Ana içeriğe geç
Sözlük

verem ile cümle

verem kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Karar veremedim.Ich konnte mich nicht entscheiden.
Bana zarar veremezsin.Ihr dürft mir nichts tun.
Ayrıca kendisi son savaşta kimin yanında olacağına karar veremez.Doch am Ende der Stunde kann er sich nicht entscheiden, wen er am Leben lassen soll.
Bu dönemde Virginia vereme yakalandı.In dieser Zeit wurde das Staatsgefängnis von Virginia erbaut.
Ancak Mustafa'nın başı ona kesin bir cevap veremez.Papageno allerdings kann ihm keine genaue Antwort auf seine Frage geben.
Ama Mimi çok ağır verem hastasıdır ve ölümü yakındr.Maria ist in der Zwischenzeit schwer erkrankt, und ihr Tod ist nah.
3. Bu sebeple, beşeri tarihin gelecekteki akış yönünü önceden haber veremeyiz."Daher können wir den zukünftigen Verlauf der menschlichen Geschichte nicht vorhersagen."
Bunlardan birine karar veremiyorum.Er kann sich jedoch nicht für eine von ihnen entscheiden.
Princip, 28 Nisan 1918'de verem hastalığından ötürü hücresinde öldü.Schließlich starb er am 28. April 1918 im Gefängnislazarett an Tuberkulose.
Ancak istenen verimi veremeyince çeşitli Anadolu kulüplerine kiralandı.Da er jedoch keine Arbeitserlaubnis bekam, wurde er an verschiedene Klubs verliehen.
0- Bir robot insanlığa zarar veremez veya hareketsiz kalarak insanlığın zarar görmesine izin veremez.Ein Roboter darf keinen Menschen verletzen oder durch Untätigkeit zu Schaden kommen lassen.
Apartmandan dışarı çıkınca sağa mı yoksa sola mı sapacağına bir türlü karar veremez.Dabei ist nicht festgelegt, ob sie nach rechts oder links ausweichen sollen.
Altı yıl sonra annesi de veremden öldü.Nur sechs Jahre später starb seine Mutter.
Mustafa Ural, karısının davranışlarına bir türlü anlam veremez.Monsieur Frenel kann das Verhalten seiner Ehefrau nicht begreifen.
1953 yılında vereme karşı bir antibiyotik keşfetti.1953 entdeckte er ein Antibiotikum zur Bekämpfung von Tuberkulose.
Ve kendisinden beklenileni veremedi ve etkili bir araç olamadı.Es gelang ihm weder eine dauerhafte Anstellung zu finden, noch seine Werke herauszugeben.
Fakat etrafındaki halk, onu anlayamamakta ve anlam verememektedir.Obwohl er einfach ist, kann nicht jeder ihn finden oder verstehen.
Dünya Sağlık Örgütü'ne göre, Kamboçya dünyanın en ciddi verem vakalarının yaşandığı 22 ülkeden biridir.Laut Weltbank steht Lettland auf Rang 22 der unternehmensfreundlichsten Länder.
Böylelikle gece kurta dönüştüğünde kimseye zarar veremeyecektir.Und kein Abend bringet Frieden ihm und Ruh, keine Glocke klinget ihm ein Rastlied zu.
ASCII kodu ile yazılmış bir takım grafikler (şekiller) haricinde resim grafik çıktısı veremezler.Das AlphaSmart konnte außer ASCII-Grafik keine Grafiken anzeigen.
Johnny bu duruma anlam veremez.Johnny versucht die Situation zu erklären.
1882 - Robert Koch, verem hastalığına neden olan bakteriyi (mycobacterium tuberculosis) keşfettiğini duyurdu.1882 beschrieb er unabhängig von Robert Koch den Tuberkulose-Bazillus (Mycobacterium tuberculosis).
Violetta’nın yatak odası Violetta'nin verem hastalığı çok ağırlaşmıştır.Bei der durch Vauban geleiteten Belagerung von Courtrai erkrankte er schwer.
Theseus bu bilmeceye doğru cevap veremez.Anytos kann die Fakten nicht bestreiten.
Sahil bataryaları ise cephaneleri bitmek üzere olduğundan karşılık verememişti.Angeblich soll die Artillerie noch nicht eingetroffen sein.
Ne kadar uğraşsa da dikkatini bir türlü kitaba veremez.In einem Interview gibt er an keine Noten lesen zu können.
Hatta onlara en ufak bir zarar bile veremez.Das nutzte ihm aber wenig.
