Onu sana veremem.No te lo puedo dar.
Hangi arabayı alacağıma karar veremiyorum.No logro decidir qué coche comprar.
Bunu yapmana izin veremem.No puedo dejar que hagas esto.
Onlar bana istediğimi veremiyor.Ellos no pueden darme lo que yo quiero.
Karar veremiyor musun?¿No puedes decidirte?
Tom'a istediği her şeyi veremiyorum.No puedo dar a Tom todo lo que quiere.
Dağa mı yoksa denize mi gideceklerine karar veremediler.No logragaban decidir si ir a la montaña o al mar.
Tom'un seninle konuşacağına söz veremem.No puedo prometer que Tom vaya a hablar contigo.
Bunları sana veremem.Estos no te los puedo dar.
Onu şu an sana veremem.Ahora no te lo puedo dar.
Bana kimse emir veremez.Nadie me puede dar órdenes.
Sana hiçbir şey için söz veremem Tom.No te puedo prometer nada, Tom.
1864'te tıp sınavlarını veremeyince, tam zamanlı ressamlığa başladı.Al suspender sus estudios médicos en 1864, comenzó a pintar a tiempo completo.
ABD ilk yıllarında bir cumhuriyet olmasına rağmen zenciler ve kadınlar oy veremezdi.)No se ha estudiado en mujeres embarazadas ni durante la lactancia.
Size karşılık veremem.No puedes salvarme...
Bana zarar veremezsin.No les haremos daño.
0- Bir robot insanlığa zarar veremez veya hareketsiz kalarak insanlığın zarar görmesine izin veremez.Un robot no puede dañar a un ser humano ni, por inacción, permitir que éste sea dañado.
3. Bu sebeple, beşeri tarihin gelecekteki akış yönünü önceden haber veremeyiz.No podemos por tanto predecir el curso futuro de la historia humana.
Ölüm nedeni kesin olarak bilinmemekle beraber, verem üstünde durulmaktadır.Murió debido a un castigo por no tocar los senos de Satomi.
Ancak konserlerde isteneni veremiyordu.Quiero decir, no lo llamarías para hacer conciertos.
Bir daha konser veremedi, derin bir bunalıma düştü.Me di cuenta de que nunca más podría volver a bailar y caí en una gran depresión.
Kimse buna bir anlam veremedi.Nadie podía entender eso.
Ancak hükümet buna izin veremezdi.Que el Gobierno no pudo cometerlo.
30 Nisan 1943'te Londra'da veremden öldü.Falleció el 30 de abril de 1946 en Jena.
Evlendiği eşini de annesi gibi verem nedeniyle yitirdi.Por quién tanto he padecido con su difunta madre.
Sekiz yaşına geldiğinde babası ve iki erkek kardeşini veremden kaybetti.Cuando tenía 2 años, él con sus dos hermanos y hermana perdieron sus padres.
Henry 1831'de yirmi dört yaşında veremden öldü.Henry murió de tuberculosis en 1831 a los veinticuatro años de edad.
Verem hastalığından orada 17 Mart 1862'de ölmüştür.Murió de tuberculosis en Niza el 17 de marzo de 1862.
Bu durum tamamen nefes verememeyle sonuçlanır.Pasé una semana sin poder respirar por completo.
Saskia, Titus'un doğumundan bir sene sonra veremden vefat etti.Luis llega un día después del cumpleaños de Kevin.
Çalışmak ya da üniversiteye gitmek arasında karar veremiyorum.Non riesco a scegliere tra lavorare o andare all'università.
Tom hangi CD'yi dinleyeceğine karar veremedi.Tom non riusciva a decidere quale CD ascoltare.
Sana hiçbir şeyi söz veremem.Non vi posso promettere niente.
Şu anda sana daha fazla ayrıntı veremem.In questo momento non possiamo darti ulteriori dettagli.
Johnny bu duruma anlam veremez.Johnny, a stento ti ho riconosciuto.
Bu rahatsızlıklar nedeniyle eser veremez oldu.Vi ringrazio per il disturbo.
Eğer beylerbeyi vezir değilse hüküm veremezdi.Ma essendo il re stesso parte in causa, non poteva essere giudice.
Eddington durmuş ve hiçbir cevap verememiştir.Bertha resta immobile e non risponde.
Oysa büyücüler, Allah'ın izni olmadan hiç kimseye zarar veremezler.Un Magonò (Squib) è colui che, pur essendo figlio di maghi, non possiede alcuna capacità magica.
Pompey ordusunun kuşatılmasına izin veremezdi.Bouteflika non poteva infatti alienarsi il sostegno dell'esercito.
O da arkadaşı Rüştü Onur gibi veremden öldü.Purtroppo muore ucciso da un suo amico fidato.
Başta buna bir anlam veremez.Inizialmente, ciò non avvenne.
Ama veremden muzdaripdi ve sıhhati gayet fena idi.Gli preparava i pasti, lo curava quando era malato».
Size karşılık veremem.Ma non la posso biasimare.
Kemal Bey, Sarıkamış Olayında cepheye gitmiş, esir düşmüş ve verem hastalığıyla birlikte evine geri dönmüştür.Ora il paziente era ritornato a Mosca, lasciando la moglie in balia di speranza e paura.
Bana zarar veremezsin.Non mi puoi mettere in punizione.
Alman komutan Gerhard von Kamptz, SSCB tarafından talep edilen yazılı teslim belgesini veremedi.L'ammiraglio tedesco von Schreiber arriva per scoprire perché il Capitano non ha risposto al telegramma.
Aynı yıl Napoléon kendisine çocuk veremiyen Joséphine'den ayrıldı.Nello stesso anno successe al nipote Azzo che non lasciava figli.
Kimse doğru cevabı veremedi.Никто не мог дать правильного ответа.
Bir tane sevdiğim aşık olduğum kadın var, ellerimden kayıp gitmesine izin veremem.Я люблю одну женщину и не позволю себе её потерять.
Size o bilgiyi veremem.Я не могу предоставить вам той информации.
Bugün burada uyumanıza izin veremem.Я сегодня не могу вас оставить ночевать.
Ölüm nedeni kesin olarak bilinmemekle beraber, verem üstünde durulmaktadır.Санатсуджата отвечает, что смерть проистекает от заблуждения, а отсутствие невежества есть бессмертие.
ABD ilk yıllarında bir cumhuriyet olmasına rağmen zenciler ve kadınlar oy veremezdi.)О происхождении и ранних годах жизни Унно сведений не сохранилось.
Genç hiç cevap veremez.Дети ничего не могут ответить.
Bu yasalar: 1. Yasa, Bir robot bir insana zarar veremez.В рассказе упомянут 1-й закон робототехники, согласно которому робот не может причинить вреда человеку.
Robert Koch tıbbi mikrobiyolojide bir öncü olmuş, kolera, şarbon ve verem üzerinde çalışmıştır.Роберт Кох, пионер медицинской микробиологии, работал с возбудителями холеры, сибирской язвы и туберкулёза.
Fakat etrafındaki halk, onu anlayamamakta ve anlam verememektedir.Но человек рядом с ней не готов это принять и оценить.
Verem hastası olan yazar kanlı öksürük krizini atlattıktan sonra, tüm ısrarlara rağmen rolünü tamamladı.Милиционер, истекая кровью, до конца выполнил свой долг.
Bu başarının ardından beklentileri verememiş ve 16 Mayıs 2008'de görevine son verilmiştir.Тот не успевал, но обещал прибыть 8 июня.