tale om problemerne.
Ne kadar uğraşsa da dikkatini bir türlü kitaba veremez.Intet hjalp, da han ikke kunne koncentrere sig om at læse.
Fakat buna izin veremeyecek bir kuruluş vardır.Der er dog intet forbud mod at gøre det.
Ancak Yıldırım büyüsü aynı hasarı veremez.Genopvarmning giver dog ikke det samme problem.
Mary defalarca hamile kalsa da düşük yaptı ve krallığa bir veliaht veremedi.Hun var gravid og må have bedraget kongen.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod
verem ile cümle - Sayfa 20 - verem kelimesiyle örnek cümleler | KKTC App