Başta buna bir anlam veremez.Auf den ersten Blick ist das unverständlich.
Bir daha konser veremedi, derin bir bunalıma düştü.In der festen Überzeugung, nicht mehr schreiben zu können, fiel er in eine tiefe Depression.
Burada da bekleneni verememiştir ver Nisan 2004'te sözleşmesine son verilmiştir.Nachdem er hier auch nicht überzeugen konnte wurde sein Vertrag vorzeitig im April 2008 aufgelöst.
Bu kitabı size ödünç veremem.Je ne peux vous prêter ce livre.
Bir şeye anlam veremiyorum.Quelque chose m'échappe.
Tom'un benimle ne alıp veremediği var?Qu'est-ce que Tom a contre moi ?
Ölüm nedeni kesin olarak bilinmemekle beraber, verem üstünde durulmaktadır.Il apprendra sa mort (jamais élucidée), sans jamais connaître le lieu de l'inhumation.
Bu yasalar: 1. Yasa, Bir robot bir insana zarar veremez.Nouvelle Première Loi : Un robot ne peut porter atteinte à un être humain.
0- Bir robot insanlığa zarar veremez veya hareketsiz kalarak insanlığın zarar görmesine izin veremez.Un robot ne peut blesser un être humain ou, par son inaction, permettre qu'un être humain soit blessé.
Ancak konserlerde isteneni veremiyordu.Elles ne pouvaient pas participer aux concerts.
Ülke kendi şarkısına oy veremez.)Les téléspectateurs ne peuvent pas voter pour la chanson de leur propre pays.
Yapılan tahminlere göre verem, mide kanseri ya da ikisinin birleşimi olduğu söylenmektedir.Des spéculations ont eu lieu à propos de tuberculose, d'un cancer de l'estomac ou d'une combinaison des deux.
Yere değmeden üst üste 3 kez tutamaz veya elden ele pas veremezler.Au pire on ne peut plus redresser ou plier le doigt.
Genç hiç cevap veremez.Ah c'est vrai, vous ne pouvez pas répondre.
Johnny bu duruma anlam veremez.Jane a du mal à comprendre cela.
Örneğin yeterli kayıt alamayan ya da mezun veremeyen bir okul, kapalı sisteme örnek olarak verilebilir.Quitter le système scolaire sans qualification ou diplôme peut être une des conséquences de l'échec scolaire.
Uzmanlar bu olaya bir anlam verememiştir.Les spécialistes ne s'accordent pas sur ce point.
Bu durum tamamen nefes verememeyle sonuçlanır.Sous cette forme, il n'a pas besoin de respirer.
1882 - Robert Koch, verem hastalığına neden olan bakteriyi (mycobacterium tuberculosis) keşfettiğini duyurdu.1873-1882 : Robert Koch met en évidence le bacille responsable de la tuberculose (Mycobacterium tuberculosis).
Bu başarının ardından beklentileri verememiş ve 16 Mayıs 2008'de görevine son verilmiştir.Malheureusement , il n'eut pas le temps de terminer ce projet : il meurt le 16 janvier 1998.
Ve Dean tag veremez."Hommage à Jean Wertheimer.
Ama Mimi çok ağır verem hastasıdır ve ölümü yakındr.Helen est très malade et finit par mourir.
Michael Beasley de bekleneni verememişti.Abu Bakr n'accepta pas sa requête.
Ama veremden muzdaripdi ve sıhhati gayet fena idi.Demir guérit totalement et toute la famille fut heureuse.
Bu dönemde Virginia vereme yakalandı.La Fontaine y fut reçu à cette époque.
Babası 15 Kasım 1896 tarihinde veremden öldü.Elle meurt sans enfants après avoir testé le 15 novembre 1694.
Mary elbiseyi alıp almayacağına karar veremiyor.Mary no se puede decidir si comprar el vestido o no.
Sana bu kitabı ödünç veremem.No puedo prestarle este libro.
Tom ne alacağına karar veremedi.Tom no lograba decidir qué comprar.
Tom şu anda sana bir cevap veremez.Tom no puede darte una respuesta ahora.
Tom, işe mi gireceğine yoksa üniversiteye mi gideceğine karar veremiyor.Tom no logra decidirse entre conseguir un trabajo o ir a la universidad.
Sana hiç ödünç para veremem.No puedo prestarte nada de dinero.
Ofiste ara veremem. Müdürün beni görmesini istemiyorum.No me puedo dar un descanso en la oficina. No quiero que me vea el gerente.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod