Ana içeriğe geç
Sözlük

vaziyet ile cümle

vaziyet kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
7
ORT. KELİME
Kuhn söylentiyi şaşkın bir vaziyette karşılamaktadır.Nesse momento Ken ouve rumores sobre uma organização misteriosa.
Sıklıkla çok dik vaziyette durur.Pelo contrário, às vezes até se atrapalha muito.
Günümüzde yıkık vaziyette bulunan hisarın kalıntılarına rastlanmaktadır.Pedimos que a privacidade deles seja respeitada neste momento difícil.
Secde vaziyeti insanın Rabbine en yakın olduğu haldir.En dat hield in dat zijn volk hem niet meer hoefde te herkennen als hun heer.
Sıklıkla çok dik vaziyette durur.Ze komt vaak erg verlegen over.
Şu an çalışır vaziyette bir anaokulu bulunmaktadır.Tegenwoordig is er een kinderopvang in gevestigd.
Boşaltılan tesis binaları 20 yıl boyunca atıl vaziyette kaldı.De noodverlichting die men plaatste deed twintig jaar dienst.
Sağlık ocağı vardır işler vaziyette bir tane ebe ve haftada bir gün doktor gelmektedir.Een arm dienstmeisje werkt altijd ijverig en vindt op een dag een brief.
Vaziyetine bakılırsa, bir dilenciye benziyor.Als je afgaat op zijn uiterlijk, lijkt hij wel een bedelaar.
Secde vaziyeti insanın Rabbine en yakın olduğu haldir.Zaprawdę, człowiek jest niewdzięczny względem swego Pana!
Etkili, güvenilir bir ödeme sistemi tesis etmek ve bu sistemi çalışır vaziyette tutmak.Opracowała pewien niezawodny system, który ma w tym pomóc.
"Vaziyet genel bir halet-i ruhiye".Siedzenie cicho w czyimś pokoju."
Sadece bir adet Jagdpanther çalışır vaziyettedir.Istnieje tylko jedna Pomarańczowa Bateria.
Araba ağaçlara çarpmış, bavulları yerlere saçılmış vaziyettedir.Uchodźcy poruszają się pieszo, z bagażem na plecach.
Boşaltılan tesis binaları 20 yıl boyunca atıl vaziyette kaldı.Większość kolektorów próżniowych może być stosowana ponad 20 lat.
Secde vaziyeti insanın Rabbine en yakın olduğu haldir.I Herrens hand ligger människans framgång, och Han sprider sin glans över de styrande".
Palladio, villalarını daima vaziyetlerine referans alarak tasarladı.Palladio formgav alltid sina villor med utgångspunkt från deras omgivning.
Fakat elindeki alet henüz pek ilkel bir vaziyetteydi.Deras utrustning var väldigt primitiv.
Multiplayer moduna geçiş yapmak önceki oyunlardan daha kolay bir vaziyettedir.Spelet upplevs av många spelare som betydligt svårare än tidigare SimCity-versioner.
Sağ uçtaki süvari attan düşmüş vaziyette tasvir edilmiştir.Крайній праворуч щойно втратив коня, що лежить долу.
Şimdi vaziyeti düşünün.Поміркуйте над проблемою.
Köle ayakta veya diz çökmüş vaziyette olabilir.Кришка може бути знімною чи закріпленою на петлях.
Von Spee, Pasifik'te dağınık vaziyette seyir halindeki hafif kruvazörlerini geri çağırmak üzere emir verdi.Фон Шпеє наказав легким крейсерам і транспортам розходитися в різних напрямах.
Japon Zelkovaları yapraklarını dökmüş bir vaziyettedir.Децентралізація Японії набула шалених обертів.
Bütün memleket perişan vaziyettedir.Vesnici však nacházejí zcela vylidněnou.
Köle ayakta veya diz çökmüş vaziyette olabilir.Oběti stály nebo klečely v příkopu.
Sıkışık vaziyette bulunan Andronk bu müracaatı kabul eyledi.Drábik ve vidině vidět ještě své blízké, na tuto podmínku přistoupil.
Boşaltılan tesis binaları 20 yıl boyunca atıl vaziyette kaldı.Jeho traťový rekord zůstal nepřekonán dvacet let.
Daha sonra uzunca bir süre terk edilmiş bir vaziyette kalmıştır.Pak upadla na dlouhou dobu v zapomenutí.
