Soruna yanıt veremem.Ik kan uw vraag niet beantwoorden.
Öylece çekip gitmene izin veremeyiz.We kunnen je niet zomaar laten gaan.
Ne alıp veremeyeceği var?Wat gaat het hem aan?
Ne alıp veremiyorsun onunla?Wat is er mis tussen jou en hem?
Sorunuza cevap veremem.Ik kan uw vraag niet beantwoorden.
Geçmene izin veremem.Ik kan je niet laten passeren.
Johnny bu duruma anlam veremez.Johnny nie miał wyboru.
O da arkadaşı Rüştü Onur gibi veremden öldü.Pragnął jedynie umrzeć otoczony chwałą.
1864'te tıp sınavlarını veremeyince, tam zamanlı ressamlığa başladı.Po zdaniu końcowych egzaminów medycznych w 1864 r. zajął się wyłącznie malarstwem.
Ama Mimi çok ağır verem hastasıdır ve ölümü yakındr.Do poety właśnie powróciła Mimi; jest śmiertelnie chora.
Ancak hükümet buna izin veremezdi.Nasz rząd na to się nie zdobył.
Babası aileyi 1810 yılında terketti, annesi de bir yıl sonra veremden öldü.Ojciec opuścił rodzinę w 1810 roku, a matka zmarła rok później na gruźlicę.
Hele hele Narvik gibi çok fazla kuzeyde yer alan bir kentte bunların olmasına ihtimal veremiyorlar.Mam nadzieję, że uda mi się zdobyć więcej bramek, takich jak ta zdobyta przeciwko Norwich.
1924 - Verem aşısı, Albert Calmette ve Camille Guérin isimli iki Fransız araştırmacı tarafından keşfedildi.We Francji zajęła się badaniami nad gruźlicą pod kierunkiem Alberta Calmette'a i Camille'a Guérina.
Doktor hızlı ilerleyen verem teşhisi koydu ve ona birkaç aylık ömrü kaldığını söyledi.Lekarz informuje go, że ma nowotwór mózgu i zostało mu kilka miesięcy życia.
Başkan Yardımcısı 2 dönemden fazla hizmet veremez.Ta sama osoba nie może być Rzecznikiem dłużej niż przez dwie kolejne kadencje.
Onu sevdim, bu yüzden ona az yer veremezdim."Przepadałam za nią; nie było chyba nikogo, kto by za nią nie przepadał”.
Türkiye Verem Savaş Derneği’nin kurucusu ve önderidir.Formuje i przewodzi Państwowej Radzie Bezpieczeństwa Turkmenistanu.
1882 - Robert Koch, verem hastalığına neden olan bakteriyi (mycobacterium tuberculosis) keşfettiğini duyurdu.W roku 1882 Robert Koch odkrył z pomocą mikroskopu bakterie gruźlicy.
Collins 1989 da verem oldu ve 23 Ocak 1990’da öldü.W roku 1969 został rencistą, a 9 stycznia 1980 zmarł.
Evlendikten kısa bir süre sonra kemik veremi hastalığına yakalandı.Wkrótce po ślubie zachorował na wodniaka jądra.
Çocuklardan hiç birisi sorulara doğru cevap veremediler.Przed laty nikt nie pytał wprawdzie dzieci o zdanie.
3 Şubat 1820'de ilk kez kan kustu ve veremi artık ölümcül bir noktaya geldi.20 lutego 1891 złożył śluby zakonne i 11 października 1891 otrzymał święcenia prezbiteriatu.
Levene peşin para veremez ve herhangi bir ipucu alamadan uzaklaşır.Po zainkasowaniu pieniędzy A znika bez śladu.
Almanlar hemen bir yanıt veremedi.Niemcy nie odpowiedzieli.
Hiçbir şeye söz veremem fakat elimden geleni yapacağım.Nic nie mogę obiecać, jednak zrobię co w mojej mocy.
Vézina'ya verem teşhisi koyuldu ve 27 Mart 1926'da öldü.Vézina diagnostiserades med tuberkulos och avled 27 mars 1926.
Ancak hükümet buna izin veremezdi.Presidenten beviljade dock inte detta.
Aynı yıl Napoléon kendisine çocuk veremiyen Joséphine'den ayrıldı.Detta var samma år som József uppenbarligen hade skaffat sig en älskarinna.
Grup, tarzına tam olarak bir isim verememektedir.Detta för att få ett helt unikt namn på sitt företag.
Kendi hayatına kendi yön verememiş, başkalarının istediği bir insan olarak hayatını sürdürmüştür.Hon planerar att stanna hos honom för resten av livet, oavsett vad hennes pappa säger.
