vazgeçme ile cümle
vazgeçme kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Yeni yetenekler keşfetme tutkusundan ise hiç vazgeçmedi.Byl vždycky horlivý učit se nové dovednosti.
Fakat dostları yine de ona zan altında bulunduğunu hatırlatarak, kararından vazgeçmesini tavsiye ettiler.Jeho ministři, ve snaze se mu zalíbit, odpověděli, že se čekalo až na něho.
Ondan yeğenlerine bozgunculuktan vazgeçmelerini söylemesini emreder.Požádá tedy své synovce, aby se ho zbavili.
Daniel’in uzlaşma çabalarına rağmen babası bu kininden ölümüne dek vazgeçmemiştir.În ciuda încercărilor lui Daniel la reconciliere, tatăl său a purtat pică până la moartea sa.
Fakat dostları yine de ona zan altında bulunduğunu hatırlatarak, kararından vazgeçmesini tavsiye ettiler.Acesta, crezînd că ei au uitat să i-o restituie, a cerut-o cu asprime.
Çoğu trans erkek bu sebeplerden dolayı bu müdahaleden vazgeçmektedir.Psihopații scapă de multe ori de justiție din aceste motive.
Askinin reddedildiği için çok kizgindir ama yine de Rinaldo'ya karşı askından vazgecmez.Își celebrează triumful chiar dacă nu i-a supus pe deplin pe dardani.
Vazgeçmek nedir hiç bilmiyor.Să mă renasc nu știu.
Sigara içme alışkanlığından vazgeçmek zor.Este greu să renunți la obiceiul de a fuma.
Hiçbir taraf vazgeçmedi.Niciuna dintre părți nu a renunțat.
Sana vazgeçmeyeceğimi söyledim.Ți-am spus că nu am fost de gând să renunț.
Belki aşk romanları okumaktan vazgeçmelisin.Poate ar trebui să renunți la citit romane de dragoste.
Günlük işinden vazgeçme.Nu renunța la slujba ta de zi.
En kötü zamanda bile eğlenmekten vazgeçmez.A könnyű szórakoztatásnál nem is akart többet elérni.
Fakat savaşdan vazgeçmemişti.A harcot azonban nem adta fel.
Danny, Sandy'e deli gibi aşık olsa da tavırlarından vazgeçmeyecektir.Gia beleszeret Sandy-be, de a szerelmük nem teljesedik be.
Fakat Anastasios imparatorluktan vazgeçmemişti.Freising azonban nem tudta kivonni magát a birodalmi pártharcok alól.
Takıntısız ve koşulsuz cömertlik, verme ve vazgeçme olarak ifade edilir.Ennek jellemzője a feltétel nélküli nagylelkűség, az adakozás és az elengedés.
Hasan vazgeçmedi ve anlaşma sağlanamadı.Hugo nem adja fel, és megpróbálja a lehetetlent.
Bu nedenle vazgeçmek için hiç neden yok." dedi.Nem látom okát annak, hogy távozzak."
Bunu yapmaktan vazgeçmeyeceğim!Nem hagyom abba.
Vazgeçmek nedir hiç bilmiyor.Syytä luopumiseen ei tiedetä.
En kötü zamanda bile eğlenmekten vazgeçmez.Samalla hän kuitenkin menettää tahattoman hauskuutensa.
Fakat savaşdan vazgeçmemişti.Mutta tämä ei lopettanut sotaa.
Eğer vazgeçmezsen, mutlaka seni taşa tutarım.Jos et usko, vedän sinua turpaan.
Oyun, seyirci tarafından yuhalanmış ve Çehov, tiyatrodan vazgeçme eşiğine gelmiştir.Lokkiin suhtauduttiin aluksi penseästi, ja Tšehov masentui näytelmän huonosta vastaanotosta.
Tom şehir hayatından vazgeçmeye ve kırsalda yaşamaya karar verdi.Tom päätti luopua urbaanista elämästä ja muuttaa maalle.
Doktor bana sigaradan vazgeçmemi söyledi.Lääkäri käski minua lopettamaan tupakanpolton.
Hak ve Adaletten vazgecmeyecegim.Δικαιοσύνη και αδικία.
Sadece diyebilirim ki: ölürken bile yalan söylemekten vazgeçmezler.Μπορώ μόνο να πω ότι ακόμη και νεκροί θα ψεύδονται.
Daniel’in uzlaşma çabalarına rağmen babası bu kininden ölümüne dek vazgeçmemiştir.Παρά τις επίμονες προσπάθειες του Ντάνιελ για συμφιλίωση με τον πατέρα του, εκείνος δεν μαλάκωσε ποτέ.
Gazetecilikten vazgeçmedi.Επιδόθηκε στη δημοσιογραφία.
Bunun üzerine başsız kalan ahali protesto etmekten vazgeçmek zorunda kaldı.Κατά συνέπεια, ο Πρωθυπουργός αναγκάστηκε να παραιτηθεί.
En kötü zamanda bile eğlenmekten vazgeçmez.Stopper når den ikke er sjov længere.
Katılımcılardan hiçbiri 300 volt seviyesinden önce şok uygulamaktan tereddütsüzce vazgeçmedi.Ingen af forsøgspersonerne afbrød forsøget før 300 volt.
Bu topraklardan vazgeçmek, devleti küçültmek ile değil, devletin parçalanması ile eşanlamlıydı.Ganske vist belejrede de ikke byen, men ødelagte landet.
Ona Darcy’nin kızı Anne ile nişanlı olduğunu söyler ve Elizabeth’in Darcy’den vazgeçmesi ister.Hun håber at blive gift med Mr. Darcy og er derfor meget jaloux på Elizabeth.
Atina kente saldırdı ve Nakşa bu karardan vazgeçmek zorunda kaldı.Men Fontana var engageret andetsteds og måtte takke nej til tilbuddet.
O bize çıktı ve dedi ki: "Ben bu hayattan vazgeçmeye karar verdim.Han kom ut til oss og sa: «Jeg har besluttet å forlate dette livet.
Katılımcılardan hiçbiri 300 volt seviyesinden önce şok uygulamaktan tereddütsüzce vazgeçmedi.Ingen av forsøkspersonene avbrøt forsøket før 300 volt.
Klip çekilen şarkıları "Sebebim", "Asla Affedilmez" ve "Sakın Vazgeçme"dir.Lever etter mottoet «Aldri gi opp, aldri lyve, aldri be om unnskyldning».
Bu nedenle vazgeçmek için hiç neden yok." dedi.Det var bare ikke fornuftig å slutte.»
Atina kente saldırdı ve Nakşa bu karardan vazgeçmek zorunda kaldı.Borgerne i Athen protesterte mot dette og tvang ham ut av byen.
Kolay vazgeçmem".Tidak akan aku serahkan ."
Eğer vazgeçmezsen, mutlaka seni taşa tutarım.Kalau kamu tidak menentangnya, kamu akan habis ditindasnya.
Ben, her şeye rağmen şarkılar söylemekten, ağlamaktan, gülmekten, kısaca yaşamaktan vazgeçmeyeceğim.Saya tidak tahu apakah saya menangis, atau tertawa.
Ancak, onu yok etme amacından vazgeçmediler, ona bir tuzak kurmaya kara verdiler.Ia pun mengingkarinya, hingga akhirnya mereka (para pengikutnya) meninggalkannya.
Gözetmenler Konseyinden kovulsa bile hiçbir zaman yapılması gereken şeyi yapmaktan vazgeçmemiştir.Seorang dokter hanya akan pensiun jika sudah tidak ada lagi yang bisa dilakukan.
Yenmeye çalıştığı korku onu sarmış ve planından vazgeçmenin eşiğine getirmiştir.Fitri yang berusaha menolong Lia akhirnya kecelakaan dan ditolong oleh Slamet.
Bu çalışmaları Simgeciliğe yönelikti ve bu yönelimden hiçbir zaman vazgeçmedi.Cukup lama itu dia lakukan, tetapi langkahnya tak pernah menyerah.
Daniel’in uzlaşma çabalarına rağmen babası bu kininden ölümüne dek vazgeçmemiştir.Mặc dù những nỗ lực hòa giải của Daniel, cha ông mang sự thù oán cho đến khi qua đời.
(Tıp mottosu) Nihil obstat Sakıncası yok Nil desperandum Asla vazgeçme.Nil desperandum – Đừng bao giờ tuyệt vọng.
Herkesi ikna etmekten vazgeçmeli Başbakan.Lê Sát làm Thủ tướng, quyết đoán mọi việc.
Hayatımdan vazgeçmeyeceğim.Tôi sẽ không từ bỏ.
Evi İsviçre'de olmasına rağmen, Fransız vatandaşı olmaktan asla vazgeçmedi.Cô chưa bao giờ đến Haiti mặc dù cô là một công dân Haiti.
Ayrıca imzaladığı kontrat her sene kontrattan vazgeçme hakkını barındırıyordu.Dù vậy, điều khoản trong hợp đồng lại hoãn ngày thu hồi sang nhiều năm tới.
Tanrı, onlardan tamamen vazgeçmeyeceğinin sözünü verir.Thề nguyền mãi không rời....
Eğer vazgeçmezsen, mutlaka seni taşa tutarım.もしそれをやめないなら、必ずあなたを石打ちにするであろう。
( Uyumlu tavrınızdan vazgeçmeyin ve güncel, yararsız çözümlere kapılmayın. )頒布(定期購入)には最後まで参加(お休みしてもよい)しなくてもよい。
Herkesi ikna etmekten vazgeçmeli Başbakan.首相の号令で全員起立。