vazgeçme ile cümle

vazgeçme kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
6
ORT. KELİME
Gazetecilikten vazgeçmedi.ولم يتوقّف عن الكتابة الصحفية.
Ancak taht sevdasından vazgeçmemiştir.لكن إلهة القمر لم تبادله حبا بحب.
Bu nedenle vazgeçmek için hiç neden yok." dedi.ولهذا السبب لم تعد له قيمة بالنسبة لنا."
Fakat Vehip Paşa vazgeçmez.وبالإضافة إلى ذلك، فإنه لا يثبط ناقلة GABA.
Vazgeçmek nedir hiç bilmiyor.ولا يُعرف طريقة للتخلص منه.
Fakat savaşdan vazgeçmemişti.Mas não abandonou a luta.
Fakat Joseph, annesinin ısrarlarına rağmen iddialarından vazgeçmedi.Contra a insistência da sua mãe, José II não desistia da sua reivindicação.
Vazgeçmeye çabalamak yerine bu halde kalmayı tercih edebilir.Ela iria preferir acabar do que se comprometer.
Bu durum, kozmologların devinimli (döngüsel) evren modelinden vazgeçmelerine neden oldu.Estes argumentos fizeram que os cosmólogos abandonassem o modelo de universo oscilante.
Fakat dostları yine de ona zan altında bulunduğunu hatırlatarak, kararından vazgeçmesini tavsiye ettiler.Não obstante seus subordinados negaram a cumprir a ordem.
Bölgedeki bazı gruplar ise Aramice dilinden vazgeçmemek için direndi.A banda recusou abandonar a língua materna.
Müslümanlıktan vazgeçmeyen Tatar halkı, köylerde yaşamaya mahkûm edilmişti.Os habitantes que se recusaram a viver sob o domínio otomano receberam terras noutros lugares.
Evi İsviçre'de olmasına rağmen, Fransız vatandaşı olmaktan asla vazgeçmedi.Embora tenha vivido em Genebra por 40 anos, Wilsdorf nunca tornou-se um cidadão suíço.
En kötü zamanda bile eğlenmekten vazgeçmez.À noite, não falta diversão.
Bu nedenle vazgeçmek için hiç neden yok." dedi.Então não tem o porquê de externar isso".
Gazetecilikten vazgeçmedi.De journalistiek gaf hij daarbij niet op.
Fakat Blomberg vazgeçmediği için 27 Ocak 1938'de bütün görevleri ve mevkileri alındı.Blomberg deed op 27 januari 1938 afstand van alle publieke functies.
Hak ve Adaletten vazgecmeyecegim.Recht en waarheid maken vrij.
Daniel’in uzlaşma çabalarına rağmen babası bu kininden ölümüne dek vazgeçmemiştir.Ondanks Daniels pogingen tot toenadering bleef de vader hardnekkig ieder contact afhouden tot aan zijn dood.
Evi İsviçre'de olmasına rağmen, Fransız vatandaşı olmaktan asla vazgeçmedi.Hoewel hij nooit in Nederland woonde had hij wel de Nederlandse nationaliteit.
Ben, her şeye rağmen şarkılar söylemekten, ağlamaktan, gülmekten, kısaca yaşamaktan vazgeçmeyeceğim.Hiernaast ontbreken de liedjes Lachen, lachen, lachen en Kom we gaan er tegenaan.
Zayn vazgeçmez, haftalar sonra tekrar geri döner.Julia draait bij en na enkele weken heimwee keert ze terug.
İnsani değerlerden vazgeçmez.Mensen in hun waarde laten.
Ne olursa olsun, vazgeçmemelisin.Wat er ook gebeurt, je moet niet opgeven.
Asla vazgeçme!Nooit opgeven!
Öyle kolay vazgeçmemelisin.Je moet niet zo gemakkelijk opgeven.
Bana vazgeçmem gerektiğini söyledi.Hij zei dat ik moest opgeven.
Asla vazgeçmeyeceğim!Ik zal nooit opgeven!
Ondan vazgeçmeyeceğim.Ik ga haar niet opgeven.
Vazgeçmediğin için teşekkürler.Bedankt voor het niet opgeven.
Asla vazgeçmeyeceğiz!We zullen nooit opgeven!
Senden vazgeçmeyeceğim.Ik geef jou niet op.
Plandan vazgeçmeye mecbur bırakıldı.Hij was genoodzaakt het plan op te geven.
Ona Darcy’nin kızı Anne ile nişanlı olduğunu söyler ve Elizabeth’in Darcy’den vazgeçmesi ister.Pyta ją, czy to prawda, iż zaręczyła się z panem Darcym.
Evi İsviçre'de olmasına rağmen, Fransız vatandaşı olmaktan asla vazgeçmedi.Po 1956 r., zamieszkał w Szwajcarii, choć nigdy nie porzucił obywatelstwa francuskiego.
En kötü zamanda bile eğlenmekten vazgeçmez.Jednak nie docierają na zabawę.
Çabalamaktan vazgeçmedi.Nie stawiał oporu.
Hayatımdan vazgeçmeyeceğim.Nie rezygnuje jednak z życia.
Bu başarısızlığa rağmen Haçlılar komutanları direk hücum şeklindeki saldırılardan vazgeçmemeye kararlıydılar.Po nieudanym ataku janczarzy, wbrew woli dowódców, przerwali walki.
2015 yılının başında Asla Vazgeçmem dizisinde oynamıştır.W sezonie 2015 nie wystartował w rozgrywkach.
Fakat buna rağmen Karanlık Jedilar Karanlık Güç'ten vazgeçmediler.Ale nawet oni nie byli wystarczająco silni, żeby opanować siły ciemności.
Ancak Birleşik Donanma ağır kayıplara uğradı ve deniz harekatından vazgeçmek zorunda kalındı.Stracił jednak tak wiele okrętów, że zmuszony był w końcu wycofać się z bitwy.
Bu durum pilot olma isteğinden zorunlu olarak vazgeçmesine neden oldu.I niekoniecznie była ona efektem złej woli pilotów.
Ancak taht sevdasından vazgeçmemiştir.Nie rezygnuje jednak z miłości.
Kolay vazgeçmem".Vi ger oss inte."
Evi İsviçre'de olmasına rağmen, Fransız vatandaşı olmaktan asla vazgeçmedi.Trots att han under hela sin karriär var aktiv i Frankrike blev han aldrig fransk medborgare.
1800 yılı civarında bira üreticilerinin kahverengi maltı baz almaktan vazgeçmeleriyle bu biralar yok olmuştur.Dessa öl dog ut runt 1800 eftersom bryggerierna gick ifrån att använda brun malt som bas.
Atina kente saldırdı ve Nakşa bu karardan vazgeçmek zorunda kaldı.Atens medborgare motsatte sig detta och körde ut honom ur staden.
Ayrıca imzaladığı kontrat her sene kontrattan vazgeçme hakkını barındırıyordu.Det förekom även att kontrakten förnyades årsvis.
Ancak Birleşik Donanma ağır kayıplara uğradı ve deniz harekatından vazgeçmek zorunda kalındı.Fartyget var emellertid så illa skadad, att han måste återvända hem.
Bir noktada yazma işinden büsbütün vazgeçmeye karar veriyor.В цей момент письменництво сказало мені кинути мою роботу.
Vazgeçmek nedir hiç bilmiyor.Як зупинити це вона не знає.
Fakat Vehip Paşa vazgeçmez.Автомобіль не повинен зупинятися.
Bu nedenle vazgeçmek için hiç neden yok." dedi.Тому, немає сенсу кидати справу».
Bazen düşerim ama asla vazgeçmem.Я іноді падаю, але ніколи не здаюся.
Röhm'den "ikinci devrim" için bastırmaktan vazgeçmesini istedi.Mnohokrát na Röhma naléhal, aby upustil od své „druhé revoluce“.
Trista ile Teresia yine de vazgeçmeyip onu yerden kaldırmaya çalışmıştır.Nicméně Trista s Teresií se nevzdávaly a stále se jí snažily zvednout.
En kötü zamanda bile eğlenmekten vazgeçmez.Časem je to ale přestane bavit.
O ise asla takılmaktan vazgeçmez.Nikdy se nevzdáme, slyšíte?
Çabalamaktan vazgeçmedi.Nepodřídil se.

İlgili Sayfalar