Doktor hızlı ilerleyen verem teşhisi koydu ve ona birkaç aylık ömrü kaldığını söyledi.Hans läkare gav honom diagnos att han hade en begränsad tid kvar att leva.
Bir daha konser veremedi, derin bir bunalıma düştü.Han lyckades dock inte upprepa succén och föll snart i glömska.
Almanlar hemen bir yanıt veremedi.Німці відповіли майже відразу.
Robert Koch tıbbi mikrobiyolojide bir öncü olmuş, kolera, şarbon ve verem üzerinde çalışmıştır.Роберт Кох був піонером медичної мікробіології, працюючи з такими хворобами, як холера, сибірка і туберкульоз.
Bana zarar veremezsin.Я тобі зла не зроблю.
1846'da anneleri veremden ölünce, Peter ve kardeşleri daha katı olan babaları tarafından büyütülür.Після смерті матері 1546 року став опікуном своїх молодших братів та сестер.
Böylece saldırı sona erinceye kadar meşru isteklere yanıt veremez.Схоже поліцай хотів до останнього не здаватись.
Tom, Mary'ye cevap veremedi.Том не зміг відповісти Мері.
Onun tekrar olmasına izin veremeyiz.Ми не можемо допустити, щоб це трапилося знову.
1882 - Robert Koch, verem hastalığına neden olan bakteriyi (mycobacterium tuberculosis) keşfettiğini duyurdu.1882 – Robert Koch oznámil objevení bakterie způsobující tuberkulózu.
1864'te tıp sınavlarını veremeyince, tam zamanlı ressamlığa başladı.Poté, co v roce 1864 dostudoval medicínu, začal malovat na plný úvazek.
Ülke kendi şarkısına oy veremez.)Píseň nemá vlastní videoklip.).
Bu yasalar: 1. Yasa, Bir robot bir insana zarar veremez.Tyto modifikované zákony zní: Robot nesmí ublížit člověku.
Almanlar hemen bir yanıt veremedi.Na jejich sílu nedokázali Němci žádným způsobem odpovědět.
Robert Koch tıbbi mikrobiyolojide bir öncü olmuş, kolera, şarbon ve verem üzerinde çalışmıştır.Robert Koch byl průkopníkem v oblasti lékařské mikrobiologie a studoval původce cholery, TBC a anthrax.
İyi ağaç kötü meyve, kötü ağaç da iyi meyve veremez.Jenže marná sláva, spíš to bude šťáva zakázanýho ovoce!"
Buradaki en önemli nokta, antrenörlerin kendi takımlarındaki hiçbir oyuncuya oy verememesidir.Nikdo nesmí hlasovat pro trenéra z vlastního týmu.
Cezasının yedi yılını çektikten sonra baş gösteren verem hastalığından ötürü tahliye edildi.Po sedmi letech ho pro duševní chorobu propustili.
Ancak hükümet buna izin veremezdi.Režim jí to však nedovolil.
1901 yılında ders veremeyecek kadar hastalandı.Ze zdravotních důvodů začala učit až v roce 1900.
Hayatı Paris'te veremden dolayı son bulmuştur.To byl jeden z důvodů proč v Paříži skončil.
0- Bir robot insanlığa zarar veremez veya hareketsiz kalarak insanlığın zarar görmesine izin veremez.Ten říká: 1) Robot nesmí ublížit člověku nebo svou nečinností dopustit, aby bylo člověku ublíženo.
İlk eşi Devora Jonas 1891 yılında veremden hayatını kaybedince beş çocuğuyla yalnız kaldı.Jeho první manželka Dvora (rozená Jonasová) zemřela v roce 1891 na tuberkulózu a zanechala mu pět malých dětí.
Kendisinde verem hastalığı muzdarip olunca sıcak iklimlerde bulunması için Kırım'a taşınmıştır.Protože onemocněl tuberkulózou, odjel na ozdravný pobyt na Krym.
Alkolik içki müptelası olmuştu ve veremden müztarıptı.Muslimský pokladní nemusí prodávat alkohol, svolil řetězec.
Diğerleri ise saklanmaya devam ettiler ya da reaksiyon veremeyecek kadar şoktaydılar.Ostatní mohli být strženi ve snaze pomoci mu a nedokázali se vrátit k neosvětlenému stanu.
Bana zarar veremezsin.Ție nu-ți voi face nimic.
Ölüm nedeni kesin olarak bilinmemekle beraber, verem üstünde durulmaktadır.Însă pentru a nu mai creea nedreptate se lasă mort, recunoscându-și greșelile din trecut.
Princip, 28 Nisan 1918'de verem hastalığından ötürü hücresinde öldü.Princip a murit de tuberculoză în Celula nr. 1 pe 28 aprilie 1918.