Şu an çalışır vaziyette bir anaokulu bulunmaktadır.Aici urmează să funcționeze un azil pentru bătrâni.
İki çeşmesinden biri restorasyon görmüş diğeri bakımsız vaziyettedir.Consta în două straturi de cauciuc, unul vulcanizat iar celălalt netratat.
Japon Zelkovaları yapraklarını dökmüş bir vaziyettedir.Eközben a japán férfi a lekötözött Sayid körül ténykedik.
Şu an çalışır vaziyette bir anaokulu bulunmaktadır.Jelenleg gyermekotthon működik benne.
Tamamiyle müstakil yaşamaya, mali vaziyetimiz müsait değildir.Sem vagyonunk, sem életünk nem lesz biztonságban.
1 ila 128 günlük süre içerisinde çalışır vaziyette bekler.Mintegy tíz-tizenkét nap múlva várhatja sürgönyét.”
"Vaziyetler", 11 Şubat'ta radyolarda çalınmaya başlandı ve dijital ortamda indirilmeye açıldı.Október 11-én küldték el a rádióknak és ezóta letölthető.
Günümüzde yıkık vaziyette bulunan hisarın kalıntılarına rastlanmaktadır.Mai életében meghatározó Zalaegerszeg közelsége.
Vaziyeti uygun bulduğunuz anda, Rus filosuna hücum ediniz.De ez most csak egy csel!Menjen, pusztítsa el az orosz hadsereget.
Buna rağmen Monty, içinde bulunduğu vaziyeti çok da önemsememektedir.Shanks ei tunnu paljoa välittävän mitä hänelle itselleen tapahtuu.
Köle ayakta veya diz çökmüş vaziyette olabilir.Voi tehdä joko seisten tai polvillaan.
Sıklıkla çok dik vaziyette durur.Se elää usein melko syvällä.
Kıta ve vaziyeti sordular.Hän on kysytty tausta- ja sessiolaulaja.
Kendilerince hakiki vaziyetin tamamen bilinmekte olduğuna şüphe yoktur.Jämsä-proprin alkuperästä ei ole täyttä varmuutta.
Ceset tanınmaz bir vaziyettedir.Varastaminen oli heille tuntematon käsite.
İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra Kebir Camii terk edilmiş vaziyette kalmıştır.Μετά τον Δεύτερο Παγκόσμιο Πόλεμο, το Κεμπίρ-Τζαμί αφέθηκε σε κατάσταση παραμέλησης.
Sıklıkla çok dik vaziyette durur.Είναι αρκετά συχνά σε ενυδρεία.
Şimdi vaziyeti düşünün.Τώρα, σκεφτείτε το.
Daha sonra uzunca bir süre terk edilmiş bir vaziyette kalmıştır.Μετά απο αυτό παρέμεινε στην αφάνεια για αρκετό καιρό.
Bacakları uzanık vaziyette uyunmaz, her zaman dizler bükük durumda uyunur.Όταν τα πόδια δεν πατούν στο έδαφος, είναι πάντα τεντωμένα στις μύτες.
Palladio, villalarını daima vaziyetlerine referans alarak tasarladı.Palladio udformede altid sine villaer i forhold til omgivelserne.
İsa Evangalist sembolleriyle sarılmış vaziyettedir.Det centrale motiv her er Kristus omringet af symboler for evangelisterne.
Fakat elindeki alet henüz pek ilkel bir vaziyetteydi.De hjælpemidler man benyttede var primitive.
Kıta ve vaziyeti sordular.Ask og kvalkved.
Hapishanedeki vaziyetler artık „La Onda“'nın aleyhine dönüşür.Men hvem skal beskytte oss mot La Fayette?»
Omuzlar: İyice geriye atılmış vaziyettedir.Bakvingene er tilbakedannet (mangler).
Sıklıkla çok dik vaziyette durur.Men ofte forholder den seg taus.
Kuhn söylentiyi şaşkın bir vaziyette karşılamaktadır.Mordaunt sa seg så einig i en tilbaketrekking.
Secde vaziyeti insanın Rabbine en yakın olduğu haldir.Dilihat dari segi ini sesungguhnya manusia itu berhutang nyawa terhadap Tuhan.
Sıklıkla çok dik vaziyette durur.Dia sering membuat banyak kesalahan.
Köle ayakta veya diz çökmüş vaziyette olabilir.Người cho có thể quỳ gối.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod